Tanrı’yı Yargılayan Bir Roman
7/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 163. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:40
Bazı kitaplar hikâyesiyle etkiler, bazıları ise sizi kendi inançlarınızı, doğrularınızı ve adalet anlayışınızı sorgulamaya iter. Kabil, benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Bu, Jose Saramago’dan okuduğum ikinci kitap. İlk olarak Körlük’ü okumuş ve yazarın insan doğasına dair cesur bakış açısından oldukça etkilenmiştim. Kabil ise bunu bambaşka bir noktaya taşıdı. Roman, Habil’i öldürdükten sonra zaman ve mekândan bağımsız bir yolculuğa çıkan Kabil’in gözünden ilerliyor. Kabil; Nuh Tufanı’na, Lut kavminin helak edilişine, İbrahim’in oğlunu kurban etmeye götürülüşüne ve Eski Ahit’teki birçok olaya bizzat tanıklık ediyor. Ancak bu tanıklıklar, kutsal metinleri tekrar etmek için değil; onları sorgulamak için var. Kitap boyunca beni en çok düşündüren nokta, Tanrı’nın insanlığı defalarca yok etmeye karar vermesi oldu. Nuh Tufanı’nda ya da Lut kavminin helakinde yalnızca suçlular değil, henüz hiçbir günah işlememiş masum çocuklar da ölüyor. Saramago tam da burada okuyucunun zihnine rahatsız edici ama güçlü bir soru bırakıyor: Mutlak adalet dediğimiz şey gerçekten adalet mi? Kabil de yaşananları gördükçe yalnızca Tanrı’yı değil, kendi yaratılışını da sorgulamaya başlıyor. Tanrı’nın bu denli acımasız ve adaletsiz göründüğü bir düzende insanın yeri nedir? Romanın en etkileyici yanı, bu soruları cevaplamaya çalışmaması. Okuyucuyu kendi vicdanıyla baş başa bırakması. Kitapta altını çizdiğim onlarca cümle oldu. Bunlardan biri de şu: “Nedensiz sonuç olmayacağı gibi, sonuçsuz neden de olmaz.” Bu cümle yalnızca romanın değil, hayatın da özeti gibi geldi bana. Saramago’nun üslubunu artık daha iyi anladığımı hissediyorum. Herkesin cesaret edemeyeceği soruları soruyor; bunu yaparken de okuyucuyu kışkırtıyor ama düşünmeye de zorluyor. Belki de onu farklı yapan tam
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:24
Kitap uzun zamandır önüme çıkıyordu. Merakla okudum. Dili kitabın akışı verdiği mesajlar o kadar güzeldi ki. Bazen oturup kendimi düşündüm ne kadar çok şeye kör olmuşum diye. Biz insanlar görmek istemediğimiz şeylere hep kör oluruz zaten. Mutlaka herkesin okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Narsist birey
Puan vermedi·187 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
112 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 03:22
Kitaba ayrı bir değerlendirme yapmak istiyorum zaten ama yalnızlık kısmında narsist birey ayrı bir değerlendirme konusu fikrimce... "Çocuk, duygusal ihtiyaçlarının doyurulmaması ya da aşırı doyurulması sonucu kendi benliğinin sınırlarını oluşturamazsa, diğer insanları da kendilerine özgü ihtiyaçları olan varlıklar olarak kabul etmeyi öğrenemez. Böyle bir durumda çocuk için diğer insanlar, kendi benliğinin bir uzantısı gibidir. İlişkiler kurabilen bir insan olarak yaşamını sürdürür ancak bu ilişki, maskelenmiş bir yalnızlığın anlatımıdır ve narsisizm sözcüğüyle adlandırılır. Narsist kişi görünürde diğer insanlarla ilişki halindedir ama bu gerçek bir ilişkiden farklıdır. Başka bir deyişle, bir diğer insanın gerçeklerini anlamaya çalışmayı ve bu doğrultuda davranmayı gerektirir. Oysa narsist bir insan için başka bir tür ilişki kurmayı öğrenememiştir, dolayısıyla seçeneği de yoktur. O, kendi boşluğunu bir