Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı

·
Okunma
·
Beğeni
·
691
Gösterim
Adı:
Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051419848
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
Elif
– Latince “kalem torbası” anlamına gelen “kalamar” ile bizim Arapçadan aldığımız kalem aynı kökten iki sözcük.
– İtalyanca “berber” saç değil sakal traş eden kişinin adı, “barbunya” ise aslında “sakallı” demek.
– Put Buddha’nın Eski Türklerdeki adı, “pagoda” ise Budist tapınaklarına verilen “putkede” adının Portekizcesinden Batı dillerine giren bir sözcük.
– “Boğaça” “ateşte pişmiş hamurişi” anlamına gelen Latince “focacia”dan, “fuel ise “yakacak odun” anlamında “focalia”dan geliyor. Birincisi İtalyanca, ikincisi Eski Fransızcadan İngilizce yoluyla Türkçeleşmiş.
– “Bukalemun” ile “pantolon”da Eski Yunanca “aslan” sözcüğü saklı.
– Farsça “beygir” “yük tutan”, “kevgir” “köpük tutan” “peşkir” ise “ön tutan” anlamına gelen bileşik isimler.
– “İrtica” sözcüğü (ve tartışması) Türkçeye 1909’da girmiş. Fransızca “écolé”den esintiler taşıyan “okul” ise Dil Devrimi bünyesinde 1934’te yaratılmış.

(…)

Kullandığımız sözcüklerin inanılmaz bir tarihi var.
Türk dilinin bilinen geçmişi 1300 yıllık. Oysa bugün kullandığımız bazı kelimelerin kökeni daha binlerce yıl öncesine dayanıyor.
“Üvendire” ve “evlek” gibi iki kadim Anadolu sözcüğüne 2800 yıl önce yaşamış olan Homeros’un destanlarında rastlıyoruz. “Aferin” deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde “seni kutsuyorum” anlamıyla karşımıza çıkıyor…
Kimilerinin Amerikan icadı zannettiği “seks”, bizi Roma’nın henüz imparatorluk bile olmadığı bir devrin haremlik–selamlık düzenine geri götürüyor. 3000 yıl önce Fenikelilerin kendi alfabelerinin ilk harfine verdikleri “elif” adı ise 21. yüzyıl Türkiye’sinde popüler bir kadın adı olarak yaşamaya devam ediyor…
Sevan Nişanyan’ın bu şaşırtıcı kitabı 1000’i aşkın Türkçe sözcüğün inanılmaz tarihini, esprili ve kolay okunur bir dille anlatıyor, her gün kullandığımız sözcüklerin aralarındaki umulmadık köken ilişkilerini göz önüne seriyor. “ELİFİN ÖKÜZÜ”, geniş bir tarih kültürüne ve titiz bir araştırmaya dayandığı halde okuması keyifli, tüy kadar hafif bir kitap. Dili ve sözcükleri sevenler için ideal bir armağan…
248 syf.
·21 günde·Beğendi·10/10
Kitap türkçe yi o kadar güzel anlatıyor ki;
Ornegin" 3000yil kadar ince öküz basi anlamına gelen elif kelimesi türeyerek günümüzde sık kullanılan bir kız ismi olmuştur" diyor yazar.(cumleyi aklimda kaldigi kadariyla soyledim tam paragraf bu degil.)Sevan nişanyan türkçenin nasıl bir dil olduğunu çok sert bir biçimde anlatarak yorumluyor. Kesinlikle okunmasini tavsiye ediyorum fakat kitabi bir gunde sip diye okyup bitirirseniz hicbir kazanc elde edemezsiniz . Bu kitabi bir ansiklopedi olarak düşünün arada bakıp birşeyler öğrenebileceğiniz türden. Bir örnek daha vermek istiyorum bizler poğaça dediğimizde türkçeyi katlediyoruz onu orjinali "boğaça"ymış.
Etimoloji alanında okuduğum ilk okuyucuyla sohbet edercesine yazılmış kitap. Kelimelerin kökenlerini ve aynı kökenden gelen bambaşka kelimeleri görünce bir aydınlanma yaşıyorsunuz.

