9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:57
Dünya devletleri, Dünya'da yaşanan yıkıcı silahlanma yarışına son vermek için bir karar alıyor ve tüm silah üretimini, askeri yapay zekaları, robotları Ay'a yolluyor. Ay, ülkelere göre ayrılan sektörlere bölünüyor ve insanların müdahalesi olmadan burada makinelerin kendi kendine gelişmesi, evrilmesi izleniyor. Böylece yeryüzünde mutlak bir barış sağlanırken, savaşlar Ay'a taşınıyor ancak burada oluşan bilinmezlik beraberinde korku da getiriyor. Böylece iş yine Lem'in birçok kitabında yer verdiği kozmonot Ijon Tichy'e düşüyor. Gizli bir görevle Ay'a gönderilen Tichy, dünyaya beyninin iki lobunu birbirine bağlayan korpus kallozumu kesilmiş halde dönüyor ve böylece kafasının içinde iki farklı karakter oluşuyor. Kitap boyunca da öncelikle Tichy'nin bu durumu içinde Dünya'daki durumu, sonrasında da geriye dönüşler ve güncel zamanda geçen olaylarla birlikte Tichy'nin Ay'da neler gördüğü, neler öğrendiği gerçeğine kavuşma çabasını takip ediyoruz. Çok ilginç fikirlerin bir araya getirildiği bu kitabı okumak çok keyifliydi ama özellikle sonunun bu kadar aceleye getirilmiş olması çok hoşuma gitmedi. Yine de belli bir sonuca ulaşmaktansa zaten amaç biraz daha orta bölümlerde Lem'in paranoyaya ve özellikle nekroevrim, yani cansız varlıkların insan etkisi olmadan yaşadığı ilerleme ve evrim süreci olduğunu düşününce yalnızca böylesi ilginç kavramlar ve olaylar üzerinden kitabı düşündüğümüzde oldukça güzel bir kurgu diyebilirim.
Dünya'da BarışStanislaw Lem · Alfa Yayınları · 202069 okunma
8/10
·325 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:13
Ahhh Charlie Ahh… Sadece toplumda bir yer edinmek istemişti; sevilmek, fark edilmek, içlerinde olmak, İNSAN gibi yaşamak istemişti… Sevmek istemişti sadece sevmek ve sevilmek.. Ne kadar masum istekler dimi.. İnsan olmanın temelinde yatanın “Sevgi” olduğunu yüzümüze yüzümüze vuruyor her seferinde Charlie.. İnsanoğlunun aslında ne kadar da acımasız ve vicdansız olduğunu bir kez daha anlamamızı sağlıyor sevgili Charlie.. Keşke sana istediğin o masum ve “Normal” hayatı sunabilseydik. Okuduğum en çarpıcı kitaplardan biri diyebilirim. Sonlara doğru içime bir yumru oturdu sanki, hayır böyle olmamalı diye haykırmak geldi içimden… Ama olmadı Charlie.. Tüm insanlık sana çok şey borçlu ve sen onları affet lütfen…
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·416 syf.··
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 07:47
Benim Hazinem kitabının yorumuyla geldim. Aslında ortalama buldum ama evreni ve yan karakterlerini sevdim. Yazarın serinin diğer kitaplarıyla birlikte kaleminin çok çok daha geliştiğiyle ilgili yorumlar okuduğum için seriyi devam edeceğim. Konusu,Rus pakhanının kızı Sofiya ile New York donu Matteo’nun ailelerin birbirlerine destek olmaları amaçlı anlaşmalı evliliklerini okuyor.Sofiya,genetik bağ dokusu hastalığına sahip olduğu için yürümekte zorlanıyor. Yürüteç ile ya da tekerlekli sandalye kullanıyor.Matteo da amcası , annesi ve babasına katlederek ailenin başına geçiyor.İki yılın ardından tekrar don olarak başa geçen Matteo ihanetten kaynaklı kimseye güvenmeyen bir lider.Biri engelli olduğu için tutsak bir hayat yaşamış bir kadın, diğeri hasarlı bir erkek. Aynı evde yaşayarak birbirlerine aşık olma süreçlerini okuyoruz. Kitabın ilk 200 sayfasını aslında daha çok sevmiştim. Ama çiftimiz birlikte olmaya başladıktan sonra böyle bir cringe gelmeye başladı her sahneleri. İlk zamanlar aslında çok hoştu.Matteo homurdanıp durdu zaten ama Sofiya çok tatlıydı.Koruması Angelo,Matteo’nun sağ kolu Romeo,kardeşi Sienna ‘nın Sofiya ile ilişkileri çok güzeldi.Ama sonra kitabın son kısımlarına kadar böyle sürekli birlikte olup durdurlar.Yani bir de engelli bir kızımız var,BDSM muhabbetini sokmaya gerek yoktu zaten.Kızın kemikleri yerinden çıkıp duruyordu ,ne alaka iple bağlamalar falan.Her ne hikmetse o anlarda hiçbir şey olmadı kıza.Sonlara doğru aksiyonu çoktu.Ama her olayın için Sofiya o halde usta atışlarıyla kocaman mafya adamlarını devirmesi de ütopikti bence.Belki can havliyle olan bir savunmada yapabilir bu atışları ama bildiğin Sofiya işlerini bitirdi hep. Serinin diğer kitaplarındaki karakterlerin çoğunu gördük ,o yüzden onları da çok merak ediyorum.Bu kitap çok çok
Benim HazinemEmilia Rossi · Pukka Yayınları · 2026105 okunma
Puan vermedi
