Anne sevgisinde anne ile çocuğun sevgileri aynı değildir; çocuk çaresizdir ve anneye bağımlıdır. Büyümesi için annesine gereksinme duymayacağı duruma gelinceye dek bağımsızlaşması gerekir. Bu nedenle anne çocuk ilişkisi çelişik, bir bakıma da trajiktir. Annenin çocuğuna en yoğun sevgiyi vermesi ama bu sevginin çocuğun büyüyüp kendisinden kopmasına, sonunda bütünüyle bağımsız olmasına yardım etmesi gerekir. Bu ayrılma sürecine dek her annenin çocuğunu sevmesi çok kolaydır ama çoğu annenin başaramadığı şey, çocuğunu hem sevmek hem de ona bağımsızlığını vermeyi istemektir.
Banka uzanınca duvarın dibine kıvrılmış duran adamı nihâyet farkedebildim. Yere oturmuştu ve başını öne eğmişti. Tam merhaba demeye niyetlenmiştim ki, önce o konuştu:
"Ateş nasihat değil, cezâdır."
"Pardon, ne dediniz?"
"Ateş nasihat değil, cezâdır."
"Ne demek istiyorsunuz?"
Aynı cevap üçüncü kez verildi:
"Ateş nasihat değil, cezâdır."
Şaşkınlığım giderek artıyordu. Kafasını kaldırdı ve o anda bu adamı tanıdığımı farkettim. Bir süre önce geceyarısı bir apartman girişinde karşılaştığım adamdı bu. Doğrusu böyle bir yerde karşılaşmayı hiç ummuyordum. Aslında bir daha karşılaşacağımızı da ummuyordum.
"Senin ne işin var burada?"
"Ateşe vermek değil, oturup bir bir anlatman gerekirdi."
"Buraya nasıl düştüğümü kimden öğrendin?"
"Sözü yeteri kadar kullanmadın. Doğrunun ne olduğunu biliyorsan, onu taşımanın zorluklarını da göze almalısın."
"Olanları nereden biliyorsun?"
"Gerçeklik insanın şu ya da bu şekilde içinde bir bitki gibi yaşadığı ve yaşayacağı bir zindandır. Bunun dışında her şey -düşünce, eylem- sadece düşünsel ya da fiziksel oyalanmadır." C. Pavese
Sayfa 15 - Profil Yayıncılık, 9.Baskı Şubat 2013·Kitabı okudu
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor. Karşılaştığım her insana anlatmak istiyorum.
Küçükken gördüğüm buhar tutmuş her cama yazı yazmak isteği gibi. ..
Rüyalarım zihnimi meşgul ediyor. Aynı şeyleri görüp duruyorum epeyce zamandır. Ulaşmak, yakalamak istediğim birileri, bir şeyler var ama hep geç kalıyorum. Tam varmışken gidiveriyor o şey.
Kalkan bir otobüs oluyor, kapanan bir kapı oluyor, kalabalığa karışıp bir daha göremediğim biri oluyor...
Geç kalıyorum sonuçta.
Hayatla aramdaki bu fark hiç kapanmadı...
Nerde yanlış yaptım?
Birçokları bunu hiç düşünmediğimi sanıyor. Yanılıyorlar oysa. Sırf bu soru yüzünden, gözlerimi hiç kapamadan, günleri birbirine bağladığımı bilirim.
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor.