KÖŞEBENT Bir yüzümü aldı gitti ustura Çekin şu lambanızı karanlıkta kalayım. Bir yanım sûr, bir yanım Ki sert taşlar oyulur. İçki yalnızlıklarda uzun konuşmalardır Biri varsa susmak. O ağır kapakları hangi şarap kaldırır, Hiç sanmıyorum. Benzeri yüzyıllarda seslenmeler var duy! Yarı yüzümün acısı Hayyam ve Fuzuli Aşkın gözyaşları mı, gördüktü gençken Çok kötü bir filimdir. En yakınımızla bile öyle uzak ki ara Hangi gemi götürür? Bir tepeden koca kent Minnacık bir kutudur. (Yeni Dergi, 6 Mart 1965)
Aşk ve Şiir
KÖŞEBENT
Bir yüzümü aldı gitti ustura Çekin şu lambanızı karanlıkta kalayım. Bir yanım sûr, bir yanım Ki sert taşlar oyulur. İçki yalnızlıklarda uzun konuşmalardır Biri varsa susmak. O ağır kapakları hangi şarap kaldırır, Hiç sanmıyorum. Benzeri yüzyıllarda seslenmeler var duy! Yarı yüzümün acısı Hayyam ve Fuzuli Aşkın gözyaşları mı, gördüktü gençken Çok kötü bir filimdir. En yakınımızla bile öyle uzak ki ara Hangi gemi götürür? Bir tepeden koca kent Minnacık bir kutudur.
Sayfa 234·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
köşebent 1. Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt. 2. Birleşen iki kereste vb.ni tutturmaya yarayan, dik açı biçiminde bükülmüş demir; L demiri.
Edebiyat
Çok Önemli Bir Geometri Aleti:İP
İpin çok işlevli bir geometri aleti olduğunu belirtmek gerekir. Geometriciler bu aleti hem cetvel, hem pergel, hem de köşebent olarak kullanıyorlar. Cetvel olarak kullanımı oldukça basit: İpi iki sabit nokta arasına gerince düz bir çizgi elde edersiniz. Şayet dereceli bir cetvel tercih ederseniz o zaman da ipinize düzenli aralıklarla düğümler atmanız yeterli olur. Pergel olarak kullanımı da öyle sihirbazlık filan gerektirmez. İpin bir ucunu bir kazığa bağlayın ve öteki ucunu da kazığın etrafında döndürün. İşte size bir çember. Eğer ipiniz dereceli ise bu çemberin çapını kusursuz bir şekilde ayarlayabilirsiniz.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Bandaj-Menteşe
Hintavrupa anadili *bhendh- : bağlamak. Önce biraz İngilizce. To bind bağlamak; geçmiş hali bound. Bond bağ ve yükümlülük anlamında; bir de bundan türeyen bondage var ki kölelik ya da bağımlılık demek. Band’ın asıl anlamı bağ, sonradan şerit ve kurdele anlamını kazanmış. Bundle, deste ya da demet gibi iple bağlanmış bir şey. Band’ın diğer anlamı da tıpkı bundle gibi bir araya gelip bağlanmış bir grup insan. Tesadüfe bakın ki Farsça benden fiili de tıpkı İngilizce to bind ve Almanca binden gibi “bağlamak” anlamına geliyor. Bunun pasif sıfatı olan bende esasında “bağlı, bağımlı” demek; köle ve mahkûm yerine de kullanılıyor. Bendeniz, “köleniz, hizmetkârınız, abd-i aciziniz” anlamında bir saygı sözü. Ama en güzeli bendgôşe. Farsça “köşe bağı” anlamına gelen bu sözcük Türkçeye alınırken yamulup menteşe halini almış, anlamı da biraz kaymış. Sonradan ayrıca Türkçe bir bileşik olarak köşebent türetilmiş.
Edebiyat
KÖŞEBENT
En yakınımızla bile öyle uzak ki ara Hangi gemi götürür? Bir tepeden koca kent Minnacık bir kutudur.
Edebiyat