Yine iki üç saat kadar uyur,ardından yine ekmek dağıtmaya çıkardım.
Her günüm böyle geçiyordu.
Oysa ben “akıllı,iyi,ölümsüz” şeyler yapmaya can atıyordum;karşı konuşmaz istekti bu,içimde yükselen.
Ninem öldü..
..Ben ağlamadım. Yalnız,hatırlıyorum,sırtımı buz gibi bir rüzgar yaladı. O gece avluda,odun yığınların üstünde otururken,birilerine ninemi anlatmak için karşı konulmaz bir arzu yükseldi içimde..
Çevremdeki her şeyden sıkıntı akıyor ve bu sıkıntı,bir yerlere kaçıp gitme,gizlenme arzusu,yeterince güçlü olmayan,cılız bir arzu yaratarak ruhumu zehirliyordu.
Hayatın anlamını bulmak ve kavramak için gerekli gücü yalnızca büyük,tutkulu bir insan sevgisinden çıkrabileceğimizi hissediyordum. Kendimi düşünmekten vazgeçerek,bütün dikkatimi ve ilgimi başka insanlara yönelttim.