Dönmeler, zâhiren Müslüman görünür; namaz kılar, oruç tutar ve hacca giderler. Fakat gizlice ve kendi aralarında dinlerine bağlılıklarını sürdürürler. Kendi aralarında Talmud okumayı ihmal etmezler. İki isim taşırlar. Birini halk arasında, diğerini de kendi aralarında kullanırlar.
Türk halkı bunların gerçek yüzünü keşfettiğinden, bunları "Dönme" lakabıyla çağırırlar.
Sabetay Sevi, kendi taraftarlarına da Müslüman gibi görünerek Yahudiliklerini devam ettirmelerini söylemiştir. Böylece Osmanlı Devleti'ndeki Yahudiler kendilerine bir kamuflaj imkânı bulmuşlardır. Dünya'nın çeşitli ülkelerinde kendilerini gizleyen Yahudiler vardır: Portekiz'de Maranolar, İran'da Meşhediler, Ermenistan'da Pakradüniler ve İtalya'da Frankolar. Bunlar, dışarıya kendilerini o milletten gibi göstermiş fakat esasta Yahudiliklerini devam ettirmişlerdir. Sabetay Sevi ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu içinde Sabetayistler ismiyle gizli Yahudi cemaati ortaya çıkmıştır.
Sabetay Sevi'nin 1676'daki ölümünden sonra da Sabetayizm devam etmiş ve Osmanlı Devleti'nin çöküşünde aktif rol oynamışlardır.
Sabetay Sevi'nin geleneksel Yahudi inancına da aykırı söylemler içinde bulunduğundan kendi otoritelerinin sarsılmasını istemeyen Yahudi din adamları, Sabetay Sevi'yi yetkililere şikayet etmişlerdir. Şikayetler üzerine mahkemeye çıkarılmıştır. Mustafa Cezmi Efendi isminde bir Yahudi dönmesi Sabetay Sevi'ye Müslüman olması halinde hayatta kalabileceğini söylemiştir. Sabetay Sevi ise hayatını kurtarabilmek için göstermelik Müslüman olmuştur.
Daha sonra Sabetay Sevi, "Aziz Mehmed Efendi" ismini almıştır.
- "Adı Türk Silahlı Kuvvetleri diye biz Türk Ordusu’nu Türk Ordusu zannettik. Öyle zannettirdiler. Oysa… 110 yıl önce, tarla sürülmüş, ordu yabancı bir gücün eline geçmişti. Anlamayalım diye oyun üstüne oyun kurdular.
OSMANLI ORDUSU 110 YIL ÖNCE BÜYÜK ÖLÇÜDE SABETAYCILARIN
YAHUDİ DÖNMELERİN KONTROLÜNE GİRMİŞTİ …REZERV YAHUDİ
DEVLETİ KURULMAK ÜZEREYDİ. BUNUN SANCILARI YAŞANIYORDU…
Fotoğraf: Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 2004 yılında Genelkurmay 2’nci Başkanı iken Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nda dua ederken… Sonra yükselecek, Genelkurmay Başkanı olacak ve bize boru bile gösterecektir… Bu fotoğraf, delildir: Türk Ordusu’nu Yahudiler yönetiyordu… Şimdi, 100 yıl öncesine dönelim. 15 Nisan 1909. 111 yıl önce. 31 Mart olayları yaşanıyor. Neler oluyor? Bu yaşananlar nedir? Yahudi faktörünü fark etmezseniz, ne olduğunu anlamanıza imkân ve ihtimâl yok. 31 Mart, ilerici gerici mücadelesi değildi. Osmanlı olanla Osmanlı olmayanın kavgasıydı. Bir virüs, Osmanlı’nın bedenine girmiş, Osmanlı’yı hasta etmiş, bedenin tamamını ele geçirmek üzere. Ve kaybediyoruz. Osmanlı iki seksen bir doksan yere seriliyor. Nasıl Oldu? Nasıl olduğunu bir Yahudi anlatıyor. Sıradan bir Yahudi değil. Atatürk’ün ilkokul öğretmeni Şemsi Efendi var ya, Şemsi Efendi yani Şimon Zvi, işte bu öğretmenin torununun torunu Ilgaz Zorlu anlatıyor."
- “Şemsi Efendi, benim büyükbabamın büyükbabasıdır. Atatürk’ün ilk öğretmeni Şemsi Efendi (Şimon Zvi) bir hahamdır ve benim ailem de 17 kuşak boyunca bir haham ailesi olarak gelmektedir. Sabetaycılığın siyasi teorisi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde geliştirilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin elemanlarının çoğu Sabetaycıydı. Sabetaycılık gizli bir örgüttü; İttihat ve Terakki de o dönemde merkezî hükümete karşı bir hareketti ve saraya açıkça muhalefet etmesi mümkün
Özellikle siyasal İslamcılık siyasetinin giderek etkisini kaybettiği bir sırada başlayan kimlik arayışları, Osmanlıcılık fikrinin de iflasıyla beraber ister istemez milliyetçi düşüncelere dönüştü. 1908 hareketi sonrasında yaşanan kaos Yahudi burjuvazisinin desteğindeki İttihat ve Terakki'nin iktidara gelmesine yol açtı. Bu yıllarda Sabetaycı gençlerde de kimlik arayışlarının başladığı görülmektedir, cemaatlerde yaşlı kuşakların sahip olduğu taassuba karşı gelen bu gençler "Gonca-i Edep" dergisi etrafında birleşerek Sabetaycı düşünceye karşı somut tepkiler göstermişlerdir.