Puan vermedi·90 syf.··
2026 14. kitabı
Barbaros Hayreddin Paşa'nın Hatıraları/ Yılmaz Öztuna İnceleme Osmalı Cihan Devleti'nin kaptan-ı deryası (Bahriye nazırı ve deniz kuvvetleri kumandanı) olan ve devrinin büyük milli kahramanı sayılan Barbaros, "Cihan Padişahı" Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle hatıralarını denizci, şair ve yazar dostu Murat Çelebi'ye (Muradi) dikte etti. Gazavat-ı Hayreddin Paşa (Hayreddin Paşa'nın Gazaları) adını taşıyan bu kitap, Osmanlı literatüründe gazavatname tabir edilen türün, verdiği bilginin orjinalliği bakımından, en değerlisidir. Türkçedir. (Sayfa 7) Cezair ve Tunus Fatihi Kaptan-ı Derya Babaros Hayreddin Paşa'nın kendi ağzından yazdırılmış hatıraları'nın olduğu bir eserdir. Hayreddin Paşa( Hızır Reis)'in Hayatı, Ailesi, seferleri, fetihleri'nin bulunduğu kısa ama etkileyici bir kitap.. Barbaros kardeşler olarak bilinen Fatih Sultan Mehmed'in Midilli Adasını fethedince adaya Türklerin yerleşmesini buyurduğu Sipahi ağası Yakup ağa'nın Oruç, Hızır, İshak ve ilyas adında dört oğullarıdır. İlk zamanlar ticaretle uğraşan kardeşler zamanla rodos şovalyeleri'nin baskıları sonucu Müthiş bir mücadeleye girişerek "Gaza" etmek zorunda kaldılar. Bu mücadelede Oruç reis'in Gayreti, emekleri ve mücadelesi de fevkalade mühimdir. Üç kardeşini Şehit veren Hızır (Hayreddin) Reis küffar'ın üzerine adete kabus gibi çökmüş, deryayı küffara dar ederken bir yandan da İspanya da ki zulüm altında kurtarılmayı bekleyen Endülüs Müslümanlarına can suyu olmuştur. Cezair ve Tunus gibi dönemin önemli ticaret limanlı devletleri'nin sahibi hatta yeni bir devlet kurabilecek bir imkan ve donanımda olmasına rağmen sadâkati ve vefa örneği sergileyerek.. Osmanoğulları zamanında Şehzade korkut, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın desteklerini unutmayıp bir çağrı mektubuyla Kanuni Sultan
Türk Tarihi
Barbaros Hayreddin Paşa'nın HatıralarıYılmaz Öztuna · Ötüken Kitap · 202157 okunma
sahabi'de rahmet sırrı
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
mirzabeyoğlu'nun dilinin hem aksiyon hem de tasavvuf anlamında bir olması benim için onu okunaklı kılan yanlardan birisi. içerisinde kimi zaman asrı saadet zamanın bir sokakta yürür gibi hissederken kimi zaman küffar ile savaş halinde de bulabilirsiniz. benim zihnimde en çarpıcı kalan kısımlardan birisi de sahabelere dil uzatma konusunda son derece hassas olmasıydı. sıffin savaşından bahsederken kelimleri o kada incelikle seçmiş ki had ve hudud bilme konusunda örnek oluşturmuş. nitekim rasulullah'ın "ashabım gökteki yıldızlar gbidir" hadisi düşünldüğünde bu hassasiyette olmamız ve buna karşı olan herkese karşı olmak gerek.
