Sigarasını çok severdi rahmetli, aslında yaktığı her şeyi çok severdi... Çoğu zaman dokunduğu her şey elinde kalsa da mahvettiği şeyleri daha çok severdi. Kötü niyetli değildi aslında sadece işleri yolunda gitmezdi, en azından öyle düşünürdü. Çabalardı, uğraşırdı ama bir türlü istediği olmazdı, olsaydı uğraşmaya gerek kalmazdı. Boş durmayı sevmezdi bu yüzden başaramadığı şeylere gücenmezdi aksine daha sıkı sarılırdı işine. İşi tam olarak neydi kendisi de bilmezdi. Hatta soranlara bile ne cevap vereceğini çoğu zaman düşünürdü. Şiir yazardı, kitap okurdu, ve severdi: börtü böceği, kuşu, yıldızları, doğayı ve en çok ta saksıdaki çiçeğini. En büyük korkusu da buydu: çiçeğinin kuruması. Yaptığı iş karın doyurmazdı, bu yüzden de ne iş yaptığını soranları da çok hoş karşılamazdı.Kimseye kötü söz söylemezdi yine de. Çok hassas bir kalbi vardı en azından kendisi öyle düşünürdü.
Rahmetli dediğime bakmayın yaşıyordu aslında ruhu ölmüş olsa da...
'Ahmet Hergül'