diğer insanla gidermeye çalışır ve bunun sevgi olduğuna inanır. Narsist bir kişi, bir yandan kendisine hayranmışçasına davranır, öte yandan da kendisinden aşağılık duyguları yaşar. Çevresindeki insanlara sürekli kusur bulur ve onları küçümser. Aslında küçümsediği kendi gerçek benliğidir. Karşısındaki insanlara kendilerini değersiz hissettirirken, kendi narsisist eğilimleri olan insanlarla daima birbirlerini bulurlar. Çünkü özerk ve bireyleşmiş bir insan bu tür bir ilişkiyi zaten sürdüremez. Karşısındakini gerçekten duyamazlar. Söylediklerinin karşı tarafta nasıl bir etki yarattığına aldırmadıklarından ve onların anlattıklarını anlamaya çalışmayarak salt kendi bakış açısından değerlendirdiklerinden, böyle bir insanla gerçek bir diyalog kurulamaz. İlişkileri, iki taraf biçimindedir. Her biri ne dediğini diğerinin anlamış olduğunu farz ederek kendi monoloğunu söyler ve
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,6bin okunma
Puan vermedi·800 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 12:32
Fütürist,grotesk,satirik, alegorik… Yanı sıra didaktik, metaforik, hatta kimi yerde lirik… Enteresan mı enteresan, “ayrıksı” bir distopya. Hatta kurduğu bu distopik zeminin ütopyaya dönüşmesini isteyen ama bunu odağını hiç bozmadan, merkeze “olan” ı alıp okuru an’da tutan bol tekrarlı, çokça geri dönüşlü, cümleleri pelesenk haline gelmiş umutlu bir sayıklama. Kara mizah libası giydirilmiş gerçekler… Sesi, sessizliğinden, omurgası “kadın”dan güç alan büyülü bir metin. Afrika edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Ngũgĩ wa Thiong’o coğrafyasının çok renkliliğini ve makus talihini aynı mozaiğe döşeyen mahir bir tesellatum sanatçısı. Tıpkı kendi yazar kimliğini inşa ettiği gibi. Okurken sık sık bahsedeceğim yazarların kararlı ama sessiz ayak seslerini duydum. Toplumsal eleştirileri ve insan doğasını fantastik metaforlarla anlatan Saramago, Bireyin yabancılaşmasını ve sistemin absürtlüğünü metaforik bir dille işleyen Kafka Kayıp ve yalnızlık gibi temaları rüyamsı bir atmosferde büyülü gerçekçilik ile harmanlayan Murakami Labirentler, aynalar ve sonsuzluk metaforları üzerinden felsefi ve edebi derinliği olan anlatılarıyla Borges Varoluşçuluk ve absürt kavramlarını sembolik hikayelerle anlatan Camus Dili yalın olsa da iyilik, kötülük, açgözlülük, ahlak ve kader gibi evrensel temaları güçlü bir sembolizm ve alegoriyle işleyen Steinbeck M.B. der ki : Kitabın içtihatlarını merak edenler arka kapağına göz atabilir. Anlatısı ve işleyişi hakkında gereken tüyoyu verdiğim örnekler üzerinden düşünmek sizin hayal gücünüze kalmış. Asla kolay bir okuma olacağını iddia edemem. Bitirdiğinizde de nihai bir sonuca ulaş(a)mayacaksınız. Ama yol ve yolculuk güzel. Yolda olmak iyidir, ufuk çizginizi genişletir. Kargalar Büyücüsü Ngugi Wa Thiongo
Kargalar BüyücüsüNgugi Wa Thiongo · Ayrıntı Yayınları · 2021106 okunma
7/10
·336 syf.··
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:19
Görmek ile bakmak arasındaki o korkunç uçurum... Saramago, 'beyaz körlük' metaforuyla aslında medeniyetin ne kadar kırılgan bir kabuk olduğunu yüzümüze çarpıyor. İnsan doğasının en çiğ, en bencil haliyle yüzleştiriyor okuyucuyu. Zaman zaman rahatsız edici olmakla beraber sarsıcı bir okuma deneyimiydi benim için.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,3bin okunma
Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,3bin okunma