Puan vermedi·150 syf.·
2026 441. kitabı
"Alışılagelmişlik adını verdiğimiz şey belirginlik değil, bulanıklıktır: Bir körlük biçimi, bir uyuşma hali." Georges Perec Yasanmisligin üzerinden geçmek anılara ortak olmak hayal etmek çok farklı bir duygu perec'le bu dokuzuncu buluşmamız az,çok yazım dilini okura neler kattığını okumaktan dusunmeye keyif almaya davet ediyor okuru. Boş sayfa ile başlayıp yatak, oda, daire, apartman, sokak, mahalle, şehir, sayfiye, ülke, dünya ve uzay sıralamasını izleyen, iç içe halkalar oluşturarak adım adım genişleyen kitap boyunca yaşamöyküsel verilerin mekânlarla ilişkisi; yararsızlık, sıradanlık, ikamet edilebilir, yaşanabilir olan; pencereler, ölçüler, sınırlar; yerlerin bellekle kurduğu tuhaf etkileşim üzerine düşünüyor, Düşlüyor, yeni projeler, biçimler üretiyor, sorular soruyor: Bir odada ikamet etmek ne demektir? Bir yer neden ve nereden itibaren bütünüyle bize ait olur? Bir odada yatağın yerini değiştirecek olursak, oda değiştirmiş olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Hiç nasıl düşünülür? Neden otobüsler falanca yerden filanca yere gidiyorlar? İnsan kendi şehrini nasıl tanır? Dünyaya dair ne bilebiliriz? Yeni başlayanlar için mekâna ilişkin notlar, çıkmalar, ödevler, bakma, görme alıştırmaları, planlar, takıntılar, sınıflandırmalar, listelemelerden oluşan bir mekân kullanma kılavuzu; “bir mekân kullanıcısının günlüğü.” Mekân Feşmekân Mekân erir, parmakların arasından kayıp giden kum gibi. Zaman onu alır götürür ve geriye kalır biçimsiz parçalar: Yazmak: Özenle bir şeyleri saklamaya, bir şeyleri idame ettirmeye çalışmak: Giderek oyulan boşluktan birkaç kıymık koparıp almak, bir yerlere bir çizik, bir iz, bir im ya da birkaç işaret bırakmak. Georges Perec ·
Anı-Mektup-Günlük Anlatı Edebiyat
Mekân FeşmekânGeorges Perec · Everest Yayınları · 2023177 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 23. kitabı
Ana Tema: Ahlaki çöküş, empati yoksunluğu ve toplumsal vahşet. İnceleme: Beyaz bir körlük salgını üzerinden insanlığın medeniyet maskesini düşüren sarsıcı bir romandır. Saramago, fiziksel olarak görmenin değil, başkasının acısına "göz yummanın" asıl körlük olduğunu savunur. Sistem çöktüğünde geriye sadece insanın çiğ doğası kalır. Kritik Soru: Herkesin kör olduğu bir dünyada, gören tek kişi olmanın yükünü taşıyabilir misiniz?
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
Reklam
9/10
·96 syf.··
2026 45. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:23
Gizemli Bir Maske, Fernando Pessoa’nın insanın kendine bile yabancılaşmasını, toplumun dayattığı maskeleri ve modern insanın bitmeyen kimlik arayışını melankolik bir dille anlattığı bir iç yolculuktur. Kitap, insanın başkalarından çok kendi içinde kayboluşunu anlatır. Yazarı ve eserlerini tanıyanlar bilir; Fernando Pessoa, melankolinin en derin seslerinden biridir. Gizemli Bir Maske de onun iç dünyasını ve insan ruhunun kırılganlığını yansıtan eşsiz bir eser. Melankoliyi sevenler için kesinlikle tavsiye ederim.
