t

Türk Devlet Felsefesi

0 üye
Takip
Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milli egemenliğe dayalı, koşulsuz bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!
Sayfa 18·Kitabı okudu
Türk Devlet Felsefesi
Sultan Galiyev'in fikri ideolojisine benziyor biraz.
Mustafa Kemal, sosyalizm hareketlerine karşı Türkçülük ideolojisini daha gerçekçi buluyordu. Mustafa Kemal Türkçülük ideolojisinin kurucusu Gökalp için «Fikrimin babası» deyimini kullanmaktan çekinmiyordu.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Türk Devlet Felsefesi
Reklam
Eskiyle yeni, yani geriyle ileri, yani yanlışla doğru, yani karayla ak, yani yobazla aydın, yani orta çağla yeni çağ çatışacak kaç yüzyıldır çatışıyor. Yeni galip gelirse kurtuluruz.Eski galip gelirse yine orta çağda kalır, Batı'nın yanaşması ve emir kulu oluruz.
Falih Rıfkı Atay·Kitabı okudu
Türk Devlet Felsefesi
Türk devlet felsefesindeki anlayış, Bilge Kağan’da da aynıdır, Şeyh Edebâli’nin Osman Gazi’ye verdiği öğütte de aynıdır. O da insanı insan olarak düşünen, insan olarak değerlendiren bir anlayışın devleti yücelteceği felsefesidir. Bilge Kağan “Açtınız doyurdum, çıplaktınız giydirdim” diyor. Ama Türklere mi sesleniyor böyle derken? Hayır! Diyor ki “Yukarıda mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında kişi oğlu oldu.” Türk demiyor, aksine “insan yaratıldı” diyor. Ya Şeyh Edebâli ne diyor: “Ey oğul! İnsana değer ver ki devlet yücelsin.” Aslında bu farklılık görüldüğünde bütün mesele rahatça anlaşılıyor. Bizim mimarî tarzımıza baktığımız zaman, orada Yaratıcı ile insanı birbirine rakip kılmayan bir anlayış sergilendiğini görüyoruz. Yaratıcıya ait yapılan binâlarda, yâni cami ve hayır müesseselerinde taşı kullanıyor Türkler. Çökmemesi, yıkılmaması için, çünkü Yaratıcı ebedîdir. Ama insanla ilgili yerleri, yâni kendi oturdukları yerleri yaptıklarında ahşap kullanıyorlar. Yâni rekabete girmiyorlar O’nunla, çünkü insan fânîdir, ölümlüdür. O’nunla rekabete giremezsiniz. Kremlin Sarayı’na, Louvre Sarayı’na baktığınızda, daha kapısından içeri girerken ezilirsiniz. Oysa Topkapı Sarayı’na girerken büyürsünüz, yücelirsiniz, insanı ezmeyen bir yapısı vardır. Orada halk ile hükümdar aynı seviyededir, bayramlaşırken halkla aynı seviyede oturur. Kabul salonuna, arz salonuna baktığınızda küçücük bir oda olduğunu görürsünüz. Ama Kremlin’e, Çar Sarayı’na gittiğiniz zaman, oradaki şaşaa ve gösteriş hükümdarla konuşan insanı küçültür. İşte devlet felsefeleri arasındaki fark budur. Böyle bir ruha sahip insanların bir topluluğu yok etmesini kimse bekleyemez, beklememelidir de. Türkler, Endülüs Emevi Müslümanlarını, onları yok eden İspanyollardan kurtarırken, aynı zamanda
Türk Devlet Felsefesi