ş

Şahsiyetler

2 üye · 1 yeni gönderi
Takip
Ben söylemem. Ben çirkinim diye en kötü benim sanıyorlar. Sevgi güzel diye, en iyi o. Hey gidinin dünyası...
Sayfa 138·Kitabı okudu
Şahsiyetler
GARAUDY ve SERENCAMI...
Roger garaudy, 1913'te doğmuş... hafızamız bizi yanıltmıyorsa, gençliğinde faşist ve faşist partinin gençlik önderlerinden... fakat ruhu ve kafası doymuyor ve onca zamanda oluşan parlak kimliğini bırakarak komünist oluyor... 1945'te Fransız Komünist Partisine (FKP) giriyor ve yayınladığı kitaplarla uluslararası üne kavuşuyor... Sosyalizmin önde gelen isimlerinden ve sonra "Avrupa Komünizmi" diye adlandırılan görüşün fikir babalarından... FKP'ye girdikten sonra 1945-1962 yılları arasında kısa dönemler dışında Parlamento'da Partisini temsil ediyor... 1956'da FKP'nin Siyasî Büro üyesi ve "Marksist Araştırmalar ve İncelemeler merkezi" müdürlüğü... 1970'te FKP'nin tabu olarak gördüğü mevzularda tavır alıyor; Sosyalist sistemi, tek parti yapısını ve Sovyetlerin 1968 Çekoslavakya işgalini kıyasıya eleştiriyor, özellikle genç kuşaklardan müsbet yankı alıyor... 1970 yılında toplanan FKP Kongresi'nin ana gündem maddesi "Garaudy olayı"... [...] Garaudy kongrede kürsüye çıktı, konuşmasında Demokratik Sosyalizmi savunarak Sovyetler Birliği'ni çok sert biçimde eleştirdi ve şöyle dedi. - "Albaylar Cuntasının Yunanistan'ına yardım eden ülkeye sosyalist denmez! Arjantin diktatörlüğü ile çok yakın ekonomik ilişkilerde bulunan bu ülkenin sosyalist olduğuna kimi inandırmak istiyorsunuz? Tarih benim haklı olduğumu gösterecektir!" Kürsüden inerken çıt çıkmıyordu.. Oysa çok değil, 6 yıl sonra partiden atılmış "dönek" Garaudy'nin savunduğu tezler, "Avrupa Komünizmi" adı altında, FKP'nin resmî ideolojisi olacaktı...
Sayfa 42 - 43 1.Levha -Üç Hâdise Vesilesiyle- Üç hâdise, İBDA Yayınları
Şahsiyetler
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ş. TEOMAN DURALI ve S. AHMED ARVASÎ...
- Biz bazı yönleriyle eleştiriyoruz ama aslında rahmetli Teoman Duralı bir deryadır. Ondan çok şey öğrenebilirsiniz. Oysa Türkiye’de pek bir şey öğrenebileceğiniz felsefeci bulamazsınız. Çoğunun anlattığı konu hakkında bir fikri yoktur. Bunda Atatürk’ün felsefeyi sevmemesinin de rolü olmalı. Osmanlı’dan günümüze felsefe kopuntularla, boşluklarla gelmiştir. Felsefenin haysiyetini biraz Marksistler, biraz da bizim ilahiyatçılar korumuştur. Ş. Teoman Duralı diğerlerinden farklıydı. Hilmi Ziya Ülken ayarında değil ama onun gibi doluydu; bazı yönleriyle ondan da üstündür. Benim onu tanıdığım 90’ların başında biyoloji felsefesi alanında Türkiye’de ders veren belki de tek kişiydi. Bu konuyu yıllar içinde alabildiğine zenginleştirdi ve hemen hemen Batı üniversitelerinin olanca biyoloji felsefesi külliyatını Türk gençlerine sundu. Oradan kültür felsefesine geçti ve işte bu alanda, sadece Ziya Ülken’i değil, belki diğer tüm felsefecileri de geride bırakan derin sistem eleştirileri, resmi ideoloji eleştirileri ortaya koydu. Darwinizm’i bütün yönleriyle ele almanın ve anlatmanın yanı sıra, tekâmül külliyatına son derece kapsamlı bir Nazi eleştirisi eklemiştir. Öğretici ve kaynak niteliğindedir. Zaten Nazi Almanya’sı ve Nazi sonrası Almanya’ya ilişkin ailesinden kalma ve kendi gençliğine ilişkin -bazısı tarihî vesika kıymetinde- pek çok hatıraları vardır ve zaman zaman onları da felsefesine dahil eder. “İtalyan faşistleri Darwinizm’e bigâne kalmışlardı, ama Naziler ideolojilerini Darwinizm üzerine inşa ettiler” der. Aslında kendisi de Darwinizm’i reddetmemiştir ve işte benim bu noktada bazı eleştirilerim vardır; olmuştur ve olacaktır. Teoman Hocanın eksikliği tasavvuf kültürünün olmayışıydı. O felsefeden dine gelmeye çalıştı; ve felsefeden dine gelmeye çalışan herkesin zorluklarını yaşadı. Bergson,
Şahsiyetler