Bir çocuğun duygularına ve ihtiyaçlarına ebeveynleri tarafından önemsiz muamelesi yapılırsa, kendisinin kişisel bir parçası derinden reddedilmiş olur. Kişinin bu parçası odadaki fil gibidir. Hiç kimse onu görmek ya da ondan bir şeyler duymak istemez ancak yine de onun en çok olan parçasıdır.
Başarı/mükemmeliyetçilik odaklı ebeveynler, duygusal olarak ihmalkardır. Olimpik atletlerin, konser piyanistlerinin ve profesyonel beyzbol oyuncularının ebeveynlerinin büyük bölümü bu tür ebeveynlerdir. Çünkü bu ebeveynler güdülenir ve en iyisi olmaları için çocuklarını güdüler.
Bir çocuğun ebeveyni ölürse, o çocuğun çok büyük üzüntü, büyük bir kayıp ve muhtemelen depresyon yaşayacağını herkes çok iyi bilir. Hiç kimse bir çocuğun başarı için ebeveynlerini kaybettiğinde de durumun aynı olacağını düşünmez.
İşkolik ebeveynler, çocuklarının başarılarında ve zaferlerinde aktif şekilde rol almada yetersiz kalarak, çocuklarına bu başarıların önemli olmadığı hissini yaşatırlar. (çocuğun öz değerine zarar verir.) Çocuklar, yetişkin olduklarında, kendilerini ayrıcalıklı, hiçbir şeyden mahrum bırakılmamış olarak gördükleri için kendi içlerinde yaptıkları muhakemede kendilerini suçlarlar.