Profil
“Yeryüzünde her şeyin ömrü sınırlıdır,ilelebet var olacak bir şey insan elinden çıkamaz.”
Reklam
Sürekli önüne dikilip suratına bakan birini sever miydin? O zaman Tanrı'yı da sevemezsin.
Varlığını bilincime dayatmasan öbür tarafta belki suratına bakardım.
Neden hiçbir şey değil de bir şey vardır? – Gottfried Leibniz
Sayfa 309
Her şey kendi varlığı içinde sürekliliğini korumaya çabalar
Baruch Spinoza
Baruch Spinoza
Reklam
Ağır Bir Başlangıç
Voltaire'in dediği gibi her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçluysa o halde ben koca bir ömrü, yaşanan tüm kötülükler karşısında masum olduğuma kendimi ikna etmeye çalışarak geçirmişim demektir.
"Varlığın, var olan şeylerin toplamından ibaret olduğunu sanıyoruz. Oysa vücûd, mevcûdâta indirgenemez."
Sayfa 14 - İnsan Yayınları
Bazı Entellektüel Problemler
Gözleri açık yaşayacağına ant içmişken, mutluluğu ışık pahasına satın alabilir miydi? Kaygılı ama canlı bir yaşamı, uyuşuk ve rahat bir yaşama tercih ederdi. O uykuyu değil uykusuzluğu seçmişti.
Sayfa 440Kitabı okudu
“Sorunu, onu yaratan mantıkla çözemeyiz.”
Sayfa 159 - Alber Einstein
Reklam
RUH!..
Bir anne rahmindeki bebeğe, tam 120 gün sonra ruhu üflenir der Kur'an. 120 gün boyunca o bebek annesinin ruhunda yaşar ve annesinin “ruhunu paylaşır”. Bu yüzden yıllarca annesini anlamadığını düşünse de, yıllar ilerledikçe annesine benzemeye başlar. İşte bunun sebebi de bu olmalı; paylaşılan ruhlar. Sonra ruhu annesinin ruhundan aldıklarıyla da oluşan bebek, kendi ruhuyla varlık âlemine çıkar. Allah da kendi isimleriyle donattığı kulunun kendine benzemesini murat eder. Buna da tasavvufta “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak” denir.
Sayfa 154
İns/an!..
Unuturuz. O’nu yukarıda bir yere koymuşuz kafamızda, O’nunla kuşatıldığımızı unutmuşuz. Her yer ve her şey yalnızca O ve O’nun…
Sayfa 153
İnanç için kendinde beliren mucizeler yeter!..
Yarım bir resim olarak geldik bu dünyaya. Diğer yarımız, özümüz, yani ikizimiz perde arkasında. Belki de bilimin ispatladığı gibi, insanlar bu yüzden gözleriyle baktıklarında karşılarında gördüklerini sandıkları insanın bütün resmini göremiyorlar. Ve bunu beynimiz tamamlıyor...
Sayfa 151
Hani diyorlar ya, “Allah diyor ki, bakalım kulum ne yapacak…”
Her şeyi bilen, dünün bugünün yarının sahibi, evvel ve ahir olan Allah kulunun ne yapacağını bilmez mi? Elbette ki bilir güzel Allah’ım. O zaten zamansızlıkta AN’da ne yapacağımızı biliyor. Asıl mesele BİZLER İÇİN’dir! Çünkü bizler neyi neden seçtiğimizi görmek için buradayız. Bir sınava giren hemen her çocuk çalıştığını düşünür ama sınav sonuçları kendilerinin durumuna KENDİLERİNİN şahit olmasını sağlar… Yoksa öğretmen her zaman kendi öğrencisinin kapasitesini bilir, kapasitesini bilmeyen öğrencidir… Allah bu fitneler ve imtihanlarla bizi kendimize gösteriyor. Şöyle bir etrafınıza baksanıza her birimiz kendimizi dokunulmaz, prens ya da prenses sanıyor… Kim kendini tanıyor? İşte Allah tüm bu imtihanlarla bizi kendi nefsimize şahit tutuyor. “Asla yapmam” dediklerimizi, yargılamalarımız daha net olarak bu olağanüstü güçler verilmiş varlığımızı “kilitleyen” her tür kilidimizi “açmak” için bize olayları ve kendimizle yüzleşmelerimizi vesile kılıyor… Biz beden kilidimizi, nefsi kilitlerimizi, FATİH(A) olan, “açan” olmak suretiyle hakikatimize varmak üzere buradayız. Kendi fethimiz için buradayız…
Sayfa 141
Allah'ın esmasından birer yansımalarız!..
Gördüğümüz her varlık Allah’ın güzel isimlerinin manalarının bir terkibidir denir. Bunu tam manasıyla anlayabilmek için, terkip ne demek bunu da doğru anlamamız gerekir… Terkip; bindirme, üst üste bindirme, kompozisyon demektir. Hatta binek hayvanları için kullanırız biz merkep kelimesini, aslı “binek, taşıt aracı” anlamındadır kelimenin. Yani Esma “terkibi” olmamız hali, bizlere adeta bir binek gibi Allah’ın isimlerinin manalarının yüklenmesi, O’nun isimlerinin ve sıfatlarının manalarını taşıyan vücutlar olmamızdandır. Ve O’nun isimleri dışında bir varlığımız olmadığı için ayette, ilahi isimlerin bir kompozisyonu dışında, insanın hiçbir varlığı yoktur. Her varlık Allah’ın isimlerinin manalarını taşıyan vücutlardır. Bundan ötesi değil. İnsanlar arasındaki huy, beden, yetenek, zaaf vs. gibi farklılıklarsa her insanda Allah’ın isimlerinin farklı ağırlıklarda baskın olmasındandır.
Sayfa 134
170 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.