Hesiodos'un Erga (İşler) adlı eserine (132-42 arası dizeler) göre bu betimleme şöyledir: "Kuşaklar gelip geçtikçe, gitgide daha bir kötü olurlar. Zaman gelip öyle fena olacaklar ki, güce tapacaklar; kudret, onlara haklı gelecek ve iyiye olan saygı silinip gidecek. En sonunda, kötülüklere hiç kimse kızmaz ya da sefaletin varlığından hiç kimse utanç duymaz olunca, Zeus onları da helak edecek. Yine de o zaman bile, bir şeyler yapılabilir, yeter ki sıradan insanlar ayağa kalksınlar ve kendilerini ezen egemenleri alaşağı etsinler."
Zeus'un eşiğinde iki kap durur
Biri talihle , diğeri bahsızlıkla doludur .
Zeus'un her ikisini birden sunduğu insan
kimi zaman iyilik bulur , kimi zaman kötülük
yalnızca bahtsızlık kabından sunduğu adama gelince
Açlığı onu güzelim dünyada kovalayıp duracaktır
çünkü Zeus , dağıtıcısıdır iyliğin ve kötülüğün
‘’ Ben buyum işte. Yeryüzünün ve gökyüzündeki cümle mahlukatın Baştanrısı Zeus. Titanların en güçlüsünü yenen Zeus. Babalık yapmayı bilmeyen babasını Tartaros’a gönderen Zeus. Fırtınalar öfkemdir, şimşekler kükreyişim, yıldırımlar mızraklarım. Yıldızlara yoldaşlık eder, bulutları devşirir, dağları yerinden oynatırım, cümle mahlukatı önümde sürü gibi güderim. Bundan böyle tanrıların, titanların, devlerin ve insanların kralı benim.
Ben buyum işte; gelmiş geçmiş tanrıların en güçlüsü, en cesuru, en zekisi, en maharetlisi, güneşi sonsuza kadar parlayacak olan Zeus. Bu böyle biline, böyle söylene, böyle kabul edile. Sözümün dışına çıkanlar, lanetler içinde kalacak, ateşler içinde yanacak, acılar içinde kıvranacaktır.’’
Eskisinden daha kudretli olacağım, daha zalim, daha acımasız. Ve tek tek yazacağım unuttuğunuz ne varsa bana dair, hepsini satır satır, kelime kelime... Sizin kanınızla...