Dedi ki: (7)
(Hüküm verme, değer biçme, tartma, hep kanunların, ölçülerin, miyarların varlığına işarettir; münekkidin bunlara ihtiyacı vardır, açık ve kesin olarak ifâde etmek zorundadır... Meselenin mahiyeti üzerine eğilmek, tenkid prensiplerinin bazı ifâdelerden meydan geldiğini farzetmektir.Tabiî ki bu ifâdeler, müzik, mimarî, resim, şiir, piyes veya herhangi bir eser türünün iyiliği veya kötülüğü üzerinde kara verebilmek için başvurulacak, istenilen vasıflar veya esasa âit özelliklerle ilgilidir. Bu bakımdan değer biçişin objektif olması ve münekkidin kendisi için olduğu kadar, okuyucu içinde doğruluk taşıması arzu edilir. Eserlerin güzelliğine veya gerçekliğine, bunların öyle oldukları farzedildiği için değil, gerçekten de öyle oldukları için karar verildiğinden emin olmak isteriz.)
Sayfa 159 - V. Levha, -Estetik ve Sanat-, İBDA Yayınları.
Tenkitçinin bir yandan da bir tarihçi olması gerekir, incelediği eserlere birer güzellik değeri biçmekle kalmaz, onlarda zamanın açık, gizli bütün eğilimlerinin yankılarını bulmağa çalışır, eserleri zamanla, zamanı eserlerle aydınlatır.
Tenkitçi, bağını sormadan üzümü yiyemiyen adamdır: Bir eserin nerede, ne zaman, hangi şartlar içinde yetiştiğini öğrenmek, bu bilgiyi o eserin kendisinden çıkarmak ister.