Hayat elle tutulabiliyor, gözle görülebiliyor, kulakla duyulabiliyor, burunla koklanabiliyor , dile tat verebiliyordu. Ancak bütün bunlar, sadece saniyenin yarısı kadar sürüyordu. Oysa insan ortalama altmış beş yıl yaşıyordu
İnsanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır. Ve yalnızlığı küçük düşüren ise bağımlılıklardır. Aşklar, alkol, nikotin, ahlaki değerler, uyuşturucular... Hepsi de birer pranga olabilir her an, insanlığın ayağına. Zevk veren prangalar. Ortak özellikleri, varlıklarının verdiği zevkin uzun bir süre sonra hissedilememesi, yokluklarının ise derhal kalpte bir ağrı yaratmasıdır. Bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. Ne bir varış noktası ne de bir ilerleme vardır hayatında. Herkes ilk başladığı yerde midesi kaldırana kadar döner durur... İnsanın kendisiyle mücadelesi, bağımlılıkları yok etmesiyle başlar.
Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok. Bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan. Kendimi bilmeyi bıraktım. Ölümü bilmek ve anlayabilmek bile daha kolay. Yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya. Ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum.