📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dikkat: SPOILER İÇERİR. Not: Sezin'im seni çok seviyorum, emeğine sağlık. Kitabı bundan bağımsız, objektif şekilde yorumluyorum.
Güzel bir kitaptı öncelikle. Ama söze şunu söyleyerek başlamak istiyorum, önceki kitaplarda da olan ufak yazım hatası/anlatım bozukluğu olarak değerlendirilebilecek ifadeler bunda da mevcuttu. Bunun sebeplerinden biri betimlemeler olabilir gibime geliyor.
Betimleme demişken açıklamış olayım, Yazar belli ki betimleme yapmayı çok seviyor ama bu kitaptaki betimlemeler beni çok yordu. Hem nitelik hem de nicelik olarak. Sıklıkla yaşadığım his "fazla" ve yer yer de "boğucu" olduklarıydı. Zihnimin otomatik bi şekilde hayal ettiği anlardan çok okuduğu aşırı detaylı şeyi canlandırma çabası vardı yani, bu da ara ara hikayeden biraz kopmama sebep oldu diyebilirim. Tasvir iyi yapılmaya çalışılmış anlıyorum, ama dikkat dağıttığı çok oldu kısacası.
Onun ruhuma bilmem ne yapan ferahlığı, bunun bilmem neyi sunması, şunun zeminden ruhuma amuda kalkarak akması gibi ifadeler olsun, mekanların detaylı anlatımları olsun.. Anladınız işte neyi kastettiğimi, bu cümleler yapay geliyor insana. Bi insanın kafasından bu şekilde geçmez düşünceler diyosun, neyse geçiyorum bu konuyu.
En etkilendiğim kısımları paylaşmak istiyorum.
1- Ece'nin kendisiyle karşılaşması: (Değinilecek çok şey olduğu için sözlerimi toparlamaya üşendim, o yüzden açıklamasını atlıyorum malesef. Sadece şunu ekliyim, diğer Ece'ye olan öfkesi, söyledikleri, tavrı hep çok haklıydı bizimkinin.)
2- Çağatay'ın çaresiz vedası: Açık ara favorim, çok çok güzel yazılmıştı, karakterlerin yaşadığı şeyleri hissettik resmen.
3- Hikayenin sonu: Hem tatmin eden, bir şeyleri açıklayan, güzelce özetleyen hem de devamı için heyecanlandırmayı başaran ideal bi sondu.
Kitabın ana karakterini Ece olarak