Peygamber efendimizin mubârek yüzünü görmekle, tatlı sözlerini işitmekle şereflenen müslimânlara, "Eshâb-ı kirâm" denir. Peygamberlerden sonra, gelmiş ve gelecek bütün insanların en hayrlısı, en üstünü Ebû Bekr-i Sıddîkdır "radıyallahü anh". İlk halîfe budur. Bundan sonra insanların en üstünü Fârûk-ı a'zam, ikinci halîfe Ömer bin Hattâb "radıyallahü anh", sonra en üstünü ve Resûlullahın üçüncü halîfesi, îmân, hayâ ve irfân kaynağı hazret-i Osmân bin Affân "radıyallahü anh", bundan sonra insanların en hayrlısı, dördüncü halîfe, şaşılacak üstünlükler sâhibi, Allahü teâlânın arslanı Alî bin Ebî Tâlibdir "radıyallahü anh". Hadîs-i şerîflerden anlaşıldığına göre hazret-i Fâtıma, hazret-i Hadîce, hazret-i Âişe, hazret-i Meryem, hazret-i Âsiye dünyâ kadınlarının en üstünüdürler. Hadîs-i şerîfde: "Fâtıma, Cennet hâtunlarının üstünüdür. Hasen ve Hüseyn de, Cennet gençlerinin yüksekleridir" buyuruldu.
Sayfa 26 - Birinci Bölüm/ ESHÂB-I KİRÂM·Kitabı okudu
Tabiinin en hayırlısı, öyle bir Üveysi (Veysel Karani) vardır ki, o annesine sadıktır. Allah'a and verse Allah onun andını geri çevirmez. Onun elinde bir beyazlık vardır. Ona rastlarsanız sizin için istiğfar etmesini isteyin.
Ömer b. Hattap(r.a) şöyle buyuruyor:
"Emir olmayı hiç sevmedim ancak bir gün hariç. O gün gerçekten emir olmayı arzu ettim... Öğle namazını kılmak için mescide gitmiştim. Resûlullah bize öğleyi kıldırdı, selâm verdi... Sonra sağına ve soluna baktı, gözleriyle birini arıyordu... Beni görmesi için şöyle ileri doğru uzandım... O aramasına devam etti... Sonra Ebû Ubeyde'yi gördü ve O na "Onlarla birlikte git; ihtilafa düştükleri konularda aralarında adaletle hükmet!" Ve görevi böylece Ebû Ubeyde aldı."
İKİ NUR SAHİBİ HAYIRLI EŞ: HZ. OSMAN (RA)
Müslümanların âdeta varlık-yokluk mücadelesi verdiği Bedir’de savaş tüm hızıyla sürerken Hz. Osman Medine’deydi. Resûlullah’ın emaneti, sevgili eşi Rukiyye’nin başında bekliyordu. Savaşa katılamamanın burukluğu bir yana kızamık hastalığına yakalanan gencecik eşinin durumunun günden güne ağırlaşması onu daha da üzüyordu. Allah Resûlü henüz Bedir’den dönmeden, kızı Rukiyye vefat etti. Hz. Osman biricik eşini yalnız başına ebedî âleme uğurluyordu. Artık Allah Resûlü’yle olan akrabalığı sona eriyordu. Hayâsı, güzel ahlakı ve cömertliğiyle örnek olan Hz. Osman, daha sonra Hz. Peygamber’den şu müjdeyi aldı: Rukiyye ile yaptığı hayat arkadaşlığı gibi bir arkadaşlık yapmak üzere, Yüce Allah Ümmü Gülsüm’ün nikâhını da ona kıydığını haber vermişti. (İbn Mâce, Sünne, 11/3). Böylece Resûlullah’ın iki kızıyla evlenme bahtiyarlığına eren ve onlara hayırlı bir eş olan Hz. Osman, diğer bütün üstün meziyetlerinin yanı sıra “Zünnûreyn (İki Nur Sahibi)” lakabıyla anılır oldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı