Bugün, bir çöküş döneminde bile sıradan insan birkaç yüzyıl öncesine göre daha varlıklıdır. Ama ne zenginlik artışı, ne tavırlardaki yumuşama, ne reform ne de Devrim insanları eşitliğe bir militmetre daha yaklaştırabilmiştir. Aşağıdakiler açısından, tarihsel değişikliklerin hiçbiri efendilerinin adlarının değişmesinden başka bir anlam taşımaz.
Yukarıdakiler hep bulunduğu yerde kalmak is-ter, Ortadakiler Yukardakiler'le yer değiştirmek isterler, en altta kalanlarsa ağır iş yükünün altında öylesine ezilirler ki günlük hayatlarının dışında herhangi bir şeyin farkına varamazlar, bu onların tipik özelliğidir ancak bir amaçları olabilirse o amaç bütün ayrımları ortadan kaldırmak, bütün insanların eşit olduğu bir toplum yaratmak olabilir. Böylece tarih boyunca ana çizgileri bakımından hiç değişmeyen bir savaş süregelmiştir.
“Eşit olmadığımızı,olamayacağımızı çok iyi biliyorum ancak saygı görmek adına alt tabaka insanlarından kendini uzak tutmak gerektiğine inanan kişi, yenilgiden korktuğu için düşmandan saklanan bir korkak kadar eleştiriyi hak eder.”
Tüm imtiyazlı tabakaların, birbirlerine karşı mücadeleyi fazla ileri götürmemekten aynı ölçüde çıkarı vardır; hepsinin de korkacağı en büyük şey; tüm toplum aygıtının derinlemesine sarsılması ve dengelerinin değişmesidir.
Dünya zengin çocuklara para muamelesi yapıyor, paranın davrandığı gibi davranmayı öğrensinler diye.
Dünya yoksul çocuklara çöp muamelesi yapıyor, çöpe dönüşsünler diye.
Orta sınıftakileri, ne zengin ne de yoksul olanları televizyona bağlıyor; vakit henüz erkenken tutsak hayatını kader olarak bellesinler diye.