Bir de davranışların şükrü vardır. Bu da Allah'ın verdiği nimetleri, bu nimetleri veriş amacına uygun bir şekilde kullanmaktır. Yani Allah'ın verdiği göz nimetini harama bakmak için değil hakkı görmek için, dil nimetini yalan, iftira, gıybet ve sövmek için değil hakkı söylemek için, aklı türlü hileler ve zararlı planlar için değil hakkı ve hayırlı olanı tefekkür etmek için, kalbi sinsi bir takım duyguların oluşturulması için değil insanı aziz kılan yüce bir takım hissiyatın inşası için kullanmak şükrün davranış dünyasında ete kemiğe bürünmesidir.
Resûlüllah (sav) bana şunları yapmamı tavsiye etmiştir:
Kendimden daha zenginlere değil daha fakirlere bakmamı,
Yoksulları sevmemi ve onlara yakın davranmamı,
Küskün olsam bile sıla-i rahmi yerine getirmemi,
Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmamamı,
Acı da olsa hakkı söylememi ve لا حول ولا قوة إلا بالله -La havle vela kuvvet illâ billâh-sözünü çokça söylememi... Çünkü bu söz cennet hazinelerinden bir hazinedir."
Ahmed b. Hanbel, Müsned
Taberani, Mu’cemu’l-Kebir