İnsan bi önceki noktadan şimdiki noktaya varışı fark etmeye görsün kemirir kanaatini ‘şimdi ne elde ettim’ sorusu… bu kitap bunun için ne güzel bir cevap olayazıyor! Hem okuduğum o ilk vakit hem de bu kitabı aklıma getiren vakitler yabana atılacak cinsten değil.
Okuyunuz.
Ama bir noktada, belki de içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder. İşte o zaman bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız, güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir, hızla hareket etmektedir; ne yazık ki, henüz bakmaya bile fırsat bulamadan, onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını,birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını, iyice acele ettiklerini görürüz; zamanın geçtiğini ve günü gelince yolun zorunlu olarak son bulacağını anlarız.
O zamana değin, çocukken insana sonsuz gibi görünen bir yolda yılların yavaş yavaş ve hafifçe geçtiği, böylece hiç kimsenin akıp gittiklerinin ayırdına varmadığı bir yolda, hep ilk gençliğinin kaygısızlığıyla ilerlemişti.
Yapayalnız, bir fenerin ışığında, artık kimsenin kendisini görmediği bu anda, tanımadığı bu kalenin ortasında, evinden uzakta, bildik ve güzel şeylerin hepsinden uzakta, en azından yüreğini tamamen açabilmenin bir teselli olacağını düşünüyordu.
Söze şöyle başlamak gerek bence:Bu hayatin tek sefer olduğunu bilip,onu kaçırmamaya çalışmak..
Tercihler alışkanlıkları değiştirir mi sorusu da karşımıza çıkıyor..Varoluşumuzu sorguladigimiz bir hissiyatla okumaya devam ettim..Hayatımızda inişli çıkışlı anların olması nekadar da güzelmiş diyor insan,tek düzelik insanı bunaltıyor,ve umudun nekadar da güzel olduğunu bu kitapta anlıyorsunuz..Edilgen hayattan çıkmanın gerekliliği üzerinde durulmuş,alışkanlıkları değiştirmek zor ama ruhunda devrim yapanlar daha mutlu olacak diye düşünüyorum..keyifli okumalar:))