Hakan Ertürk

Hakan Ertürk
@krutrena
brecht'i, tanpınar'ı, einaudi'yi, mednyánszky'yi, caravaggio'yu, ruhi su'yu, söğüt ağacını, nwakaeme'yi, krivetz rüzgârını, hayvanı, suyu ve yıldızları severim.
Reklam
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2018 21:26
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kurtuluş Savaşı döneminde yazmış olduğu, günümüze ışık tuttuğundan şüphe etmediğim harikulade romanı. Yazının devamı spoiler içeriyor olabilir. Kitap, Anadolu'nun işgal dönemlerinde bir kolunu Çanakkale Cephesi'nde kaybetmiş ve İstanbul'dan ayrılmak zorunda kalan, Fransa'da eğitim görmüş Ahmet Celal adlı bir subayın, Anadolu'nun ücra bir köşesine yerleşmesini ve burada Anadolu halkıyla olan sıkıntılı yaşantısını anlatıyor. Okuyucu, kitabın ilk bölümlerini okurken Anadolu insanından tiksinir gibi oluyor adeta ve okumaya devam ettikçe belki de sinirleri geriliyor. Bir an Yakup Kadri'nin bu kitabı yazma amacının içindeki Anadolu nefreti olduğunu bile düşünmeye başlıyor insan, fakat kitabın devamı geldikçe aslında anadolu insanının en büyük düşmanının yine kendisi olduğunun mesajı veriliyor; bu nefretin içinde bir acımanın, bir suçun - evet suçun- yattığını gösteriyor bizlere. "Kabahat kimin? Kabahat benimdir. Kabahat, ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş: senindir. Sen ve ben onları, yüzyıllardan beri bu yalçın tabiatın göbeğinde, herkesten, her şeyden ve her türlü yaşamak zevkinden yoksun bir avuç kazazede halinde bırakmışız. Açlık, hastalık ve kimsesizlik bunların etrafını çevirmiştir. Her yanından örülü bir zindanda gibi mahpus kalmıştır. Bu zavallı insanlardan, sevgi, şefkat ve insanlık namına artık ne bekleyebiliriz? Bu iklimin çoraklığı, ruhlarını kurutmuştur. Bu ıssızlık ve bu gurbet onlara müthiş bir egoizm dersi vermiştir. onun için her biri kendi yuvasında bir kunduza dönmüştür." Yakup Kadri'ye göre suç Türk aydınınındır, ona göre Türk entelektüeli Anadolu halkını sadece iklimsel kuraklığa değil, bilgi kuraklığına bırakıp arkasını dönüp de bakmamıştır bile. "Her memleketin köylüsüyle okumuş yazmış zümresi arasında, aynı derin
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma

Hakan Ertürk

, bir kitap okudu
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
8 günde okudu
·
2018 5. kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
8.4/10 · 54,6bin okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
·
151 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2018 18:00
Nikolay Vasilyeviç Gogol'un Çarlık Rusyası dönemlerinde -1842- yazmış olduğu roman. Yazının devamı spoiler içeriyor olabilir. Kitap, rus toplumundaki alt sınıfın yaşadığı zorlukları, yoksulluğu, silikliği, var olmayı fakat yok olmaktan farksızlığı kara mizah yoluyla etkileyici bir şekilde anlatıyor. Baş karakter Akakiy Akakiyeviç ise Dostoyevski'nin Yeraltından Notları'ndaki anti-kahramanın bir nevi atası. Zorlu bir uğraş ve uzun bir zaman sonucu Akakiy Akakiyeviç bir palto almış ve bu paltoyu bir gece hırsıza çaldırmıştır, bir süre sonra ise paltosunu kaptırdığı gecenin ayazında yakalandığı hastalıktan ve üzüntüden ölmüştür. Öldükten günler sonra ise Petersburg sokaklarında bir hortlak insanların paltosunu çalmaya başlamıştır. Bu hortlak Akakiy Akakiyeviç'tir. İlk bakışta gayet basit bir kurgu ve öykünün son kısımlarında absürt bir unsur var gibi görünse de hikaye içerisine damla damla bırakılan ince eleştiriler ve mizah unsurları örgüyü çok güçlü bir hale getirmiş. Gogol'den sonra gelen çoğu Rus yazarın, Rus bürokrasisine olan ağır eleştirilerini Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'ün paltosunan çıktık." sözüyle anlayabiliyoruz. Akakiy Akakiyeviç'in bebekliğinde kendisine adı verilirken tüm ihtimaller yok sayılıyor ve kendisine babasının adı veriliyor. Anlatılan hikayedeki metaforlardan biri de aslında buraya arkasını yaslıyor: Rus toplumu ve bürokrasisi kendini tekrarlıyor.Gogol'ün neden Rus edebiyatının önünü açan yazarlardan biri olduğunu Palto'yu okuduğumuzda idrak edebiliyoruz. "Yeni palto sözcüğünü duyduğu anda Akakiy Akakiyeviç'in gözleri karardı, odadaki tüm eşyaları bulanık görmeye başladı." Bir yazarı büyük yapan detay, sadece ifade ettiklerinin evrensel bir dilde karşılığı olması değil, yazdığı cümlelerin manasını okur üzerinde hissettirebilmesidir. Bu açıdan
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,2bin okunma