Giriş Yap
“Bence siz başka birini sevmekten çok kendinize âşıksınız.”
Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Reklam
·
Reklamlar hakkında
"Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum."
Sayfa 14 - Can Yayınları
“Kendisine deliler gibi âşık olduğundan böyle bakımlı görünmelere önem veriyordu.”
Sayfa 31 - Yapı Kredi Yayınları
Reklam
·
Reklamlar hakkında
56 syf.
Saltanatın Çöküşü
Stefan Zweig da tıpkı Kafka gibi kitabın temasını kapağa sığdıran isimlerden biri. Nerden mi anlıyoruz? Madam'ın kraliyet mensubu sevgilisi Bourbon Dükü, Kral tarafından görevinden azledilir. Hemen akabinde, yaptığı yüklü harcamalar dolayısıyla da şahsını Normandiya'ya sürgün edilmiş bulur. İlk zamanlar kısa bir seyahat gibi görünen sürgün, Kral tarafından en az iki yıl olarak onanır. İşte tam bu noktada kitaba ismini verecek olan olay cereyan etmeye başlar: "Bir Çöküşün Öyküsü!". Şatafatı ve şahsına yapılan dalkavuklukları ömrüne pelesenk edinen Madam, gittiği topraklarda manevi boşluğa düşecektir. Paranın ve gösterişin tüm kapıları açacağını düşünen Madam, her planında hüsrana uğrayacak ve kozlarını bir üste taşıyacaktır. Öyle ki, ölümünü dahi egosuna kurban edecektir! Ölümünün Kraliyet ailesi ve halk tarafından yankı uyandıracağını düşünen Madam, kahramanlaşacağını hayal ederken içler acısı pozisyona düşecektir. Kitapta insan için "sosyal hayvan" betimlemesi yapan yazar, bu yaklaşımında haklı olduğunu kitap boyunca göstermektedir. Özetle, otokontrol meziyetini yitiren bir insanın ne denli canavarleşebileceği Zweig tarafından ayan beyan gözler önüne sürülmüştür.
“Burunlarımız ayda bulunduğundan, kendi burunlarımızı göremiyoruz.”