Musa Eroğlu şarkı sözleri Kurumuş Toprak Gibiyim Zamansız Yağmur Beklerim Dağlar Girdi Aramıza Taş Çürüsün Yol Utansın Diken Sardı Ellerimi Naz Etmesin Gül Utansın Ben Ayrılık İstemedim Sebep Olanlar Utansın Ülker Vurdu Yaprağıma Mevsim Dursun Güz Utansın Çürümüş Yaprak Gibiyim Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın Nöbetin bekleyin alır keşiğin Beklemeli bir sultanın eşiğin Günde yüz bin kere yüzler sürmeli Açtırdım kapıyı girdim içeri Aklımı başımdan aldı o peri Dedim sende buldum halis gevheri Dedi yok yok bir mihenge sürmeli Seher vakti çaldım yarin kapısını Baktım yarin kapıları sürmeli Hoş bulmadım otağının yapısını Çıkageldi bir gözleri sürmeli
Müzik
Yaylada demli bir çay Sırt ve golezena yaylalarında şenlikler düzenlenmeye başlandı golezenada horonlar şenlik saatini bile bekleyemiyor şenliklerde zirvelerin karakterine uygun sert oyunlar oynanıyor Atlas sayı 103 ekim 2001 Kul Nefsani çoban Ahmetin yanına gelmişti koyun keçesinden yapılmış olan çizmeleri onu kışın com comlu buzlu havasında sıcak tutardı o da koyunlarına kuzularına teşekkürünü yerine getirmek için kaval çalar koyunların bereketini çoğaltırdı onları aşk ile seviştirirdi çoban baba yüksek zirveler sert olur evlat biz coşkumuzu yaylalarda oyunlarda geçirir insan soluğu bize sıcaklık verir diyordu Çoban Ahmet bu karadenizin sisli dağlarının en eski çobanıydı halâ dinç bir şekilde keçilerine emanetçilik ediyordu sıcak bir çoban çayı ikram etti misafire Allaha şükür kula teşekkürü unutma evlat dedi ve misafirini uğurladı Rizeyi karış karış dolaşan Nefsani şimdi Karadenizde insana sessizliğiyle huzur veren başka bir köşeye gelmişti Golezana yaylası için Kul nefsani şunları söylüyordu burada sessizliği ve huzuru buldum sükunet ve huşu arayanlar mutlaka buraya gelin laz insanı ile birlikte tütün sarın yaylalara çıkın ve çoban Ahmet bu rizelilerin laz insanının şakacı olduğunu söylemişti ona Golezanya yaylası Rizenin ardeşen ilçesine bağlı şehir merkezine 50 km elinde fotoğraf makinesini unutmamıştı Nefsani bastığımız toprakta iz bırakmayı severiz ve bu izler bazen gönülde bazen toprakta anı olarak kalır dedi devam etti
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allah'a kulluk edin ki kula kul olmayın!
بسم الله الرحمن الرحيم اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّاتُ الْفِرْدَوْسِ نُزُلًاۙ‌ـ﴿١٠٧‌ـ﴾ 107- İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için makam olarak Firdevs cennetleri vardır. (18-Kehf) (16. Cüz-1. Hizb) Mealli Kur'an - 303
Kur'an-ı Kerim Meali
İnsan birikmeden ibaret
Hayat, seçeneklerin çokluğundan dolayı çok yorucu hale gelebiliyor. Seçenekler, henüz var olmayan şeyler olduğu halde, farkına varmadan onları kendimize yük ederiz. Bu yükler yeri geliyor insanı hasta ediyor, perişan ediyor; anı yaşamaktan alıkoyuyor. İnsan, geçmişin yorgunluğu ile geleceğin belirsizliğini sırtlanıp anı yaşamaya çalışıyor. Kulağa bile çok gereksiz bir ağırlık oluşturuyor bu cümle... Hep gönlümüzce olacak diye bir şey yok. Gönlümüzdeki hayır mıdır bilmeden ısrar etmemek gerek. Bazen kalp kırıklığıyla, bazen de büyük bir veda gerektirecek kararlar almak zorunda kalabiliriz. Bu ihtimal hep var. İsterken, kimden istediğimizin farkında olarak istemeliyiz. İsteklerimizi sunduğumuz, bizi bizden iyi bilen, hayrı ve şerri tayin eden Yüce Mevla'mızdır. Ondan hayrı tayin etmesini istemeliyiz. Kula bazen kendi istekleri hayır gibi görünür ve bunda ısrar eder. Gerçekte öyle olabilir de olmayabilir de. Her şeyin yüzde elli ihtimali ile hareket etmek ve bu şekilde dua etmek gerekir. İhtimaller henüz yaşanmadı ve yaşanmayan şeylerin yükünü taşımak insanı bedenen de ruhen de yıpratır, yaşlandırır. Mutluluk bu dünyada pek mümkün değil. Bir dakika önce gülerken bir dakika sonra ağlar duruma düşebiliriz. "Mutluluk aslanın ağzında", biz huzurlu olmaya bakalım. Huzuru verecek olan da belli. Allah'ım; gönderdiğin her hayra, hissettirdiğin her güzel duyguya, vefaya ve daima kaderimiz için hayrı tayin edişine muhtacım. Bana ve sevdiklerime hayrı tayin et Rabbim. Ve bizi bundan mutmain kıl...
Ben şairim
Ben şairim, yazarım; Bilsen ne sözler yutarım. Bende değeri yoktur, Rabbini bırakıp kula tapanın. Ben şairim, gördüğümü Kanlı kalemle yazarım. Uzun uzun anlatsam da, Kanım şiirlere damlatsa da, Nice vicdanlıları ağlatsa da, Ben doğru neyse Onu kendimce yazarım. Mekân belli, iki karış toprak; Kan içinde Filistin, Doğu Türkistan, Boşnak. İlim olur şeytanın elinde boş bir laf, Ben ilmi içimde, kini dışımda yazarım. Sözü bilmez kalemi paradan, Bana da doğuştan vermiş Yaradan. Yüreksizin sözü olmaz; Öğütten ve yaranmaktan. Ben sözümü, ölüm varmış gibi yazarım. Masal dinlemem, sevmem de; Hiçbir haksıza boyun eğmem de. Felek gibi kalbimi parça parça etsen de, "Enel Hak" der, Kendi ruhumla yazarım.
Şiir
İbretname
Zâhidâ aç gözünü dünyaya bak da ibret al! Bu direksiz kubbe-i minâya bak da ibret al! Zikr-i Mevlâ ile her dem kalbini saf eyle… Daima mir’at gibi dünyâya bak da ibret al! Ârif ol çekme fenânın zerre denli minnetin; Her kula bâr-ı Hüdâ’dır verdi evvel kısmetin; Görmek istersen Cenâb-ı Kibriyâ’nın hikmetin; Her seher vaktinde gel deryâya bak da ibret al… Kanı noldu bu cihâna geldi bunca kahramân; Birbirini katledip anlar da oldu imtihân; Yel esip tahtın götürdü [noldu] Süleymân zamân; Devlet-i İskender-i [dâra] bak da ibret al… Ey Ömer gel sen inanma bu fenâ devletine; Bu cihan bir zendir aldanma bunun ziynetine; Pâdişâh da olsa derler er kişi niyetine; Var musallada yatan mevtâya bak da ibret al… Âşık Ömer Rahmetullahi Aleyh
Şiir