9/10
·96 syf.··
2026 45. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:23
Gizemli Bir Maske, Fernando Pessoa’nın insanın kendine bile yabancılaşmasını, toplumun dayattığı maskeleri ve modern insanın bitmeyen kimlik arayışını melankolik bir dille anlattığı bir iç yolculuktur. Kitap, insanın başkalarından çok kendi içinde kayboluşunu anlatır. Yazarı ve eserlerini tanıyanlar bilir; Fernando Pessoa, melankolinin en derin seslerinden biridir. Gizemli Bir Maske de onun iç dünyasını ve insan ruhunun kırılganlığını yansıtan eşsiz bir eser. Melankoliyi sevenler için kesinlikle tavsiye ederim.
Gizemli Bir MaskeFernando Pessoa · Kolektif Yayınları · 2016335 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 427. kitabı
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (As Intermitências da Morte), Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun felsefi derinliği ve kara mizahı harmanladığı, insanlığın en büyük arzularından biri olan ölümsüzlüğü sarsıcı bir paradigmaya dönüştüren dahi işi bir romanıdır. Kendine has noktalama işaretleri içermeyen, kesintisiz ve akıcı anlatımıyla tanınan yazar, bu eserinde de toplumsal ve kurumsal refleksleri harika bir alegoriyle eleştirir. Hikaye, adı belirtilmeyen bir ülkede, 1 Ocak günü itibariyle artık hiç kimsenin ölmemesiyle başlar. Kazalar, ağır hastalıklar ve yaşlılık devam etmekte, insanlar ölümün kıyısına kadar gelmekte ama bir türlü son nefeslerini verememektedir. Başlangıçta bu durum büyük bir coşku ve ebedi hayatın zaferi olarak kutlansa da, çok geçmeden madalyonun diğer yüzü açığa çıkar. Nüfus durmaksızın artarken hastaneler, huzurevleri ve bakım evleri dolup taşar; cenaze levazımatçıları iflasın eşiğine gelir, kilise ölüm olmadan dirilişin ve inancın bir anlamı kalmadığını fark ederek büyük bir kriz yaşar ve devletin emeklilik sistemi çöker. Ölümsüzlük, insanlık için bir ödülden ziyade, içinden çıkılmaz kaotik bir kabusa dönüşür. Romanın ikinci yarısında ise olaylar yön değiştirir ve bizzat Ölüm’ün kendisi bir karakter olarak devreye girer. Bir kadın formuna bürünen Ölüm, insanlara bir mektupla grevine son verdiğini ancak artık daha insancıl bir yöntem uygulayacağını duyurur: Herkese öleceği günü bir hafta önceden mor bir zarfla bildirecektir. Bu durum yeni bir toplumsal histeri yaratırken, Ölüm’ün gönderdiği mektuplardan biri, sıradan bir çelliste her seferinde geri iade edilerek ulaşılamaz. Ölüm, mektubu teslim edemediği bu adamı merak ederek insan dünyasına iner ve hikaye tamamen farklı, sanatsal ve duygusal bir boyuta evrilir. José Saramago, Ölüm Bir
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·520 syf.··
2026 318. kitabı
Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı adlı bu Nobel ödüllü tarihi ve postmodern romanında, 1591 yılının karlı İstanbul'unda, Osmanlı saray nakkaşhanesinin gizemli dünyasını, Doğu ve Batı sanat anlayışlarının çatışmasını ve bu eksende işlenen vahşi bir cinayeti konu alır. Yazar; Sultan’ın gizlice sipariş ettiği Batı tarzı resimlerle dolu bir kitap üzerinde çalışan nakkaşların dünyasını anlatırken; cinayete kurban giden nakkaşın, katilin, paranın, kırmızı rengin ve hatta bir köpeğin ağzından çok sesli bir anlatım tekniği kullanır. Kara, Şeküre ve Enişte Efendi arasındaki tutkulu aşkı, kıskançlığı, minyatür sanatının felsefesini, körlük ile görme arasındaki estetik dilemgaları ve inanç sorgulamalarını, zengin bir tarihi arka plan, yoğun bir gizem ve büyüleyici bir edebi dille işler.