Her gün bir chapter okuyorum ki hemen bitmesin diye.
‪Afferin deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde; ”Seni Kutsuyorum” anlamıyla karşımıza çıkıyor..!‬
‪#Sevan Nişanyan Elif’in Öküzü s.7‬
248 syf.
Etimolojiye meraklı olanların çok ilgisini çekecek bir kitap. Kelimelerin kökenleri üzerine çok ilginç bilgiler içeriyor. Ve sıkıcı değil. Çok eğlenceli bir kitap. Gerçi içindeki bilgilerin kesinliğinden emin olmamak gerek. Çünkü bu konu farklı araştırmacıların, farklı sonuçlara vardığı bir alanda. Günümüzde dilimizin etimolojisi üzerine çalışan Nişanyan' dan başka biri yok gibi. Varsa da akademik alanda kalıyor, bizim haberimiz olmuyor. Keşke daha çok yayın olsa.
248 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Bu kitabı ağır ağır, sindire sindire, araştıra araştıra, yaklaşık 10 günde okudum ve bu süre içinde oldukça keyifli vakit geçirdim. Benim gibi etimolojiye merakı olan herkesin de severek okuyacağını düşünüyorum.

Kitapta birbiriyle alakasız gibi görünen iki kelimenin aynı kökten türeyişi anlatılıyor. Bu türeyiş, kelimelerin zaman içinde geçirdiği evrim çok şaşırtıcı olduğundan kitabın diğer adı da Sürprizler Kitabı.

Yazar bu kitabı etimoloji çalışmalarına yeni başladığı yıllarda yazmış. Benim okuduğum, kitabın 2016 basımı. Bu basımda kitabın bazı bölümlerine düzeltme notları eklenmiş. Hatta bundan sonra biraz daha genişletilmiş başka bir basım daha var ama onu inceleme şansım olmadı.

Normalde kitap tavsiyelerini pek dikkate almam. Çünkü bu, damak tadı gibi bir şeydir. Benim severek yediğim, başkasının midesini bulandırabilir. Ama bu kitabı, etimolojiye ilgi duyan herkes okumalı diye düşünüyorum. Şayet ben okumamış olsaydım çok şey kaçırmış olurdum. Hem eğlenmek hem öğrenmek isteyenler kaçırmasın derim. Benden söylemesi.

NOT: Sevan Nişanyan'ı tanıyıp da benim gibi uyuz olanlara, fikirlerine taban tabana zıt olanlara müjde! Bu bir düşünce yazısı değil. Sinirleriniz bozulmadan huzur içinde okuyabilirsiniz. :)

Herkese iyi okumalar dilerim.
Hem seviyor hem nefret ediyorum.
Neden böyleyim diye sorabilirsin.
Bilmem.
Ama içimden öyle geliyor ve acı çekiyorum.

Catullus
Kelimeler zamanla bambaşka anlamlara bürünebiliyorlar. Fenikelilerin öküzünün, 3000 yıl sonra, Türkiye’de son zamanlarda doğan her on kızdan birine verilen güzel bir ada dönüşmesini başka nasıl açıklayabiliriz? 
Kayseri kenti ile Erciyas dağı son yıllarda daha çok ülkücü vatandaşlarımızın cirit attığı yerler olarak anılır oldular. Bilseler herhalde üzülürler: iki yerin de adı Rumca. Kayseri’nin aslı Kaisaria yani Sezar kenti. Erciyas ise Argaíos’dan bozma: Akdağ demek.
Bisküvi - Kombi
 
Latince bi- : iki.
 
