"Ama biliyor musun," dedi Lise hafifce başını eğerek "artık hiç hevesim kalmadı."
"Ne demek istiyorsun?"
"Berlin'de otuz yıl boyunca hem bir kadın hem de bir fizikçi olarak var olma mücadelesi verdim ve doğruyu söylemem gerek, sen de hep benim yanımdaydın. Bir hiçtim, ön kapıdan girmeye bile hakkım yoktu. Tuvalet için beş yüz metre uzaklıktaki bir restorana gitmek zorundaydım. Önce asistan, sonra profesör oldum. En sonunda da Kaiser Wilhelm Enstitüsü'ndeki fizik departmanının başına geçtim. Ve bir gece, 12 Temmuz 1938'de her şeyi kaybettim. Kaçtım. Hayatta kaldım. Her şeye sıfırdan başladım. Burada, Stockholm'de var olmak için bir kez daha - fakat bu kez yalnız -savaşmam gerekti. Nükleer fiziğin varlığını sürdürebilmesi için. Bir de İsveççenin ne kadar zor bir dil olduğunu düşün. İnanılmaz derecede zor. Bazen seninle birlikteyken kazandığım güveni Berlin'de bıraktığımı düşünüyorum."