Cennet gibi görünen ıssız bir ada… Hayatta kalmak zorunda kalan on yabancı… Ama asıl tehlike doğa değil, birbirlerinin sakladığı sırlar… Bir uçak kazası sonrası başlayan bu mücadelede güven, korku ve ihanet iç içe geçiyor. Herkesin bir geçmişi, herkesin sakladığı bir gerçek var.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202681 okunma
Zamanın İçinde Kalanlar
Puan vermedi·528 syf.·
2026 128. kitabı
Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları romanı, yalnızca bir aileyi anlatmıyor; aynı zamanda Çin’in yakın tarihini, savaşın insan hayatında bıraktığı derin izleri ve kuşaklar boyunca aktarılan hafızayı da gözler önüne seriyor. Nobel Edebiyat Ödüllü yazar, büyülü gerçekçiliğin güçlü anlatımıyla tarihi, doğayı ve insanı aynı potada buluşturuyor. Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları romanı, bir ailenin üç kuşak boyunca uzanan hikâyesi üzerinden Çin’in yakın tarihine, savaşın yıkıcılığına ve insan ruhunun dönüşümüne ışık tutuyor. Anlatı, bireysel yaşamlarla toplumsal hafızayı iç içe geçirirken, insanın kaderle ve geçmişle kurduğu bağı da görünür kılıyor. Roman, sadece yaşanan olayları değil; bu olayların insanın iç dünyasında bıraktığı izleri de anlatıyor. Bana bıraktığı bir hissi buraya taşıyorum ; “Gerçek âşıklar görünmez bir bağla birbirlerine bağlıdır.” Darı tarlaları roman boyunca yalnızca bir mekân olarak kalmıyor; yaşamın, ölümün, emeğin ve şiddetin iç içe geçtiği bir varoluş alanına dönüşüyor. Doğa burada sessiz değil; olup bitene tanıklık eden, her şeyi taşıyan canlı bir hafıza gibi duruyor. Mo Yan, karakterlerini kesin çizgilerle ayırmıyor. İyilik ve kötülük, sevgi ve nefret, cesaret ve korku aynı insanın içinde birlikte var oluyor. Bu yüzden roman, bir hikâyeden çok insanın kendi iç çatışmasının anlatısı gibi ilerliyor. Zaman, düz bir çizgide akmıyor. Geçmiş, anlatının içine sızıyor; bugünle birleşiyor ve okur, hafızanın aslında sürekli hareket eden bir alan olduğunu hissediyor. Kızıl Darı Tarlaları, yalnızca bir savaş anlatısı değil; insanın kökleriyle, acısıyla ve yaşama tutunma biçimiyle yüzleştiği güçlü bir roman olarak kalıyor. Mo Yan, toprağın yalnızca üzerinde yaşananları değil, aynı zamanda silinmeyen izleri de taşıdığını gösteriyor. Romanı kapattığımda geriye
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2013981 okunma
'Kendinizi dizginleme kaslarınızı güçlendirin.'
Puan vermedi·320 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:51
Hikâye 9 ay kıştan sonra sürekli evde olmaktan sıkılmış annemin bütün arkadaşlarını aramamla ve tek tek evlerinden alıp onları pikniğe götürmemle başlıyor. Yaş ortalaması yetmiş, rüzgar çıkınca olası firelere engel olmak için taşıdığım şallar da cabası :) Sonuç kikir kikir gülüşlerle ve -olmazsa olmaz- yaşaran gözlerle müthiş bir grup terapisi... Sözü edilen yaşamlara hiç bir kitapta denk gelemeyeceğimi, hiç bir anlatımın bu kadar keyif veremeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü hâlâ içinde olduğumuz bu zihin bulanıklığına bulaşmamış, şanslı, ender, narin ve gerçekler... İnternetle tek bağları, gelen Cuma mesajlarında izledikleri videolar ve açabiliyorlarsa whatsapp görselleri, ses dosyaları, torunla torbayla görüntülü aramalar... Neyi kaybettiğimizi görmek isteyenlerin bunu tecrübe etmesini şiddetle tavsiye ederim. Onlardaki yaşam soluğu kimsede yok, maalesef artık dahasını istemekten başka bir şey düşünemeyen çocukları da dahil ederek söyleyebilirim ki; onlarda eksilmeyen bir şeyler var. Çocukların ve torunların ahvalini anlayamayacak kadar duru ve anlamlı bakıyorlar hâlâ... Matt Haig internetin bize neleri getirdiğini ve bizde nasıl etkiler bıraktığını güzel izah etmiş. Bir psikoloji kitabı değil ama kendi psikolojik sorunlarını adım adım içtenlikle anlatıyor olması, kısmen bir vaka incelemesine dönüştürmüş eseri. Öneriler de oldukça mantıklı ve not edilesi. Yine de kendini kişisel gelişim kitaplarının, tekrara düşen, alıntılar ve mottolar defterine dönen, uzak doğu felsefesine ekmek banan atmosferinden kurtaramamış. Çok satanlar listesine giren kitaplardan uzak durmanın doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyorum :) Yaşadığı ağır depresyonun, ekran başında geçirdiği süreyle ilişkisini çok iyi kavramış ve an an bunu aktarabilmiş olması okura çok şey
Kişisel Gelişim
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,724 okunma