Sanırım Edward Fitzgerald’ın dediği gibi, balatlarla türküleri yazan, çocuklarına mırıldanan, ipliğini bunları söylerken eğiren ya da uzun bir kış gecesini bunlarla bezeyen bir kadındı.
"Ve beni saran boşlukla yaşayamaz oldum. Sonra bir anda anladım ki bu boşluğun sebebi o kadının yokluğu değil, vaktiyle hisssettiklerimin yokluğuydu. Çok çelişkili değil mi? Anlatmayı sürdürmem gerek sanırım, sonrasında olanları tahmin edebilirsin. Büyücü oldum. Duyduğum nefret yüzünden. Ne kadar aptal olduğumu işte o zaman anladım. Gökyüzünü, yıldızların geceleri göletin yüzeyine yansımasıyla karıştırmıştım."