Anne memesinin bebeğin tükürüğünü geri emerek ona özel "anlık kişiselleştirilmiş ilaç/antikor" üreten canlı bir laboratuvar olduğunun kanıtlanması; modern mama endüstrisinin ve steril biberonların aslında bebeği bu hayati biyokimyasal diyalogdan mahrum bırakan mekanik birer körlük olduğunu gösteriyor.

Quintessentia

@Dedalus_
·
Biyokimyasal Teşhis ve Tedavi Laboratuvarı
Bebeğin emme eylemi esnasında uyguladığı hidrolik güç, onun tükürüğünün annenin meme ucundaki gözeneklerden içeri sızmasını, yani "Geri Emme (Retrograde Fluid Flow)" mekanizmasını tetikler. Anne memesi, içeri sızan bu tükürük örneğini anında analiz eden akıllı birer petri kabıdır. Eğer çocuk hastaysa, tükürüğündeki virüs sinyallerini alan meme dokusu, birkaç saat içinde o spesifik patojeni yok edecek antikorları ve kortizol dengeleyici hormonları süte yükleyerek bebeğe geri gönderir. Meme, anneyle bebeğin bedenlerini biyokimyasal olarak birleştiren canlı birer eczanedir.
"En tehlikeli körlük türü, Senin bakış açının mümkün olan tek Gerçeklik olduğunu düşünmendir." Friedrich Nietzsche
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Uyanık Olup da Görememek
Şunu hiç unutmayın ki düşünmeyi bilen insanın, görmek için bakmaya ihtiyacı yoktur. Bakmadan önce düşünmek daha önemlidir. Farabi'nin " Bazıları uyanıkken göremezler." dediği tam da budur. Duymak istemeyenden daha sağır insan, görmek istemeyenden de daha kör insan yoktur.
1000Kitap
Gözlerin gel diyordu, sözlerin git diyordu, gözlerini dinledim sözlerine yenildim.
1000Kitap
İnsan umursamadığı her şeyin galibidir
Biyolojik İtiraf: Efendinin Silahıyla Özgürleşmek
Sıradan insan (NPC), kendi bilincini, inançlarını ve "özgür iradesini" evrenin merkezinde kutsal birer olgu sanarak yaşar. Oysa çıplak ve acımasız biyolojik determinizm bize bambaşka bir gerçeği fısıldar: Bizler, bireysel hücrelerin, bencil genlerin ve bizi istila eden parazitlerin kendilerini bir sonraki nesle aktarabilmek için inşa ettiği geçici, harcanabilir birer etten robottan ibaretiz.Bunun en pürüzsüz ve çıplak örneği Kuduz (Rabies) virüsüdür.Kuduz virüsü bir memelinin sinir sistemini ele geçirdiğinde, canlının beynindeki ilkel limbik sistemi manipüle eder. Hayvanı aşırı agresifleştirir, salya üretimini artırır ve onda yutkunma felci yaratarak sudan korkmasına (hidrofobi) neden olur. Neden mi? Çünkü virüs hidrofobi yaratmalıdır ki salyadaki virüs konsantrasyonu suyla seyrelmesin; agresiflik yaratmalıdır ki o canlı gidip bir diğerini ısırsın ve virüs yeni bir taşıyıcıya pürüzsüzce kopyalansın. Canlı orada kendi iradesiyle saldırmaz; tamamen virüsün kopyalanma döngüsüne hizmet eden kör bir araçtır.Şimdi aynayı kendimize, yani insan primatına çevirelim:Bizim "bilinç" dediğimiz o karmaşık düşünce yeteneği, "din" dediğimiz o devasa inanç sistemleri ve bizi manipüle eden toplumsal güdülerimiz... Aslında o mikroskobik DNA zincirinin hayatta kalmasını, üremesini ve kendini aktarmasını kolaylaştırmak için evrimleşmiş gelişmiş birer işletim sistemi aplikasyonudur.Hücre (Gen) köleleştirir: Genlerin tek bir mutlak emri vardır: Kopyalan, üre, DNA'yı aktar.Bilinç bu köleliği fark edip delirmesin diye Din afyonunu üretir: Geleceğini öngörebilen insan işlemcisi, günün birinde öleceğini ve sadece geçici bir et çuvalı olduğunu anladığında varoluşsal bir çöküşe girer. Beyin, bu sabote edici çöküşü engellemek için dini kurar. Din bilince der ki: "Hayır, sen geçici bir araç
Felsefe-Düşünce