Bu seriye başlarken devamının henüz yayınlanmadığını, bekleyeceğimi bilerek başladım ve şimdilik bu yolculuğa dahil olmak bile benim için aşırı keyifliydi. Rüzgarın adında adeta bir müzik dehası, akademide olağanüstü bir öğrenci, zekâsını müthiş kullanan biri olarak tanıştığımız Kvothe, Bilge Adamın Korkusunda resmeeen bir mit boyutuna ulaştı. Felurian’dan sağ çıkmalar, Adememre savaşçıları arasında eğitim görmeler, Maer Alveron olayları ( Alveron asla yapılanları hak etmese de ) daha neler neler… Kitap inanılmaz akıcı, bütün duyguları derin bir şekilde hissediyorsunuz. Yaşadığı acı bir olayı bile alaycı bir şekilde anlatması sık sık sizi gülümsetebilir. Bir de sonu bir yere bağlanmayan hikayelerimiz var ki bu konuda çok bir şey yazmak istemiyorum :D Serinin kalbi aslında büyü değil isimlerdir. ( İsimler bana sık sık Yerdeniz’i hatırlattı ) Kvothe’un en büyük gücü de buradan gelir. Denna’nın sürekli isim değiştirmesi, sürekli kaçması, hiçbir yere ait olamaması bu isim takıntısıyla birleşince tehlikeli bir denklem yaratıyor olabilir. ( Bu arada Denna bu noktada aşırı yorucu olmaya başlamıştı) Kitabı bitirir bitirmez hatta okurken bile o kadar çok soru vardı ki aklımda. Kvothe hangi kralı öldürdü? Ne oldu da dünyada kartlar yeniden dağıtıldı savaş,yaratıklar oluştu? Sandığın içinde ne var? Açılamayan ve kilitleri tanımlanamayan, ne sempatiye ne güce tepki veren o sandık… Denna’nın yazdığı şarkı Lanre’yi neden haklı gösteriyor? - Denna’nın hamisi var tabi bir de sürekli kim bu diye beklediğim- Serinin başındaki üçüncü sessizlik çok özel: Kvothe’nin kendisi. Bize yardımcı olacak tek kişi Bast sürekli hikâyeyi hızlandırmaya çalışıyor, Kvothe’u kışkırtıyor. Bekleyecek olsanız bile okuyun ya. Başladığınız zaman nasıl bitirdiğinizin farkında bile olmayacaksınız, emin