Puan vermedi·16 syf.·
2026 86. kitabı
Orman çekilişinde 3 oyuncaktan ikisi karıncaya çıkınca son oyuncağın kime verileceğini seçmek orman kralı aslan Oscar'a kalır. Tüm hayvanlar çeşitli özelliklerini söyleyerek Oscar'ın oyuncağı kendisine vermesini ister. Oscar ise kimseyi kırmak istemez. O sırada imdadına karınca yetişir ve karıncanın bulduğu tüm oyuncakların herkesin olması fikriyle tüm hayvanlar sevinir. Oyun arkadaşı olmadıktan sonra oyuncağın ne önemi var, mesajını veren hikâye özellikle anaokulu-kreş çocukları için faydalı olabilir. Paylaşmaya teşvik edici bir yanı var. Çocukların hayvan sevgisiyle bu zor mesajı kabullenmeleri kolaylaşabilir. Ama çocukların büyük bir kısmını etkileyecek kadar iyi bir hikâye mi? Bence değil. Yine de olumlu yönde etkileyeceği çocuklar olur. Özellikle sınıf ortamında toplu okunup soru-cevapla pekiştirilirse etkisi artabilir. Harika, muhteşem denemez ama vasat ya da birazcık vasat üstü sayılabilir... Resimleri fena değil ama daha sevimli, daha canlı olabilirdi. Böylece çocuklar için daha ilgi çekici olurdu ama artık olduğu kadar. :)
Ormanda İşler Nasıl Karıştı?E. Murat Yığcı · Caretta Çocuk · 20229 okunma
Puan vermedi·498 syf.··
2026 3. kitabı
·
528 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:54
Ebeveynlik Pusulasını Akranlara Kaptırmak: "Çocuklarınıza Tutunun" Üzerine ​Gordon Neufeld ve Gabor Maté’nin ortak kaleme aldığı "Çocuklarınıza Tutunun", raflarda sıradan bir "çocuk yetiştirme rehberi" gibi dursa da, aslında modern topluma, aile yapısına ve eğitim sistemine getirilmiş çok güçlü bir psikolojik eleştiridir. Kitap, ebeveynlerin çocuklarıyla yaşadığı çatışmaların temel nedenini tek bir kavrama dayandırıyor: Akran Bağlanması (Peer Orientation). ​1. Doğal Olmayan Bir Sapma: Yatay Bağlanma ​Gelişim psikoloğu Neufeld ve Dr. Gabor Maté, insanlık tarihi boyunca kültür ve değer aktarımının her zaman "dikey" (yetişkinden çocuğa) ilerlediğini hatırlatarak başlıyor söze. Ancak günümüz dünyasında, çocukların kendilerine rehber olarak ebeveynlerini değil, kendi yaş grubunu (akranlarını) seçtiğini görüyoruz. Yazarlar bunun gelişimsel bir sapma olduğunu savunuyor. ​Bir çocuğun, hayata dair henüz hiçbir şey bilmeyen, tıpkı kendisi gibi ham ve olgunlaşmamış başka bir çocuğa tutunması; bir körün başka bir köre kılavuzluk etmesinden farksızdır. Akran grupları çocuklara koşulsuz sevgi sunamaz; aksine, acımasız bir "onaylanma ve dışlanma" döngüsü içinde onları sürekli kaygılı bir bireye dönüştürür. ​2. Disiplin Değil, İlişki Sorunu ​Kitabın en sevdiğim ve altını defalarca çizdiğim yönü, ebeveynlikteki "yöntem" çılgınlığını eleştirmesi oldu. Modern ebeveynlik sürekli taktikler, ceza/ödül mekanizmaları veya mola yöntemleri öneriyor. Oysa yazarlar net bir şekilde haykırıyor: Sorun bir davranış sorunu değil, ilişki sorunudur. Çocuğunuzun kalbine ve bağına sahip değilseniz, ona yön veremezsiniz. ​"Çocuklar kendilerini yönlendirecek olan kişilere bağlanırlar. Eğer bu kişi ebeveyn değilse, ebeveynin söz hakkı ve rehberlik gücü elinden alınmış demektir." ​3. Dijital Çağda "Kültür
Çocuklarınıza TutununGabor Mate · Hep Kitap · 2019403 okunma
Reklam
8/10
·656 syf.··
2026 4. kitabı
[spoiler içerir] Bu kitap benim için bir gün okuyacağımı ama asla doğru zamanı gelmeyecek gibi görünen bir kitap olduğu için başlamak benim için çok zor oldu. Yazar'ın her karakteri ne kadar ayrıntılı işlediği, olayları birbirine bağladığını görüyorsunuz. Kitapla ilgili sevmediğim şey sonu oldu. Bana kitapta olduğu gibi derin hissettirmedi yoksa yazarın dili akıcıydı fakat bence bu kitabı okumak için kafanız yoğun olmamalı ki çabucak kitabı bitirebilesiniz. Kitapta en sevdiğim şey karakterlerin hepsinin kendince bir derinliği olması, olayların detaylıca anlatılması, içindeki alıntılar ile derin bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle tekrar okunduğunda daha iyi anlaşılacak bir kitap bu bence. Karakterlerin dış görünüş ve zenginliklerinden ibaret olmayan, gerçekten halihazırda var olan insanlarmış gibi kusurlarıyla ön plana çıkması kitabı daha gerçek kılıyor benim gözümde. Charles başlarda onu ne kadar çok sevdiysem de ikinci kitapta bir o kadar nefret ettim. Yaptıkları şeyde onun da bir payı olmasına rağmen tüm suçu Henrye yıkmak isteyen bir korkaktı. Kardeşine takıntılı, düşüncesiz, ikiyüzlü birisiydi. Richard benim açımdan neden çekip gitmiyor dediğim, tutuklu ve oldukça sıradan bir ana karakterdi. Favori bir karakter seçebilecek olsam bunu yapamazdım. Her karakter ayrı bir şekilde beni sinir etti. Camilla'nın uysal görünüp aslında fikirsiz ve cesaretsiz birisi olduğunu görmek de okuması oldukça zor oldu. Genel olarak Henry ne dediyse onu yapan bir karakterdi veya belki de yazarın odaklanmamızı istediği kişi değildi yalnızca. Henry ise içindeki boşluğu doldurmak için deney yapan bir çocuk gibiydi artık. Isınamadığım tek karakter Julian oldu. Bütün kitap boyunca öğrencileri yeni yetme çocukmuş de o da kreş öğretmeniymiş gibi hissettim. Bütün kitap boyunca
Gizli TarihDonna Tartt · Pegasus Yayınları · 20182,928 okunma
Biz yine de dünyevi zeminden ayrılmayalım
9/10
·184 syf.··
2026 3. kitabı
Sahibi tarafından gözlemlenen ve anlamlandırılmaya çalışılan bir köpeğin anlatısı pardon şahsiyetli bir köpeğin anlatısı. Dünyada çoğu insanın bile erişemeyeceği bir şahsiyetten bahsediyoruz. " Birbirimize dair o kadar az şey biliyoruz ki, yani insanların bu tuhaf dünyasında, birbirimize karşı hissettiğimiz nedensiz kaygılar, endişeler, acılı ve bencil ön yargılar nedeniyle bizi birbirimize bağlayan sırrı çözebilmemiz neredeyse olanaksız. İnsanları bile bu derece az anlarken, daha alt seviyedeki bir canlının dünyasında bireylerin birbirine karşı yüksek sesle sürdürdükleri ve diğerine karşı bir seslenme olduğu çok belli olan ama dilini Anlamadığımız bir diyalog kavrayabilmek mümkün mü? Belki de tümden amaçsız bir konuşma bu?" Beyefendi bunları düşünürken , kendine özgü bir iç sıkıntısıyla sorunun çevresinde dolaşıp konuyu kapatmak istiyor. "öyle ya, iyi terbiye almış bir insan, başkalarının yanında köpeklerin ruhsal dengeleri ya da ruhun olumsuzlüğü üzerine konuşmayı kendine yakıştıramaz. Sadece bedensel edimin değil, aynı zamanda düşünme ediminin de bir kreş dönemi vardır ki, buranın disiplini, varoluşun mahrem sırları hakkında müdahaleci sorgulamaları ve küstah soruları yasaklar. Hayatta dindar bir ruhun bile Tanrı'ya yöneltmeyeceği iffetli sorular vardır. Ama biz dünyevi zeminden Ayrılmayalım."