Din
Sahâbîlerin Rolü ve MânâsıSalih Mirzabeyoğlu · İbda Yayınevi · 1984125 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kürt-İslam Ayaklanması Üzerine Bir İnceleme
8/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:00
Uğur Mumcu'nun 1987'de yayımlanan "Kürt-İslam Ayaklanması" kitabı, 1925'te Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanını mercek altına alıyor. Mumcu, bu eserde isyanı salt bir etnik veya dini kalkışma olarak değil, emperyalist güçlerin manipülasyonu ve iç ihanet unsurlarıyla örülü bir olay olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kitap, Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir bağlamda, İngiliz istihbaratının rolünü ve yerel figürlerin yabancı güçlerle işbirliğini belgelerle ortaya koyuyor. Bu inceleme yazımda, Mumcu'nun eserinde vurgulanan Şeyh Sait'in ihanet ve pişmanlık ifadelerine, İngilizlerle olan bağlantılarına ve özellikle "Binbaşı Noel" olarak anılan İngiliz subayı Edward William Charles Noel'in faaliyetlerine odaklanacağım. Mumcu'nun kitabında Şeyh Sait, isyanın lideri olarak tasvir edilirken, hareketin arkasında İngiliz emperyalizminin gölgesi belirgin. İsyan, Musul sorununun Lozan Antlaşması sonrası İngiltere aleyhine çözülmemesi için Türkiye'ye karşı bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Nitekim bu ayaklanmadan sonraki ilk görüşmede İngiliz temsilci Lord Curzon: "Türkler, Kürtlere iyi davranmıyor" diyerek demografik yapısının yarısından fazlası Kürt olan Musul'un Türklere verilmesini "imkansız" olarak tanımlıyordu. Şeyh Sait'in İngilizlerle işbirliği, Mumcu tarafından belgelerle destekleniyor; örneğin, isyanın planlanma aşamasında İngiliz ajanlarının Kürt aşiretlerini bağımsızlık vaadiyle kışkırttığına dair raporlar yer alıyor. Aynı raporlar Kürt önderlerin, İngiltere'nin Irak ve İran elçiliklerine açıkça yardım talebinde bulunduğunu da yazıyor. Mumcu, Şeyh Sait'in mahkemedeki savunmasında "Ben adalet istemiyorum, merhamet, atıfet, af istiyorum. Adalet tatbik olunursa halim nice olur" diyerek ihanetinin farkına vardığını ve
Siyaset
Kürt-İslam AyaklanmasıUğur Mumcu · um:ag Yayınları · 2012422 okunma
Oğuz Kağan Destanı
Puan vermedi·120 syf.··
2025 48. kitabı
Bildiğiniz üzere milletlerin en eski kültür hazinelerinden biri destanlardır. Türk tarihi de şükür ki; bu türün bolluğuyla dikkat çekiyor. Oğuz Kağan Destanı da en önemli anlatılarımızın başını çekiyor. Çocukluk çağındayken masal olarak algılanarak okunacak bu destanı, biraz büyüdüğümüzde tarihi bir metin olarak algılamaya başlayacağız. Fakat yaşın ve yaşamın getirdiği olgunluğa eğer birazcık kültür ve mantık ekleyebilirsek destanların ne tarihi bir belge, ne de masal olmadığını görürüz. Destanlar, ait oldukları topluluğun yaşayış, inanç ve mitlerinin derlenerek o milletin özünü ortaya koyan yüzlerce yıllık bir birikimin verimleridir. Oğuz Kağan Destanı da bünyesinde barındırdığı birçok gerçeküstü durumun yanı sıra bize bu yüzlerce, hatta belki de binlerce yıllık özü sunduğu için kıymet biçilemez bir birikimdir. Tarihinde 16 büyük devlet kurmuş Türk milletinin bu şanlı destanını okurken aklıma Cemil Meriç'in mısraları geldi: "Kıtaları ipek kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…" Ne alakası var diyenler için destanımızın bana bu çağrışımı yaptıran kısmını da yazayım: "Ben