m

Mübadele

3 üye
Takip
10/10
·248 syf.··
2026 65. kitabı
Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan! Bir kitap düşünün; günlerce okuyup finaline 50 sayfa kala bir türlü okumaya cesaret edemediğiniz, okuduğunuzda saatlerce boşluğa dalıp dalıp gittiğiniz, ah ne olurdu sanki deyip türlü senaryolar ile kitabın gerçek ile yanılsamalar arasında mekik dokuduğunuz bir kitap düşünün. Saatler sonunda bile boğazımda bir düğüm bırakan, yaralı bir kitapla karşınızdayım. Kitap, Emin Ali'nin bakış açısından tüm çıplaklığıyla, kusurlarıyla, onun gibi nice mübadelilerin neler yaşadığına konu oluyor... Aslında o yaranın içinde bir zamanlar birbirinin yaralarını saran, gülüp oynayan, türlü talihsizlikler yaşayan, düğünlerde omuz omuza veren, birbirlerinin dinine sevgi, saygı ve hoşgörüyle kutlayan iki milletin nasıl dış güçler tarafından yarım bırakıldığına, nasıl birbiriyle sırt sırta veren bir milletin karşı karşıya geldiğine tanık olacaksınız. İki kelimeden oluşan acı göçün "MÜBADELE" adı altında iki tarafında kök saldığı topraklardan nasıl söküldüğünü; evlerini, komşularını, en önemlisi de kimliklerinin nasıl bir bilinmezliğe yelken açtığına şahit olacaksınız. Yarım kalan hayatların, geride bıraktıkları ölülerin ve iyi-kötü tüm o güzelliklerin mazide kaldığı o günleri okurken, sanki kendim yaşamış gibi oldum. Çok etkilendim. O zamanın insanları... Ne ileri gidebildi ne de geri... Dido Sotiriyu'nun da dediği gibi, "Kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Tanrı bin belasını versin!" ... Midilli'de geçen güzel günleri bir fırtına bekliyordu... Bu fırtınada ne rüzgarlar, ne kasırgalar çıksa da halk, birbirine sımsıkı tutunmayı başarmıştı... Mübadele olana kadar... Mübadeleden sonra iki tarafta da değiş tokuşlar sonucunda evinden, memleketinden ayrılan Emin Ali, daha on yaşında minicik omuzlarına binen yüklerin acısını yıllar sonra bile daha dün gibi
Mübadele
İki Gözüm DespinaYasemin Özek · Çınar Yayınları · 201791 okunma
Çocuk Gelin Havva
"Nasıl olsa büyümeyecek miydi?’ dediler. Büyüyünce evlenmeyecek mi? Hem kurulu düzen. Ablası yeni gelindi zaten. Çeyizinin çoğuna el değmedi daha. Küçük kıza çeyiz yapmak da gerekmez. Ablasının çeyizi onun olur. Ablasının evi onun evi, kocası onun kocası olur. Tam dedikleri gibi oldu; Çocuk kadın, çocuk gelin... Oyuncak bebeğini bırakıp kendi bebeğini aldı kucağına. Kimse "Olmaz. Olmasın. Hiç olur mu öyle şey! " dememişti. Çok kolayına gelmişti herkesin. Sokaktan çağırıp gelin etmişlerdi küçük Havva'yı."
Sayfa 339·Kitabı okudu
Mübadele
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ερωτόκριτος; her Giritlide bulunur bu kitap
"O gece ‘Erotokritos’ (Ερωτόκριτος) adlı kitabının cilt kapağına sakladığı mektupları çıkardı Gülfidan. Hiçbirini okumadan hepsini yırtıp attı. Nikos'u uğurladıktan sonra mektuplarını saklamanın gereği yoktu. Anılar yeterliydi."
Sayfa 399·Kitabı okudu
Mübadele
Ena Psomi
"Ena psomi" (Bir ekmek) dedi. Taze ekmeklerin dükkânı kaplayan sıcak kokusunu duyunca, "Zesto psomi" (Sıcak ekmek) diye ekledi. "Türkçe isteyeceksin" dedi fırından yeni çekilmiş, küreğin üstündeki sıcak ekmeklerden birini alıp elinde sallayarak. "Türkçe istemezsen ekmek yok." Döndü çıktı fırından Hamide Hanım. Dilim olsaydı, diye düşündü. "Sıcak ekmek..." demek için değil, Türkçe'yi neden bilmediğini anlatmak için isterdi dili olmasını. Girit'te günlük hayatlarına, ibadetlerine karışılmadıĝını, ama Türkçe konuşmalarına izin verilmediğini, Türkçe'yi bu yüzden öğrenemediklerini, söylemek istedi oysa. Öğrenme imkânı olsaydı öğrenirdi, ama adada Türkçe bilen hemen hemen hiç kimsenin bulunmadığını anlatmak için isterdi Türkçe konuşabilmeyi. Ama değmezdi. Hiçbir şey söylemedi. Bir gece ekmeksiz kalsalar, kimse açından ölmeyecekti…”
Sayfa 319·Kitabı okudu
Mübadele
Vatan bildiğimiz, Vatan dedikleriyle aynı mıdır?
“Birileri ‘Sizin asıl yeriniz orasıdır, siz hatırlamıyorsunuz ama zaten oradan geldiniz,’ diyordu. ‘Asıl kültürünüz, asıl kimliğiniz oradadır. Siz şimdi asıl vatanınıza gidiyorsunuz,’ diyordu. Vatan belledikleri yerde yaşama şansları kalmamıştı ama, ‘asıl vatanınız’ denerek gönderildikleri yer hakkında en küçük bir bilgileri yoktu…”
Sayfa 229·Kitabı okudu
Mübadele
Girit’in fethi
“Türklerin Girit’i Rumlar’dan değil, Venediklilerden aldığını göğsünü gere gere anlatıyordu. Üstelik yirmi dört yıl süren çok zorlu bir savaşla fethedilmişti Girit.”
Sayfa 45·Kitabı okudu
Mübadele