1000Kitap
CsutoraSándor Márai · Can Yayınları · 2025470 okunma
Bu kitaptan neden kimse bahsetmiyor?
Puan vermedi·248 syf.··
2026 10. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 22:13
Bu kitaptan nedense çok bahsedilmiyor. Oysa özellikle 2-6 yaş arası bir çocuğunuz varsa, elinizin altında olması gereken kitaplardan biri bence. Hedvig Montgomery'nin Keşif Yılları Kreş ce Anaokulu Dönemi kitabı, bu yaş grubunu gerçekten anlamava yardımcı oluyor. Çocuğunuzun davranışlarının arkasındaki gelisimsel süreci sade bir dille anlatıyor. "Neden böyle yapıyor?" sorusunu biraz daha sefkatle cevaplayabilmenizi sağlıyor. Mucize çözümler vaat etmiyor. Ama çocuğunuzla bağ kurma yolunda sizi sakinleştiren, bakış açınızı yumuşatan bir rehber gibi. Bir de fiziksel olarak gerçekten çok özenli bir kitap. Baskı kalitesi, iç düzeni, bölüm geçişleri.. Hepsi çok temiz ve ilgi çekici. Kolay okunan, yormayan bir tasarımı var. Bu da okumayı ayrı keyifli hâle getiriyor. Özellikle 2-6 yaş arası çocuğu olan ebeveynler için güzel bir baslangic olabilir. Bence daha çok konuşulmayı hak eden bir kitap.
1000Kitap
Keşif YıllarıHedvig Montgomery · Domingo Yayınevi · 2021103 okunma
Onca derdimiz varken (buraya gözyaşı gelecek)
10/10
·190 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 23:25
“Tek başıma kaldıramayacağım kadar insan vardı içimde.” İki tür canlıyla ve onların çektiği acılara empati yaptığında kalbim uzun süre kırık kalıyor; çocuklar ve hayvanlar. Üstelik ilk cümledeki gibi, her birini tüm acılarıyla biriktiriyorum içimde. Benim içimdeki dolmakalemi de dürten bu sanırım, üstelik, üstümde beyaz gömlek varken. Emile Ajar’ın yazdığı Onca yoksulluk varken, Momo ve Madame Rosa’nın hikayesini okurken de tam böyle oluyor. Tam gülümserken canımın yandığı bir yer oluveriyor. Sonra gülüşlerimle, acılarım birbirlerini baskılamaya çalışıyor. Kitabın üç bölümü var aslında ilk bölüm karakter tanıtımları ile geçiyor ama sanmayın ki karakter tanıtımları sadece ilk bölümde var, iki ve üçüncü bölümde de Madem Rosa’nın sözüm ona yetimhanesine onlarca insan girip çıkıyor, tabii Momo’nun hayatına da. Tüm karakterler aslında o bildiğimiz mahalle kültüründen çıkma karakterler, Hikaye her ne kadar Fransa’da geçse de tüm karakterler tanıdık. Tanıdık bir dışlanmışlık var her birinde, tanıdık bir hor görülmüşlük, tanıdık bir yabancılık, tanıdık bir istenmeyişlik. Ama tüm bunlardan kaynaklı tanıdık bir insanın insana sığınması hikayesi Onca Yoksulluk Varken. Dil, din, ırk, cinsiyet, yaş farklarını gözetmeksizin insanın şefkat duyabileceğinin hikayesi. Buradan sonra Spoiler devreye girer Kısaca özetleyecek olursak, Madam Rosa eski bir fahişedir. Yaşlandıktan sonra ise diğer fahişelerin çocukları için (Yasalar fahişelerin çocuklarını sosyal hizmetlere almaktadır.) bir kreş işletmektedir. Kreşte ise en büyük çocuk Momo’dur (Muhammed) Demiştim ya kitap bence üç bölümden oluşuyor, ilki daha önce anlattığım tanışma, ikincisi, çocuk olma ve üçüncüsü yetişkin olma üzerine. Çocuk Momo’nun bölümleri inanılmaz eğlenceli ve gerçekten bir çocuğun ağzından anlatılmış gibi. Bu
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 20225,8bin okunma
Reklam
Reklam