Nehrin güçlü akıntısına yenik düşmüş küçük yorgun bir balığı andırıyordu Nihal. Pes etmişti, her şeye boş vermişti. Pes etmenin de kendine has bir özgürlük hissi vardı; bütün beklentilerden azade, akıntının mecalsiz bıraktığı küçük bir balık kadar hürdü.
Kırılmaktan korkmamanın bir yolunun da,kendi kendini bin parçaya ayırmak olduğunu keşfetmemiştim daha.Cam bir fanusun içinde korumaya çalışıyordum kendimi. Yanlış geldiğim bir yerdi dünya, öyle hissediyordum. Sanki çok güzel bir yere gitmek üzere yola çıkmışım da, sonra gecenin bir yarısı yanlış durakta inivermişim gibi.
Anne-baba kavga ettiğinde, orada duyduklarının kapana kısılmış birilerinin yardım çığlığı olduğunu farz ederdi çoğu zaman, bir yerde kilitli kalmış ve umutsuzca kaçmak isteyen bir adam ve bir kadın.