Tıp bilimi de, Müslümanlar arasında diğer bilimler kadar gelişmiştir. Hârun el-Reşid'in tabibliğini yapmış olan Yahya ibn Miskeveyh, eczacılığa, sıtmaya, yiyeceklere, nezleye, hamamlara, baş ağrısına ve diğer tıbbi konulara dair otuz cilt kadar muteber kitap yazmıştır; bunlardan bazılarının asılları ve bazılarının İbrânî dilinde bulunan tercümeleri Avrupalıların eline ulaşmıştır. Yahya ibn Miskeveyh'in öğrencilerinden Huneyn, Yunanlıların bilimsel eserlerini toplamak göreviyle Yunan'a gönderilmiş, Bağdad'a geri döndüğünde, Hipokrat ve Galenos'un eserlerini Arap diline tercüme etmiş ve tıp ve mantığa dair hayli kitap yazmıştır. Bu iki tabibten sonra, Abbasîler zamanında daha pek çok tabip geldiyse de, İslâm tabiblerinden asıl sözkonusu edilmesi gerekenler Ebu Bekr el-Râzî ile Ebu Ali ibn Sina'dır. Bu tabiblerin her ikisinin de eserleri, yalnız İslâm milletleri arasında değil, Avrupa'da bile hayli vakit kanun yerini tutmuştur.
Ebu Bekr el-Râzî, kendinden evvel tıp bilimiyle ilgili ne kadar kitap yazılmışsa, hepsini bulup okumuş olduğu gibi, hayli vakit de Bağdad, Rey ve Nîşâbûr hastahanelerini idare etmişti.
Birçok psikoaktif ilaç kopyalanmış anahtar görevini görerek belli nörotaşıyıcıların belli kilitlere uymasını sağlayarak beyni, çeşitli kapıları açıp kapamak için kandırmış olurlar....
Patojenler sıklıkla kişileri enfekte ederler fakat immun düşkün kişilerde daha şiddetli hastalık tablosu oluştururlar. Canlı hücrelerdeki hasar beslenmeyi sağlar. Bunların çoğu çevresel saprofitlerdir.