Adımları kadar sözleri, selamlaşmaları, düşünceleri de birbiriyle aynı olan insanlar yetiştirmekti amaç. Bu durumda, insanların özellikleri birbirleriyle aynı olacağı için, herkese ancak omuzlarındaki ve kollarındaki işaret kadar değer veriliyordu. Bu makineye bir taraftan insan giriyor, öteki taraftan asker çıkıyordu.
“Efendim, bilmek istediğim şu: Müvekkilim annesini gömdüğü için mi, yoksa bir adamı öldürdüğü için mi yargılanmaktadır?”
“Evet,” diye haykırdı,” bu adamı, bir anneyi bir cani kalbiyle gömmüş olduğu için suçluyorum.”
Zaman geçtikçe hayali gerçeklik daha da güçlendi; öyle ki bugün nehirlerin, aslanların ve ağaçların yaşamı hayali varlıklar olan tanrılar, milletler ve şirketlerin insafına kalmış durumdadır.