‘’İnsan Ne İle Yaşar’’ sahne gösterisi ile ilgili yazma gereği duydum. 23.12.2016 Tarihinde, Sefaköy Kültür Merkezi’ndeki gösteriye hızlı tükenen son biletlerimi almayı başarmıştım, gösteriye 3 hafta kala. Heyecanlıydım biraz, beklentilerim vardı.
Fazla bir şey söyleyemem. Oyun kötüydü, oyunu beğenmedim diyemiyorum, oyun gerçekten kötüydü. Bir L.N.Tolstoy klasiği değil Tolstoy parodisi idi bence.
Rusya’daki yoksulluğu böyle canlandırmak ne münasebet! Sahnedeki yarı cilve yarı didişmeleri neredeyse ana temaya dönüşecekti. Ağır bir klasik eseri seyirciyi güldürmeye fırsatı vermez, düşündürür kanımca. Şimdiki zamanda yaşayan bir karı kocanın aile yaşantısının sahnelendiğini gördüm, bu şekilde Dünya Klasik Edebiyat’a merak uyandırmaya çalışmanız düşünülemez.
Rus halkın yaşamını, çilesini bu kadar basite indirgemek bir şekilde kabul edilebilir; böyle yaşamı ancak yaşayan biri bilebilir. Tolstoy’a ‘’samimiyet’’ gösterileri( Eşref Seyitoğlu’nun replikler ) en ağır gelen şeydi… Dostoyevski’ye “Dosto” dedikleri zaman gibi. Gösteriyi yarıda bırakıp gidemedim, yanımda beş arkadaşım daha vardı. Salonda alkışlar vardı, kahkaha atılıyordu. Sadece birkaç koltuk uzaklığında oturan bir yaşlı çift –öğretmen idiler muhtemelen– bu alkışlara katılmadı, onları sonradan gördüm. Alkışlara katılmadıklarını çok manidardı.
Olan durumu Seyfullah Kartal kurtarmaya çalıştı, başarılı idi, ikizlerin üvey annesi de öyle idi. Sanmıyorum ki rol icabında olduğu için, onlar eserin ciddiyetini kavradıkları için olsa gerek.
Çok üzgünüm. Hayal kırıklığımı boş verdim fakat neyi alkışladıklarını bilmeyen seyircilerden ötürü üzülüyorum. Rus klasikleri böyle değil.
Güzel bir şey yazmak isterdim. Ama maalesef.