Gizemli Bir MaskeFernando Pessoa · Kolektif Yayınları · 2016335 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2026 427. kitabı
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (As Intermitências da Morte), Nobel ödüllü Portekizli yazar José Saramago’nun felsefi derinliği ve kara mizahı harmanladığı, insanlığın en büyük arzularından biri olan ölümsüzlüğü sarsıcı bir paradigmaya dönüştüren dahi işi bir romanıdır. Kendine has noktalama işaretleri içermeyen, kesintisiz ve akıcı anlatımıyla tanınan yazar, bu eserinde de toplumsal ve kurumsal refleksleri harika bir alegoriyle eleştirir. Hikaye, adı belirtilmeyen bir ülkede, 1 Ocak günü itibariyle artık hiç kimsenin ölmemesiyle başlar. Kazalar, ağır hastalıklar ve yaşlılık devam etmekte, insanlar ölümün kıyısına kadar gelmekte ama bir türlü son nefeslerini verememektedir. Başlangıçta bu durum büyük bir coşku ve ebedi hayatın zaferi olarak kutlansa da, çok geçmeden madalyonun diğer yüzü açığa çıkar. Nüfus durmaksızın artarken hastaneler, huzurevleri ve bakım evleri dolup taşar; cenaze levazımatçıları iflasın eşiğine gelir, kilise ölüm olmadan dirilişin ve inancın bir anlamı kalmadığını fark ederek büyük bir kriz yaşar ve devletin emeklilik sistemi çöker. Ölümsüzlük, insanlık için bir ödülden ziyade, içinden çıkılmaz kaotik bir kabusa dönüşür. Romanın ikinci yarısında ise olaylar yön değiştirir ve bizzat Ölüm’ün kendisi bir karakter olarak devreye girer. Bir kadın formuna bürünen Ölüm, insanlara bir mektupla grevine son verdiğini ancak artık daha insancıl bir yöntem uygulayacağını duyurur: Herkese öleceği günü bir hafta önceden mor bir zarfla bildirecektir. Bu durum yeni bir toplumsal histeri yaratırken, Ölüm’ün gönderdiği mektuplardan biri, sıradan bir çelliste her seferinde geri iade edilerek ulaşılamaz. Ölüm, mektubu teslim edemediği bu adamı merak ederek insan dünyasına iner ve hikaye tamamen farklı, sanatsal ve duygusal bir boyuta evrilir. José Saramago, Ölüm Bir
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2026 318. kitabı
Orhan Pamuk, Benim Adım Kırmızı adlı bu Nobel ödüllü tarihi ve postmodern romanında, 1591 yılının karlı İstanbul'unda, Osmanlı saray nakkaşhanesinin gizemli dünyasını, Doğu ve Batı sanat anlayışlarının çatışmasını ve bu eksende işlenen vahşi bir cinayeti konu alır. Yazar; Sultan’ın gizlice sipariş ettiği Batı tarzı resimlerle dolu bir kitap üzerinde çalışan nakkaşların dünyasını anlatırken; cinayete kurban giden nakkaşın, katilin, paranın, kırmızı rengin ve hatta bir köpeğin ağzından çok sesli bir anlatım tekniği kullanır. Kara, Şeküre ve Enişte Efendi arasındaki tutkulu aşkı, kıskançlığı, minyatür sanatının felsefesini, körlük ile görme arasındaki estetik dilemgaları ve inanç sorgulamalarını, zengin bir tarihi arka plan, yoğun bir gizem ve büyüleyici bir edebi dille işler.
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma
2/10
·127 syf.··
2026 69. kitabı
Yarısından çoğunu temiz temiz okudum. Sonraki sayfaları hızlıca tarayıp kenara bıraktım. Mis gibi yarım bıraktım, ki bana kendini yarım bıraktıran kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Helal olsun. Taşların Anlattığı’nda o şiirsel, imgesel atmosferi kuran yazarla bu ham, çiğ metni yazan kişi aynı mı gerçekten ya? Çok şaşkınım. Bir okulda çocukları rehin alan ve Elon Musk olduğunu söyleyen kişiyle müzakereci arasındaki konuşmayı okuyoruz. Elon Musk, Trump, X platformu, yapay zekânın insanlığı tehdidi, sosyal medyanın zihinlerimizi teslim alışı gibi konular üzerinden bir şeyler söylemek istiyor yazar. Bu başlıklar elbette çağımızın önemli tartışmaları. Bunların edebiyatın konusu olmasına itirazım yok. Ama bunlar o kadar dönüştürülmeden yazılmış ki sosyal medyada ya da bir haber sitesinin yorum bölümünde yürüyen bir tartışmanın kurmaca versiyonuna denk gelmişim gibi hissettim. Kitap bir tartışma sunuyor, bir pozisyon öneriyor, güncel meseleler hakkında düşünüyor. Yanlış bir şey de söylemiyor. Ama tüm bu güncel tartışmaları, fikirleri, korkuları alıp da daha büyük, daha insani bir yere de taşıyamıyor. Misal, Körlük kitabını okuyup da “Saramago şu politik görüşü savunuyor” diye düşünmezsiniz değil mi? Aklınızda bir tezden çok bir insanlık manzarası kalır. Kafka’nın Dava’sını okuyup “1900’lerin başındaki Avusturya-Macaristan bürokrasisi hakkında bir roman okudum” demezsiniz. Ama bu kitap insana böyle cümleler kurdurur. Çünkü yazarın yapıyı kurarken kullandığı iskele hâlâ ortada duruyor. Romanın arkasındaki fikirler, göndermeler ve niyetler okurken ayağınıza takılıyor. İyi kitaplar bizi bir fikre ikna etmeye çalışmaz. Onlar geride adını bize koyamadığımız bir şey bırakır. Tarif edemediğimiz, bizi insan olmanın karmaşasıyla baş başa bırakan bir şey. Ben bu
YüzleşmeClara Dupont · İletişim Yayınları · 202629 okunma
Reklam
Reklam