"Le premier homme" (İlk Adam)
Albert Camus'ye birçoğumuz kitapçılarda, sahaflarda, internette kitap bakarken denk gelmişizdir. L'Étranger (Yabancı) kitabını da birçoğumuz görmüş, merak etmiş ve okumuşuzdur. "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." cümlesi ile başlayan "Yabancı" kitabında belki de kimsenin yıllar geçse de unutamayacağı bir iz bırakarak hafızalarımızda yer edindi Albert Camus.
Sevgili yazar Albert Camus'nün davası hakkında ufak bir parantez açmak istiyorum. Birçoğumuz Albert Camus'yü varoluşçu olarak düşünsek de ya da absürdizm adı altında alsak da Camus bir noktada ikisini de reddetmiştir. Hiçbir felsefi fikir adı altında anılmayı istememiştir. İdealist bir tarafı olmamıştır. Kısım kısım menfaati doğrultularında bazı ideolojiler altında kalsa da ömrü boyunca belli bir noktada ilerlememiştir. Bu durumu birçok arkadaşını kaybetmesine ve birçok yerden reddedilmesine sebep olmuştur. Camus hayatı boyunca başkaldıran bir insan olmuş hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmemiş... Ona göre hayat boşunadır, ama bu hayatı yaşanılmaz kılmaz onun gözünde.
1957'de 44 yaşında ölümünden 3 sene evvel Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen yazar, bu alanda bu ödülü kazanan Rudyard Kipling' den sonra en genç yazar olma ünvanını kazanmıştır. Bir zaman Albert Camus'ye sorulan: "Sizin için en absürt ölüm şekli nedir?" sorusuna trafik kazası cevabını vermişti. Gariptir ki 1960 yılında ise sebebinde suikast olduğu düşünülen bir trafik kazasında feci bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Nobel Edebiyat Ödüllü yazarımızın çantasının içinde "İlk Adam" notları ele geçirilmiş. Üstüne tekrar dönülmemiş, aklından ne geçtiyse çalakalem yazdığı, bazı kısımlarda okunmayan kelimelerin, üstü karalanmış paragraflar olduğu ve romanın akışı için bazı notlar düştüğü ama birçok şeyi