k

Kitaptan sectiklerim

1 üye · 2 yeni gönderi
Takip
Mutsuz Olmak
Neredeyse hiç konuşmuyoruz çünkü düşüncelerimizi iyice derine, içimizde iyice derin bir yere gömmeye başladık. Yeniden konuşmaya başladığımızda da sadece gereksiz şeyler söyleyeceğiz. Eskiden aklımdan geçen her şeyi sana söylemek isterdim. Ama artık öyle değil. İçimdeki anlatma isteği söndü. Düşündüklerimi biraz kendime anlattıktan sonra gömüyorum. Zamanla, yavaş yavaş, kendime de bir şey anlatmayacak duruma geleceğim. Her şeyi, her ufak düşünceyi, daha şekil almadan hemen gömeceğim." "Ama bu mutsuz olmak demek," dedim. "Hiç kuşkusuz," dedi. "Çok mutsuz olmak demek. Ama bu birçok insanın başına geliyor. İnsan belli bir noktada ruhuna bakmak istemiyor. Eğer bakarsa, bir daha yaşama cesareti bulamayacağından korkuyor."
Sayfa 109 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Kitaptan sectiklerim
John Wilhelm Snellman
"Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamlar kafelerde iskambil kağıtları ve domino taşlarının başına oturun diye yetiştirmedi. Bu durumda aydın değil, aydın çamurusunuz. İnsanların zihninin, iradesinin, enerjisinin, insanların vicdanının alarmı olmalısınız. Halkı uyandırın. Köylülere, işçilere, şehirli alt tabakalara nasıl daha iyi yaşayacaklarını, nasıl daha iyi bir yaşamın kurucuları olabileceklerini öğretin. "İnsanlara yaşama değer vermeyi, onu korumayı öğretin. Onlara sert Suomi'mizde bile her köylü ve işçinin iyi, sağlıklı ve makul bir hayat yaratabileceğini söyleyin." "Onlara nasıl çalışacaklarını, basit de olsa sağlam bir evin nasıl yapılacağını ögretin. Hem çocuklarının hem kendilerinin sağlıklarına özen göstermelerini öğretin. Onlara mutlu bir aile hayatı kurmayı öğretin. Bir erkeğin karısına bir kadının kocasına nasıl davranacağını, çocuklarını nasıl yetiştireceğini öğretin." "İnsanlara doğruluk, düzen ve disiplini öğretin. Onlara vicdanlı olmayı, sevmeyi ve düzene saygı duymayı öğretin. Hem kendisinin hem de diğer insanların haklarına saygı duymayı da. İnsanlara kendiniz örnek olun." "İnsanlarla olan ilişkilerinizde onların eğitimcileri olun." "Bütün Suomi'ye büyük bir aile olarak bakalım. Bütün Fin halkının en fakir baca temizleyici, katrancı, dul kadın, temizlikçinin sizin küçük erkek ve kız kardeşleriniz olduğunu unutmayın. Onları eğitmek ve kadim kültürlere sahip ülkeler arasına sokmak sizin görevinizdir. Unutmayin ki insanlarınızın cehaleti, edepsizliği, sarhoșluğu, hastalığı, yoksulluğu sizin de utanç verici suçunuzdur."
Sayfa 12 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Kitaptan sectiklerim
Reklam
Tanrı'ya daha çok yer vermek
Gaudi'nin işine yönelik "ya hep ya hiç" yaklaşımı, yaşamının bütün yönlerini etkiledi; bu durum özellikle de beslenme biçiminde kendini gösteriyordu. Sıkı bir vejetaryendi, salata ve sütle yaşardı, ara sıra günün belirli bir bölümünde oruç tutardı. Ailesi ve arkadaşları endişelerini dile getirdiklerinde Tanrı'ya yer bırakmak için çok az yemek yediğini söylüyordu. Gaudi öyle sıkı bir oruç tutmaya başladı ki neredeyse ölecekti. O kadar zayıf düştü ki elden ayaktan kesildi, babası bile onu oruc tutmaktan vazgeçiremedi. En sonunda arkadaşlarından biri tutduğu orucun inanca değil Gaudinin kendisine dikkat çektiğini ileri sürdüğünde vazgeçti.
Sayfa 38 - Hep Kitap·Kitabı okuyor
Kitaptan sectiklerim
"artık hiç hevesim kalmadı"
"Ama biliyor musun," dedi Lise hafifce başını eğerek "artık hiç hevesim kalmadı." "Ne demek istiyorsun?" "Berlin'de otuz yıl boyunca hem bir kadın hem de bir fizikçi olarak var olma mücadelesi verdim ve doğruyu söylemem gerek, sen de hep benim yanımdaydın. Bir hiçtim, ön kapıdan girmeye bile hakkım yoktu. Tuvalet için beş yüz metre uzaklıktaki bir restorana gitmek zorundaydım. Önce asistan, sonra profesör oldum. En sonunda da Kaiser Wilhelm Enstitüsü'ndeki fizik departmanının başına geçtim. Ve bir gece, 12 Temmuz 1938'de her şeyi kaybettim. Kaçtım. Hayatta kaldım. Her şeye sıfırdan başladım. Burada, Stockholm'de var olmak için bir kez daha - fakat bu kez yalnız -savaşmam gerekti. Nükleer fiziğin varlığını sürdürebilmesi için. Bir de İsveççenin ne kadar zor bir dil olduğunu düşün. İnanılmaz derecede zor. Bazen seninle birlikteyken kazandığım güveni Berlin'de bıraktığımı düşünüyorum."
Sayfa 54 - Timaş·Kitabı okudu
Kitaptan sectiklerim
Çözüm ~ Konuşulmayan perşembeler
Genel olarak işyerinde özgürlüğümüzü elimizden alan üç şey sayabiliriz: toplantılar, yöneticiler ve e-postalar. Çoğumuz toplantılar arasında kalan on ila yirmi dakikalık boşlukları, düzgün bir şekilde yapılmaları yoğun konsantrasyon ve kesintisiz uzun zaman dilimleri gerektiren işlerle doldururuz. Seri girişimci ve Remote: Office Not Required kitabının yazarı Jason Fried'a göre toplantılar ve yöneticiler üretkenliğimize köstek oluyor. Bir perşembe seçin, mesala her ayın ilk ya da son perşembesi olsun ve o gün ofiste kimsenin birbiriyle konuşması olmasın. Toplantı olmasın. Sadece sessizlik. Şimdi hangi işi bitirmeniz gerekiyorsa bitirebilirsiniz.
Sayfa 188 - PEGASUS·Kitabı okudu
Kitaptan sectiklerim
Mosca ~ sinek
Ruhumu yansıtacak bir isme sahip değilim malesef. Anın ruh haline göre şekillenen bir ismim olsaydı keşke. Aslında ben adımı her andığımda özel bir şey hissetmiyorum ama peki ya karşımdakinin içinde ve yüzünde gördüklerim ? Bașkalarının gözünde asla adımdan bağımsız olarak, yüreğimde hissettiklerimle var olamadım. Aksine adı Moscarda olan birisinin baştan kaybedenlerden olduğunu ima edecek yüz ifadeleri takındılar hep. Benim içimdeki gerçeklikden en ufak kırıntı taşımayan, bana Moscarda diye seslenen başkalarının halt etmesi. ( "Mosca"nın sinek demek olduğunu hepiniz bilirsiniz ve vızıltısının yarattığı rahatsızlığı anlatmama gerek yok. )
Sayfa 80 - ithaki
Kitaptan sectiklerim
Reklam
Reklam