Uğur Mumcu'nun 1987'de yayımlanan "Kürt-İslam Ayaklanması" kitabı, 1925'te Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanını mercek altına alıyor. Mumcu, bu eserde isyanı salt bir etnik veya dini kalkışma olarak değil, emperyalist güçlerin manipülasyonu ve iç ihanet unsurlarıyla örülü bir olay olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kitap, Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir bağlamda, İngiliz istihbaratının rolünü ve yerel figürlerin yabancı güçlerle işbirliğini belgelerle ortaya koyuyor. Bu inceleme yazımda, Mumcu'nun eserinde vurgulanan Şeyh Sait'in ihanet ve pişmanlık ifadelerine, İngilizlerle olan bağlantılarına ve özellikle "Binbaşı Noel" olarak anılan İngiliz subayı Edward William Charles Noel'in faaliyetlerine odaklanacağım.
Mumcu'nun kitabında Şeyh Sait, isyanın lideri olarak tasvir edilirken, hareketin arkasında İngiliz emperyalizminin gölgesi belirgin. İsyan, Musul sorununun Lozan Antlaşması sonrası İngiltere aleyhine çözülmemesi için Türkiye'ye karşı bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Nitekim bu ayaklanmadan sonraki ilk görüşmede İngiliz temsilci Lord Curzon: "Türkler, Kürtlere iyi davranmıyor" diyerek demografik yapısının yarısından fazlası Kürt olan Musul'un Türklere verilmesini "imkansız" olarak tanımlıyordu.
Şeyh Sait'in İngilizlerle işbirliği, Mumcu tarafından belgelerle destekleniyor; örneğin, isyanın planlanma aşamasında İngiliz ajanlarının Kürt aşiretlerini bağımsızlık vaadiyle kışkırttığına dair raporlar yer alıyor. Aynı raporlar Kürt önderlerin, İngiltere'nin Irak ve İran elçiliklerine açıkça yardım talebinde bulunduğunu da yazıyor. Mumcu, Şeyh Sait'in mahkemedeki savunmasında "Ben adalet istemiyorum, merhamet, atıfet, af istiyorum. Adalet tatbik olunursa halim nice olur" diyerek ihanetinin farkına vardığını ve