Nasıl başlasam acaba, bilemedim. Çünkü Jane Eyre’i çoğu yazılan incelemeler gibi sadece bir kadının başkaldırısı olarak ele almak, bence esere biraz haksızlık etmek olur. Evet, hiç şüphesiz Jane Eyre kadınların bir başkaldırı manifestosudur. Bu zaten dağın görünen ve açık olan kısmı. Fakat ben bir de dağın görünmeyen, daha farklı kısımlarından bahsetmek isterim.
Öncelikle bu eserin dört kısımdan oluşan bir haritası olduğunu söylemek isterim. İlk kısım, Jane Eyre’nin 10 yaşındaki küçük bir kız olarak kendisine yapılan haksızlıklara ve kötülüklere karşı ilk başkaldırı denemesinin yaşandığı kısımdır.
İkinci kısım ise bu başkaldırı ile Jane Eyre’nin bir yatılı okulda gelişim göstermesi, kültürlenmesi, bilgilenmesi ve manevi olarak güçlenmesinin yaşandığı kısımdır.
Üçüncü kısım ise Jane Eyre’nin bir malikanede mürebbiye olarak aşk yaşayacağı kısımdır.
Bu kısımda biraz duralım; Jane Eyre’nin aşk kısmına odaklanmak istiyorum. Şimdi çoğu okur bu kitabı okuduğunda, mürebbiye Jane Eyre ile efendisi Edward Fairfax Rochester’ın aşkını imkânsıza yakın, sadece romanlarda yaşanacak bir aşk olarak görecektir. Fakat günümüzde bilimin nasıl geliştiğinin az çok herkes farkındadır.
Şimdi konunun bilim ile ne alakası var diyen kişiler olacak. Ancak bilimin geldiği nokta itibarıyla Jane Eyre ile Edward Fairfax Rochester’ın aşkını bilimsel olarak açıklayabileceğimi düşünüyorum. Bu biraz kulağa deli saçması gelebilir, hatta belki şu an öyle bile olabilir. Ancak Jane Eyre ile Edward Fairfax Rochester aşkının kuantum dolanıklığına benzerliğini görünce belki siz de biraz şaşırabilirsiniz.
Şimdi yazacaklarıma inceleme denir mi bilmem ama ben sadece bir karşılaştırma yapacağım, sonra tekrar kitabın içeriğine biraz göz atacağız. Neyse, şimdi Jane Eyre’nin aşkını kuantum dolanıklığı ile