diyelim, derin bir acım var; karşımdakinin acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır. çünkü o hiçbir zaman benim benliğime giremez, sadece bir başkası olarak kalır. üstelik herhangi bir kimse "acı çeken" sıfatını, sanki bu bir rütbeymiş gibi, başkasına kolay kolay kaptırmaz. buna neden razı olmaz dersin? çünkü kötü bir kokum, anlamsız bir yüzüm var, çünkü vaktiyle ayağına basmışım onun!.. sonra acının çeşitleri var; velinimetim, mesela alık gibi küçültücü, beni aşağılayan acıları hoş görür. ama bir düşünce uğruna acı çekmeyi bana yakıştıramaz, çünkü yüzümü düşününce uğruna acı çekenler için hayalinde canlandırdığı tipe uygun bulmamıştır. yakınlarımızı kuramsal olarak, hatta bazen uzaktan sevebiliriz, ama yakından hemen hemen hiçbir zaman sevemeyiz.