"Biliyorum. Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.”
(...) İnsanların neler yapabileceği önceden aslâ bilinmez, beklemek, zamana zaman tanımak gerekir, hükmeden zamandır, zaman kumar masasının diğer tarafındaki oyuncudur ve iskambil kağıtlarının tümü onun elindedir, bize düşense hayat -kendi hayatımız- karşılığında kartları tahmin etmektir...
Şafağın soluk ve mavimsi ışıkları, duvarların yarısından başlayıp yukarı doğru uzanan ve tavanın yirmi santimetre kadar aşağısında biten pencerelerden içeri giriyordu.