Priştine Kosova'nın başkenti. Bunu dahi bilmeden, bir roman okuyorum düşüncesi ile kitaba başladığım için birçok temel mevzuyu kaçırdım. Size önerim roman düşüncesine kapılmayın. Kitap daha çok okunsun diye roman türünde yazılmış, aslında bir tarih barındırıyor. Gerçekleri saklıyor bağrında ve okuyanı yetiştiriyor.
Günümüz Türkiye siyasetinde kullanılan kelimelerin çoğunun nereden geldiği tahmin edebiliyorum artık.
Söylenecek çok şey var, fakat toparlamak kolay değil. Kitabın ele aldığı konu Kosova ve Sırbistan arasında yaşanan savaş ve dahası...
Her sayfasında yüreğim dolu dolu, meselenin vahimliği ve tarihin ağırlı ile ağlayarak okudum. Albanka, Arben, Hana, Hasan, Recep, Şarban... hikayeleri, yaşadıkları, o dönemin çileleri... Allah hepsine, tüm katledilenlere rahmet eylesin.. Okuduğum sayfada adeta görüntüleri görüyor, bakamıyor, başımı kitaptan başka yöne çeviriyordum. Duygularımı arkaya atıp yorumlayamıyorum şuan.
Suyu çok bulandırdığımı farkındayım. Kusura bakmayın. Asıl mevzu bir cümle; ıskalamayın okuyun, okuyun ve okuyun.
dipnot; 2004'ten bu yana rafımda olan bir kitaptı. İlkokulda bulunduğum ilçenin Belediye Başkanı tarafından hediye edilmişti, bir başarım sebebiyle. Belediye Roman Armağanı Birincilik ve İkincilik ödülü almış iki kitap vardı hediyeler arasında. Kayıplar Kosova ikincilik ödülünü almış. Girişi itibariyle ısınamadığım için okumamıştım yıllardır. Birincilik ödülü alan kitabı sanırım iki kez okudum. İki kitap için de çok teşekkür ederim ama bu kitap için çok çok teşekkür ederim. Her kitap için bir zaman var, bunu iyi anladığım bir dönem geçirmiştim. Bu kitabı elimde olduğu halde 13 sene üzerine okuyarak bir kez daha bu durumu tecrübe ettim. Daha çok tarih okumakta fayda var. İyi okumalar