"Vur emriyle aranmaya başladığım günlerde, bana Cumhuriyet gazetesi üzerinden teslim olma çağrısı yapan babama, aynı gazete üzerinden gönderdiğim bir mektup var."
"Sana her zaman müteşekkirim, çünkü Kemalist düşünceyle yetirdin beni. Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Biz Türkiye'nin 2. Kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette ki hapislere de atılacağız, kurşunlanacağız da. Tıpkı 1. Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları. Düşün baba, bugün hükümet işini gücünü bırakmış, bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdadırlar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız. Baba mektubuma son verirken seni, annemi, Bora'yı, Hamdi'yi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım. Ya vatan ya ölüm."
"Bu zamana kadar hayatta kaldım çünkü kazanamayacağım savaşlara girmedim. Sana da tavsiye ederim. Bu işin sonunda güneşli günler yok."
"Bana ait olacaksa fırtınayı da kucaklarım."
"... Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım... Oğlun Deniz Gezmiş.”