Ömür boyu ayıp etmedim mi babama zaten! Onun da bana pek ilgi gösterdiği söylenemez aslında; anası babası yollarını ayırmış olan çocukların ortak kaderidir bu, kimin yanında kaldılarsa, diğerine yabancı büyürler. Neyse ki benim durumumda bir adalet söz konusuydu, çünkü ben annemin ya da babamın değil, anneannemle dedemin yanında büyümüştüm. Annem de babam da bana eşit mesafede uzaktılar. Ya da ben öyle olduklarını düşünmüştüm. Yılların içinde her vesileyle görüyordum ki, aslında onlar bana değil, ben onlara uzakmışım. Çocukluğum ve ilkgençligim boyunca düşkünlük ve sevgi tercihimi hep anneannemle dedemden yana koymuşum. Son birkaç yıldır görebiliyordum ancak, her derdimde yanıma koşmaya hazır olduklarını. Bu yüzden arabaya biner binmez uyumamamalı, (fedakar) babamla sohbet etmeliydim yol boyunca.
İnsânlar üzerinde Rabb'lik, Melik'lik ve İlâh'lık taslayanlar Tevhid'in egemenliğini bölmekte ve insânları Allah yerine kendilerine kul/köle hâline getirmeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle yapılan bu eyleme "Cin Çarpması" yerine "Cin Bölmesi” adını vermek bana daha isâbetli gelmektedir. Her gün bizler sürekli bir "Cin Bölmesi" tehlikesiyle karşı karşıyayız ve dünyâ ölçeğindeki hâlimize baktığımızda bu konuda görünmeyen varlıkların son derecede başarılı oldukları ortadadır. O kadar çok bölündük ki, ipi kopan dağılmış tesbih taneleri gibi olduk. Gönlümüz zihnimiz parça parça oldu. Ülkelerimiz/sınırlarımız bölündü, mezheplerimiz/meşreplerimiz/dillerimiz/dinlerimiz bölündü, mescidlerimiz, okullarımız, iş yerlerimiz hatta evlerimiz bölündü. Üstelik olanca hızıyla sürüyor bu bölünme. Ne kadar küçük parçalara ayrılırsak o kadar güzel lokma oluyoruz çağdaş cinler sofrasında. Her okuduğumuz gazete/kitap, her seyrettiğimiz haber/film/dizi/belgesel, her dinlediğimiz sohbet/söyleşi/açıkoturum "Cin Bölmesi" sürecimizi hızlandırıyor. Labirentler ne kadar çoğalırsa yolumuzu bulmamız da o denli güçleşiyor.