Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 222. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:50
Eski Türk üslûbunda büyük bir oda. Cephede, bir köşeden öbür köşeye, uzun sedir. Sedirin üstünde ipekli halılar ve yukarısında iki kafesli pencere. Solda bir yük. Yükün iki tarafında oymalı hücreler. Sağ tarafta kapı. Cephede iki pencerenin ara yerinde, sülüs yazıyle kocaman bir “Yâhu” levhası...
Hayata Dair
Sabır TaşıNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu · 20162,342 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 95. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:56
Ruth Ware Mükemmel Çift Yazardan daha önce O Kız ile tanımış ve özellikle finalindeki ters köşeden çok etkilenmiştim. Bu yüzden Mükemmel Çift'e başlarken beklentim oldukça yüksekti. Kitabı bitirdiğimde ise yazarın gerilim yaratma konusunda ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Hikâye, kariyerinde zor bir dönemden geçen virolog Lyla ve oyunculuk hayallerinin peşinden koşan sevgilisi Nico'nun bir reality şova katılmasıyla başlıyor. İlk başta tropik bir adada geçecek eğlenceli bir yarışma gibi görünen bu macera, kısa sürede hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Adanın izole yapısı, dış dünyayla iletişimin kesilmesi ve karakterlerin birbirlerinden sakladıkları sırlar hikâyenin gerilimini sayfa sayfa artırıyor. Kitapta en çok sevdiğim şeylerden biri karakterlerin derinliği oldu. Hiç kimse tamamen iyi ya da tamamen kötü değil. Her karakterin sakladığı sırlar, korkuları ve zaafları var. Bu da okurken sürekli fikir değiştirmenize neden oluyor. Bir bölümde güvendiğiniz bir karakterden sonraki bölümde şüphe etmeye başlayabiliyorsunuz. Ruth Ware bu belirsizlik hissini çok başarılı bir şekilde işlemiş. Atmosfer açısından da oldukça güçlü bir kitaptı. Fırtınanın ardından adada yaşanan kaos, yiyecek ve su sıkıntısı, artan korku ve güvensizlik hissi beni hikâyenin içine tamamen çekti. Özellikle karakterlerin psikolojik olarak yıpranışını okumak oldukça etkileyiciydi. Çünkü kitap sadece bir gizemi çözmeye odaklanmıyor; baskı altında kalan insanların nasıl değişebileceğini, korkunun insanlara neler yaptırabileceğini ve dışarıdan mükemmel görünen ilişkilerin aslında ne kadar kırılgan olabileceğini de gösteriyor. Lyla karakterini oldukça sevdim. Yaşadığı hayal kırıklıklarına rağmen mantığını korumaya çalışması ve olaylar karşısındaki duruşu hikâyeyi daha etkileyici kıldı.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202640 okunma
Akıp gidiyor ama tam olarak hikayenin içinde değilim.
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Duzah, ilk basta epey etkilendiğim bir kurgu çünkü her karakterin kendi hayatının başrolü olduğu gösterilmiş. Yan karakterler figüran muamelesi görmüyor. Başka bir karakteri, sadece basrolun gördüğü kadarıyla görebiliyoruz ama gördüklerimizden ibaret olmadığı belli edilmiş. Nasıl mı? İlk basta şu şekilde düşünmüştüm; kitaplar, her şeyi gerekli ayrıntılarla anlata anlata ilerleyenler ve başrolün o an yaptığı,gördüğü, düşündüğü şekliyle ilerleyenler olarak ikiye ayrılır. Bizim ki 2.oluyor yani hikayenin bir yerinden başlamış ve o andan itibaren bengi ne düşünürse ya da görürse biz de onu okuyoruz. Mesela, abisi uzaktaymış ama bengi onun nerede olduğu yada kaçtığı gerçeğini düşünmek yerine, onun hakkında sahneye göre değişen, daha farklı şeyler(geçmişten anılar vs) düşündüğü için ilk basta hayatta olup olmadığını bile anlamadık. Öyle bir konuşuyordu ki sanki ölmüş. Eh onu bırakıp gitmesi boyle bir etki bırakmış olabilir. Bilemiyorum, belki de bu yüzden bize hafiften ölü gibi gösterilmiştir. Sonuç olarak her şeyi şak diye göstermiyor. Ne zaman karakterler o olaya, bilgiye denk düşerse, o zaman görüyorsun. Yan karakterler için de aynı şey söz konusu. Basroller biriyle yan yana gelirler ve sadece onların gördüğü kadarını görürüz ama arka planda o karakterin yaptığı birçok şey olduğu, o an ki rolünden ibaret olmadığı anlaşılır. Yazar işin bu kısmını iyi yapmış. Artı olarak slow burn olmasına rağmen sıkmıyor çünkü karakterler 1.kitapta hep yan yana, 2.kitapta ise zaten ilişkileri sıkmayacak kadar ilerlediği ve gereksiz olaylara çok yer vermediği için sıkıntı olmuyor. Özellikle incelendiğinde bir sürü sıkıntı çıkması ayrı mevzu. İşin uzmanı olmadığım için YouTube(Jülide müşerref ç.) incelemesinde bahsedilenleri pek fark etmedim ama şunu söyleyebilirim; hikaye, yazarin
