"Haberlerde yalnızca insanların bilmesini istedikleri şeyleri gösteriyorlar. Ülkenin yarısı yanıp kül olsa bile onlar istemediği sürece kimsenin haberi olmaz. Dee, sana anlattıklarımı kafan almıyor mu? Bütün dünyayı programlamışlar! İletişim kanallarını tamamen kontrol altına almışlar. Gösterdiklerini düşünecek ve verdiklerini isteyecek hale getirmişler herkesi, istemeye programlandıkları şeyleri verip duruyorlar onlara - bu döngüye girmek de çıkmak da mümkün değil, bir köşesinden tutmak bile olanaksız. Düzeni sürdürmek, döngüyü devam ettirmekten başka bir planları olduğunu bile sanmıyorum - insanlara, Dünya'ya ve hatta başka gezegenlere neler oluyor Tanrı bilir. Kocaman bir yalan ve çöp girdabı dönüyor da dönüyor, büyüyor da büyüyor ve hiçbir şeyin değişeceği yok. İnsanlar çok geç olmadan uyanmazsa yakında işimiz bitecek!"
Bir ülke hayal edin. Her şey "en"lerle ölçülüyor. İyi de kötü de. Yapay zekanın, sosyal medyanın herkesin cebine, evine, güvenlik sistemlerine dek girdiği; hayal et, kapına gelsin mantığı ile çalışan alışveriş devini düşünün. Hepsi algoritmalarla oluyor. Distopik bir bilimkurgu okuyoruz. Sorgulamaktan çekinmeyen biri de var: Peter İşsiz. Her şeyini yitirmeye yüz tutan bir adam neleri yapmaz ki?