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma
2/10
·127 syf.··
2026 69. kitabı
Yarısından çoğunu temiz temiz okudum. Sonraki sayfaları hızlıca tarayıp kenara bıraktım. Mis gibi yarım bıraktım, ki bana kendini yarım bıraktıran kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Helal olsun. Taşların Anlattığı’nda o şiirsel, imgesel atmosferi kuran yazarla bu ham, çiğ metni yazan kişi aynı mı gerçekten ya? Çok şaşkınım. Bir okulda çocukları rehin alan ve Elon Musk olduğunu söyleyen kişiyle müzakereci arasındaki konuşmayı okuyoruz. Elon Musk, Trump, X platformu, yapay zekânın insanlığı tehdidi, sosyal medyanın zihinlerimizi teslim alışı gibi konular üzerinden bir şeyler söylemek istiyor yazar. Bu başlıklar elbette çağımızın önemli tartışmaları. Bunların edebiyatın konusu olmasına itirazım yok. Ama bunlar o kadar dönüştürülmeden yazılmış ki sosyal medyada ya da bir haber sitesinin yorum bölümünde yürüyen bir tartışmanın kurmaca versiyonuna denk gelmişim gibi hissettim. Kitap bir tartışma sunuyor, bir pozisyon öneriyor, güncel meseleler hakkında düşünüyor. Yanlış bir şey de söylemiyor. Ama tüm bu güncel tartışmaları, fikirleri, korkuları alıp da daha büyük, daha insani bir yere de taşıyamıyor. Misal, Körlük kitabını okuyup da “Saramago şu politik görüşü savunuyor” diye düşünmezsiniz değil mi? Aklınızda bir tezden çok bir insanlık manzarası kalır. Kafka’nın Dava’sını okuyup “1900’lerin başındaki Avusturya-Macaristan bürokrasisi hakkında bir roman okudum” demezsiniz. Ama bu kitap insana böyle cümleler kurdurur. Çünkü yazarın yapıyı kurarken kullandığı iskele hâlâ ortada duruyor. Romanın arkasındaki fikirler, göndermeler ve niyetler okurken ayağınıza takılıyor. İyi kitaplar bizi bir fikre ikna etmeye çalışmaz. Onlar geride adını bize koyamadığımız bir şey bırakır. Tarif edemediğimiz, bizi insan olmanın karmaşasıyla baş başa bırakan bir şey. Ben bu
YüzleşmeClara Dupont · İletişim Yayınları · 202628 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
Kitaba o kadar büyük beklentilerle başladım ki genelde büyük beklentilerin sonu hüsranla sonuçlandığı için bu kitaba haksızlık ettiğimi bile düşünüyordum. Bitirdiğimde beni yanıltmadığı için yaşadığım sevinci anlatacak kelime bulamıyorum. Bu kitabı öneren Hilal Özlem Torpil onu kaybetmeden hemen önce o kadar emindi ki bu kitabın ve beraberinde önerdiği birkaç kitabın bana okuma alışkanlığını yeniden kazandıracağından, ben de bir an bile tereddüt etmedim bundan. 2020 yılındaki Covid salgını ya da 6 Şubat 2023 depreminde gördüğüm, yaşadığım, en yakından şahit olduğum şeylerin yıllar öncesinde başka bir coğrafyadaki bir yazar tarafından bu kadar güzel kurgulanıp anlatılacağını tahmin edemezdim. İnsanın kaybedecek şeyi kalmadığında büründüğü kimlikten hep korkmuşumdur, hayatta kalma içgüdüsü kimileri için sürekli bir durumdur herhangi bir tetikleyici güce ihtiyaç duymazlar, en masum görünen insanların fitilinin ateşlenmesi için ise bazı felaketler yeterli olabilir. Kimin, nerede ve ne zaman, hangi şartlar altında içindeki saf kötülüğü dışarı vuracağını tahmin etmek pek mümkün değildir. Bana göre dinlerin ve inançların bile temeli buna dayanıyor. İnsanı dizginlemek, kontrol altında tutabilmek ve bir kalıba sokabilmek için oluşturulmuş bir kontrol mekanizması. İnanmasanız bile varlığına şükreder bulabilirsiniz kendinizi. Benim iyi bir insan olmaya çalışmamın sebebi; bir gün şirinleri görmeyi umduğumdan değil artık(küçükken öyleydi). Bu bir meydan okuma, azınlığın çoğunluğa verdiği savaşlara duyduğum hayranlıkla besleniyor. Hayat bir gün kaybedeceğini en baştan bildiğin savaşlara girmeyi göze alabildiğin sürece yaşanılabilir..
İnsan ve Hayat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
Medeniyet gidince geriye kalanlar…
10/10
·336 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:13
Okurken çok etkilendiğim tamamen ilkel insan doğasını anlatan bir eser. José Saramago bir salgın hikâyesi yazıyor gibi görünse de aslında gözlerini kaybetmeyen insanların bile ne kadar az şey gördüğünü anlatıyor. Roman boyunca beni en çok etkileyen şey, medeniyet dediğimiz yapının ne kadar ince bir kabuk üzerine kurulu olduğunu göstermesi. Kurallar, unvanlar ortadan kalktığında geriye ne kalıyor? Bu sorunun cevabını son derece gerçekçi sahnelerle yazıyor. Kitaptaki karakterlerin isimlerinin olmaması da dikkat çekici. Okurken karakter isimlerinin olmaması bende “aslında bu tüm insanlığa hitap ediyor” görüşü yarattı. Okurken kendinizi yalnızca olayları izleyen biri gibi hissetmedim sanki o karanlık ve belirsiz dünyanın içinde kendimi izledim. Bana göre romanın en güçlü yanı, insanlığın en kötü taraflarını gösterirken umudu tamamen yok etmemesi. Bencilliğin, korkunun ve şiddetin arasında bile merhametin var olabileceğini hatırlatıyor. Doktorun eşi karakteri bunun en güçlü göstergesi. Körlük çok beğendiğim bir kitap ve herkes bence mutlaka bu kitabı okumalı.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
Reklam
Reklam