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025441 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2018 84. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2018 00:00
Ferican İki Mevsim, ismi gibi ayrı duyguları, aynı anda yaşatan bir tarza sahip. İlk sayfalarda olayları anlatan karakterin, kendinden öncesini de yaşamışcasına aynı kalıpla anlatmasını garipsedim. Alışınca son sürat devam etti. Yaşananlar, karakterlerin güzel yansıtılması, okuyucunun kıyıdan köşeden kendisinden bir şeyler bulması, bizden olan sevdiğimiz türkülere yer verilmesi, samimiyeti, sıkmadan akıcı bir şekilde okumamı sağladı. Mirza. Eylül'ün oğlu. Onun gözünden görerek başlıyoruz kurguyu anlamaya, onun hayatındakileri tanımaya. Ailesini anlatıyor bize, her ferdini ayrı ayrı, artıları ve eksileriyle birlikte. Yaşadıkları yerden ayrılmalarına vesile olan olaylar, yabancı olmadığımız, kim bilir kaç kişinin yaşamak zorunda kaldığı hayatları anlatıyor. Sonrasında yeniden hayata tutunma çabaları, aile içi çatışmaları, o çatışmalara rağmen birbirlerine sahip çıkmaları çok güzel işlenmiş. Şubat'ın kızı Pınar dahil oluyor Mirza'nın hayatına. Çocuksu atışmalarla başlayan, birbirlerinden gizledikleri aşkları Mirza'nın itirafından sonra boyut değiştiriyor. Aynı acıları, kayıpları yaşamamak için, hep daha iyi olmalı diye söz veririz ailelerimize. 'Kendini kurtar' derler hani. Bazen bunu yaparken yaşamayı unutuyor muyuz acaba? Bize ait olan ya da ailelerimizin aşıladığı hırslarla yolumuza devam ederken neleri göz göre elimizin tersiyle itiyoruz? Belki bir yere kadar doğru, ama fazlası? Kitabın sonu az çok tahmin edilebilir durumdaydı, yine de çok şaşırdım. Yazarla aynı sonuca varmışız ama gidiş yönlerimiz o kadar farklıydı ki, devam kitabına olan merakım katlandı. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Ferican İki MevsimAdil Güneş · Cinius Yayınları · 201844 okunma
9/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:09
Adsız Roman Çerkes soykırımı hakkında bu kitaptan önce hiçbir şey bilmiyormuşum.. Sema Soykan, yine yapmış yapacağını Çerkes tarihini, kültürünü ve soykırımını bir çok kaynaktan araştırarak (kitabın sonunda bütün kaynaklara yer veriyor) kurguyla birleştirip akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde ışık tutmuş. Okuyacakları şimdiden uyarayım, Adsız Roman, sadece hayalî roman olarak yazılmış olsaydı keşke ama yaşanmış olaylara dayanması yüreğinizi incitecek, sizi okurken fazlasıyla üzecek ve uzunca bir süre etkisinden çıkamayacaksınız.. Kitabımız Neri ile Aras’ın karşılaşması ile, Neri’nin anneannesi tarafından kaleme alınan Adsız Roman’ı, satmak istediği küpün içinde bulmasıyla bizleri 1864 yılına Çerkeslerin yaşadığı sürgün ve soykırıma götürüyor. Yani roman içinde roman okuyoruz.. Çerkesler 3 yıl boyunca toprağını, yaşamını, hakkını ve özgürlüğü cesaretle savundular. Ancak strateji ve güç haklının değil Rus çarının yanında oldu. 1,5 -2 milyon Çerkes anavatanı Kuzey Kafkasya’dan zorla sürüldü. Sürgünün kayıtları tutulmadı ve sayı hep az gösterildi.. Zorlu yolculuk koşullarında açlık, soğuk ve hastalık nedeniyle hayatlarını kaybedenler çok insan oldu.. Kurtulanlar ise başta Türkiye olmak üzere küçük gruplara bölünerek çeşitli ülkelere gönderildi… Bu sürgünde Janset ile nişanlısı Jankat’ın ayrı düşmesi, aşklarını yüreğine gömüp vatan için nasıl direndiklerini de okuyoruz. Janset’in en yakın arkadaşı Elbruz ise Janset’in hep yanındadır ve aşkını kalbine gömerek ona yardımcı olmaya söz vermiştir. Peki ya, büyük aşıklar Janset ile Jankat kavuşacaklar mı ? Yoksa Janset kendisine aşık olan Elbruz’la mı bir gelecek kuracak? Neri ve Aras’ın olduğu kısımlar da gerçek hayata dönmek gibiydi. Neri’nin dedesiyle ilişkisi, anne-babasının başına gelenlerin sonuçlarını da merak
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024908 okunma