sizlere oldum kağan Alalım yay ile kalkan Nişan olsun bize buyan Bozkurt olsun bize uran Av yerinde yürüsün kulan Daha deniz, daha müren Güneş, bayrak, gök, kurıkan" Kendilerine güneşi bayrak, göğü de çadır yapmak isteyen bir milletin destanı Oğuz Kağan! Her cümlesi özgür ve avcı ruhlu bozkır insanının türküsü gibi adeta. İlkokul sıralarındayken eminim ki herkes okumuştur ama sanırım olgunluk devrinde tekrar okuyarak yeni çıkarımlar yapmak ve mitlerimizi tekrar anımsayarak büyülü mazimiz üzerine derin düşüncelere dalmak keyifli olur kanaatimce. Kitapla ve sağlıcakla kalın... A.Kadir UYSAL - 21.05.2025
Oğuz Kağan DestanıKolektif · Kapı Yayınları · 202256 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 2. kitabı
Hamasın kuruluş sürecini öğrenmek isteyen herkese tavsiyedir. Açıkçası ben beğendim ve kitabın faydalı olduğunu düşünüyorum. Kitap bölümlere ayrılmış. İçinde bulundurduğu bilgiler hamasın üst düzey yetkilileri ile yapılmış olan röportajlardan ve kaynaklar dip not olarak belirtilmiş. Kendi açımdan beni etkileyen şey ise şu oldu; dünyanın neresinde olursa olsun, genel olarak küresel sorunlar asılda bir. Zalim, mazlum ve menfaatçi üçlemesinde gidip geliyor tüm meseleler.. Bir yandan küffar bir yandan hainler. Dünyanın her yerinde mücadele var. Özgürlük mücadelesi. Bedel ödeyen nice kimseler var. Kanla oluşan bir direniş... Hamasın oluşumunu dikkatli inceleyip okuyunca hemen anlaşılıyor zaten. Haklı kim, haksız kim? El hasıl fazla söze de gerek yok. Kitabı beğendim, tavsiyedir. (Bu arada kitap 2000 ler önceki hamastan bahsediyor. Son sayfalarında da genel olarak ürdün ve hamas ilişkilerini ele almış. Kitabın ikincisi henüz yok maalesef. Yani daha çok kitapta hamasın oluşumunu ve kabul görmesini göreceksiniz. İkinciside çıkar umarım yakın zamanda.)
Hamas - Anlatılmamış Bölümler 1Azzam S. Tamimi · Mana Yayınları · 201719 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 18. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2024 10:52
Eliezer Ben Yehuda isimli bir adamın, Yahudilerin tüm Dünya'ya yayılması sebebiyle sadece ibadet sırasında kullanılan ve konuşulmayan, ölü bir dili yani İbranice'yi yeniden sokağa indirip konuşulan bir dil haline getirmesini anlatan bir eser. Kitaptan alıntı şeklinde şu kısım; "Eliezer Ben-Yehuda'nın hayat hikâyesine yakından bakıldığında, onun İbraniceyi diriltmek için başlattığı seferberliğin üç temel prensibe dayandığı görülür: 1. Tarih huzurunda kendine bir ödev vermek ve hayatını buna adamak, 2. Dış şartların olumsuzluğundan hiç yılmadan, işine odaklanmak 3. Gayretle ve dava şuuruyla, gece gündüz çalışmak." büyük dersler içeriyor. Kitabı okurken, insanın bir dava şuuruyla hareket ettiğinde, davası uğrunda büyük fedakârlıklar yaptığında bütün yolların nasılda açıldığını apaçaık görüyorsunuz. Müslümanlar olarak daha çok çalışmamız gerektiğinin idrakine varmamak mümkün değil. Malesef küffar durmuyor, kitabı okuyunca korkunç bir hırsın ve adanmışlığın olması insanı derin bir muhasebeye sevk ediyor. Taha Kılınç hocamız bütün ayrıntılarıyla Eliezer üzerinden dava şuurunu çok akıcı ve dolu bilgilerle harika bir şekilde kirabında aktarmış. Rabbimiz "Özgür Kudüs" kitaplarını da okumayı, o günleri bizlere de görmeyi nasip etsin.
1000Kitap
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,080 okunma