1925'te İngilizlerin desteklediği Suudilere mağlup olarak Hicaz'ı terk etmek durumunda kalan Şerif Hüseyin ailesi, bilâhare Ürdün ve Irak'ta -yine İngilizler tarafından sınırları çizilen ve tasarlananbirer monarşiye sahip kılınmıştı. İslâm'ın en kutsal şehirleri Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'yi Kral Abdülaziz ve neslinin yönetimine bırakan İngiltere, üçüncü kutsal şehir Kudüs'e Ürdün Hâşimilerini ortak etmişti. Böylece Arap ve İslâm dünyası içinde bir denge tesis edilmiş, vaktiyle rakip olan iki aile, terazinin iki kefesine karşılıklı yerleştirilmişti.
Kalk Kudüs'e gidelim..
Çöp bidonlarının arasında dolaşalım. Bak şu küçük çocuk var ya vuracaklar onu!
Hani babasının arkasında duran.
Başını babasının sırtına dayayan çocuk. İşte o! Vuracaklar birazdan onu
.Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Endişe etme çocukların kalbine değen kurşunlar sekmezler hiçbir yere.
Siyon Yahudilerinin Hz. İsa'yı yeniden dünyaya getirmek için tarih boyunca gösterdikleri çabalar ortadaydı.
Kudüs ve Filistin çevresinde durmadan karışıklık çıkarmaları ve ortalığı kan gölüne döndürmek istemeleri bu yüzdendi.
dikkat ve imanla baksa insan gözü aleme
gökyüzüne, mine renkli kubbeye, parlak güneşe
yüce aleme, arşa, bir de bu en aşağıdaki yere
marifet dürbünü ile baksa insanın yüzüne
yalnız Sensin, sen!