Incelememi biraz geciktirdim..️
Zweig okumayı sevenler onu tanıyanlar iyi bilir ki merhamet ve hoşgörü onun için çok önemlidir.Bu kitapta Zweig'in hassasiyetini çok fazla hissettim.Çünkü o <sınıfların ve ırkların katı ayrımını> görmüştür ki,bu durumda kendisini tek başına hümanizmi haykıran birisi gibi çaresiz ve bohemli hisseder...Onu en çok sarsan ise Ikinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesidir.Ne kadar çabalarsa çabalasın kendi düşüncelerinin barış ve halkların kardeşliği konusundaki düşüncelerinin boşa çıktığını görür.Zaten sonrasında biliyoruz ki kendisini derin bir uykuya hapseder..
Kitapta yer alan ilk menkıbemizin karakteri Rahel'in insanlığı barışa,hoşgörülü ve merhametli olmaya çağırması bana Zweig'i anımsattı.Çünkü o da bunu istiyordu.Rahel yoldan çıkan çocuklarını affetmesi için Tanrıya yalvarır.O haykırışları Tanrının nefretini dindirir..Ve insanlar üzerinde ki zulmünü alır.
Üçüncü Güvercinin Hikayesi'nde ise Nuh Tufanı'ndan esinlenerek kaleme almıştır.Zweig'in bu öyküde ki değişikliği, güvercinin dönmeyişini Eski Ahit'te ki gibi toprağın kuruması değil, her yerde felaket,karamsarlık,ölüm görmesine bağlamıştır.Tabii ki kendi yorumu ile çok daha güzel olmuş.
Ölümsüz Kardeşin Gözleri adlı menkıbe de ise Virata adlı bir savaşçı söz konusudur.Savaşta bilmeyerek öldürdüğü ağabeyinin gözleri Virata’yı her yerde izler.Nereye baksa abisiyle beraberdir.Verdiği her kararda bu yapmış olduğu suçu hatırlar.Bundan böyle vicdanı her görevinin önüne geçer..
Kitapta yer alan üç menkıbe de beni çok etkiledi.Tadı damağımda kalan kitaplardan oldu benim için..Tabii ki tavsiye ederim
Stefan Zweig
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!