Kahrolsun yakışıklı genç adamlar! Her şey sizin istediğiniz gibi olsun istiyorsunuz. Kadınları anlamıyorsunuz. Onlar sizin kendinizi sevdiğiniz kadar size hayran değiller.
çeviri
Eğer 1968-1971 arası, Türkiye'de dürüst, vatansever, liderlik niteliği olan, toplum bilimden anlayan ve değer veren bir yönetim olsa idi, bu gençlerin bu yollara sürüklenmelerine olanak verilmeyeceği görüşünde idim.
Bülent, bu tür kızgınlık, kin gütme, intikam alma, nispet yapma, rekabet ya da ödeşme duygularına çok yabancıydı. (Ki, yaygın kanının tersine, bunlar kadınlar arasında, erkekler arasında olduğundan çok daha yaygın ve köklüdür; erkekler en büyümemiş halleriyle bunu hoyrat oğlan çocukları gibi ortalıklarda yaşarken, kadınlar ustaca saklamayı, zehirlerini zamana yaymayı bilirler.)
“Hiç, hiç evlenme dostum: sana öğüdüm olsun; elinden gelen her şeyi yaptığına inanmadıkça, seçtiğin kadından soğumadıkça, onu iyice görüp tanımadıkça evlenme, yoksa fena hâlde, düzeltilmesi olanaksız biçimde aldanırsın. Yaşlanınca, bir işe yaramaz bir duruma geldikten sonra evlen... Yoksa, iyi ve yüksek neyin varsa gider yok yere harcanır. Evet, evet! Böyle şaşkınlıkla bakma bana. Bu böyle.”