İki sayısının Latincesi du-, ama türevlerde daha çok bi- şekli kullanılmış. Örneğin bis “iki kez” demek; bini ise ikişer. Ön takılarda da bi- sık sık karşımıza çıkıyor. Mesela bipedalis iki ayaklı, bidens iki dişli çatal, bimaritus iki karılı adam anlamına geliyor. İki yıllık süreye biennius deniyor. Bundan, Venedik’te iki yılda bir yapılan meşhur bir serginin adı olan bienal çıkmış. Biseksüel, yani “iki cinsiyetli” Latince örneklerden yola çıkarak yakın devirde türetilmiş bir sıfat. Bisiklet, yani “iki tekerli” de öyle. Yani pardon, sıfat değil isim.
Sırası gelmişken belirteyim, cadı yakmak da bir Ortaçağ geleneği değil. 1484-86 yıllarında moda olmuş, ondan sonraki 100-150 yıl boyunca Avrupa kültürüne mal olmuş. Bizim tarih kitaplarında Yeniçağ denilen döneme denk geliyor.
Türk dili nedense bu cins kelimeleri hep dışarıdan ithal etmiş. Haydut Macarca, çete Sıpça, şaki/eşkiya Arapça, terorist Fransızca, mafya İtalyanca, gangster Amerikanca, desperado İspanyolcadan alınma Amerikanca. Yerlisi hiç yok muymuş diye insan merak ediyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051419848
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Elifin Öküzü ya da Sürprizler Kitabı
Elif
– Latince “kalem torbası” anlamına gelen “kalamar” ile bizim Arapçadan aldığımız kalem aynı kökten iki sözcük.
– İtalyanca “berber” saç değil sakal traş eden kişinin adı, “barbunya” ise aslında “sakallı” demek.
– Put Buddha’nın Eski Türklerdeki adı, “pagoda” ise Budist tapınaklarına verilen “putkede” adının Portekizcesinden Batı dillerine giren bir sözcük.
– “Boğaça” “ateşte pişmiş hamurişi” anlamına gelen Latince “focacia”dan, “fuel ise “yakacak odun” anlamında “focalia”dan geliyor. Birincisi İtalyanca, ikincisi Eski Fransızcadan İngilizce yoluyla Türkçeleşmiş.
– “Bukalemun” ile “pantolon”da Eski Yunanca “aslan” sözcüğü saklı.
– Farsça “beygir” “yük tutan”, “kevgir” “köpük tutan” “peşkir” ise “ön tutan” anlamına gelen bileşik isimler.
– “İrtica” sözcüğü (ve tartışması) Türkçeye 1909’da girmiş. Fransızca “écolé”den esintiler taşıyan “okul” ise Dil Devrimi bünyesinde 1934’te yaratılmış.

(…)

Kullandığımız sözcüklerin inanılmaz bir tarihi var.
Türk dilinin bilinen geçmişi 1300 yıllık. Oysa bugün kullandığımız bazı kelimelerin kökeni daha binlerce yıl öncesine dayanıyor.
“Üvendire” ve “evlek” gibi iki kadim Anadolu sözcüğüne 2800 yıl önce yaşamış olan Homeros’un destanlarında rastlıyoruz. “Aferin” deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde “seni kutsuyorum” anlamıyla karşımıza çıkıyor…
Kimilerinin Amerikan icadı zannettiği “seks”, bizi Roma’nın henüz imparatorluk bile olmadığı bir devrin haremlik–selamlık düzenine geri götürüyor. 3000 yıl önce Fenikelilerin kendi alfabelerinin ilk harfine verdikleri “elif” adı ise 21. yüzyıl Türkiye’sinde popüler bir kadın adı olarak yaşamaya devam ediyor…
Sevan Nişanyan’ın bu şaşırtıcı kitabı 1000’i aşkın Türkçe sözcüğün inanılmaz tarihini, esprili ve kolay okunur bir dille anlatıyor, her gün kullandığımız sözcüklerin aralarındaki umulmadık köken ilişkilerini göz önüne seriyor. “ELİFİN ÖKÜZÜ”, geniş bir tarih kültürüne ve titiz bir araştırmaya dayandığı halde okuması keyifli, tüy kadar hafif bir kitap. Dili ve sözcükleri sevenler için ideal bir armağan…

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • İnan Olgar
  • Sena Tuğçe Demirel
  • aware
  • Cengiz Seker
  • Şeker Kaplı Perişanlık
  • ÖKV
  • BURHAN KEBABCI
  • OkuYorum
  • Bênav
  • Fadime Uzel Boztaş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (4)
9
%31.3 (5)
8
%12.5 (2)
7
%18.8 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%6.3 (1)