*ÂB-I HAYAT - 4822*
Büyükler buyurdular ki;
Bileşik kaplar usulü olarak, herkesin kalbinden, yandakine, sağdakine, ilerdekine, ne varsa, bileşik kaplar usulü olarak sevgi ve muhabbet akımı vardır. Bunu Mübarek Hocamız daha Kuleli'ye ilk gittiğimiz zaman anlattılar. Bileşik kaplar dersini anlatıyorlardı, suyu bir yerden koydular, öbür tarafa aktı, su gitti geldi, gitti geldi ve sonunda bir yerde durdu. İşte efendim, bileşik kaplar usulü olarak müminler bir araya gelirse, birinin kalbinden diğerine, diğerinin kalbinden buraya mutlaka sevgi ve muhabbet akımı başlar, buyurdular.
*Huzur Pınarı*
huzurpinari.com
Celal Sılay, odasında ölü bulundu.
...
Bursa'nın Napoleon'u
Celâl'in Bursa Askerî Lisesi'ndeki adı Napoleon'muş.
O dönemde de kabına sığamadığı için, Bursa'nın altını üstüne getirmiş. Sonra Kuleli'ye nakletmişler. Sivil olunca bir süre Ankara Caddesinde Vatan'da, başka gazetelerde oyalanmış. Büyük aşklar yaşamış. En büyüğü bir hayal kırıklığı ile sonuçlanmış. Uğruna, eşden dosttan borç para alıp, koca bir Paris seyahatini göze aldığı sevgilisini orada bir Fransız'ın kolunda ve hâmile olarak görmek, Celâl'i yıkmış. Bir gece içinde bütün saçları dökülmüş.
...
Baş-kalarının ona yaptığı haksızlıklardan, küçük düşürüşlerden, o öcünü en olmayacak dostlarına hücum etmekle alıyordu. Tam Celâl'ce bir tepki. Bu geçimsizliğinin çok zararını çekti. Ama başka türlüsü elinden gelmiyordu. Yaşamı boyunca ekmek parası yüzünden olmayacak ödünler verdi. Dizine kadar gelmeyen küçük adamların yüzü-ne güldü. Ali'nin külâhını Veli'ye giydirdiği oldu.
...
Onun «Cemile'nin Elleri» adlı şiirini ise hem çok sevmiş, hem de şaka olsun diye Karadeniz diyalektiğine çevirip, parodisini yapmıştım. Ve buluttan nem kapan mizacına karşın, Celâl kızmamış, alınmamış, candan candan gülmüştü. Yapıtının sağlamlığına güvenen her sanatçı gibi, şakasını da iyi karşılamıştı.
...
Onu, ölümünden üç dört ay önce her zaman oturduğu Divan kahvesinde görmüştüm. Ayaküstü hatır sordu. Bir yorgun ve sinirli günümdü.
– Her şey bana boş ve anlamsız geliyor Celâlciğim, dedim.
Eksik dişlerini göstererek:
– He he he diye güldü. Sonra ciddileşti. Sen de nihayet anlamışsın, dedi. Halinde, sesinde, sesinin tonunda gerçeğe kendinden biraz daha geç de olsa, erişmiş bir müridini yüreklendiren bir şeyh edası vardı. Onun bu hali de, beni güldürdü.
Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil
Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, 79 yılda yaşadıklarını ve anılarını Sözcü'ye anlattı. Henüz 9 yaşındayken 1200 evin kül olduğu büyük yangında alevlerden kurtuldu, ömrü dağlarda hainlerle çatışmalarda geçti, ter*örle mücadelenin efsane ismi oldu.
*
sozcu.com.tr/hollywood-dan-d......
*
Sözcü Gazetesi #EminÖzgönül Emin Özgönül
12 Eylül sabahı bir otel odasında başlayan serüven, Türkiye’nin darbe dolu siyasi tarihinden bir bireyin içsel yolculuğuna uzanıyor. Mustafa Yılmaz’ın kaleminden çıkan İki Darbe Arasında Bir Ömür, askerî disiplinin, gençlik hayallerinin, ideolojik çatışmaların ve yarım kalmış aşkların iç içe geçtiği samimi bir otobiyografi.
Yazar, 1980 ve 2016 darbeleri arasında geçen yaklaşık 40 yıllık hayatını anlatırken yalnızca kendi hikâyesini değil, aynı zamanda bir neslin hafızasını da kayıt altına alıyor. Kuleli Askerî Lisesi’nden Kara Harp Okulu’na, taşra görevlerinden İstanbul sokaklarına uzanan bu anlatı; devletin, toplumun ve bireyin birlikte dönüşümünü etkileyici bir içtenlikle ortaya koyuyor.
Kitap, sadece askerî veya politik ilgisi olanlara değil, herkesin içinde bir yerlerde saklı duran “ilk aşk”ı, “ilk hayal kırıklığı”nı ve “kimlik arayışını” hatırlatıyor. Yazarın “Berlin” adını verdiği çocukluk aşkı ise bu anlatının duygusal eksenini oluşturuyor.
Kimi zaman hüzünle, kimi zaman hayretle okunacak bir metin olan İki Darbe Arasında Bir Ömür, yaşanmışlığın ağırlığını hisseden ama aynı zamanda geçmişiyle hesaplaşmaktan çekinmeyen cesur bir ses olarak dikkat çekiyor.
🖊️ Samimi, politik, insani…
Mustafa Yılmaz, hayatına temas eden herkesle bir vefa borcunu ödemek, hatırladıklarını unutturmamak için bu satırları kaleme almış.
Bu kitap, bir askerin değil; bir evladın, bir öğrencinin, bir âşığın ve bir vatandaşın ömrü.
İki Darbe Arasında Bir Ömür
12 Eylül sabahı bir otel odasında başlayan serüven, Türkiye’nin darbe dolu siyasi tarihinden bir bireyin içsel yolculuğuna uzanıyor. Mustafa Yılmaz’ın kaleminden çıkan İki Darbe Arasında Bir Ömür, askerî disiplinin, gençlik hayallerinin, ideolojik çatışmaların ve yarım kalmış aşkların iç içe geçtiği samimi bir otobiyografi.
Yazar, 1980 ve 2016 darbeleri arasında geçen yaklaşık 40 yıllık hayatını anlatırken yalnızca kendi hikâyesini değil, aynı zamanda bir neslin hafızasını da kayıt altına alıyor. Kuleli Askerî Lisesi’nden Kara Harp Okulu’na, taşra görevlerinden İstanbul sokaklarına uzanan bu anlatı; devletin, toplumun ve bireyin birlikte dönüşümünü etkileyici bir içtenlikle ortaya koyuyor.
Kitap, sadece askerî veya politik ilgisi olanlara değil, herkesin içinde bir yerlerde saklı duran “ilk aşk”ı, “ilk hayal kırıklığı”nı ve “kimlik arayışını” hatırlatıyor. Yazarın “Berlin” adını verdiği çocukluk aşkı ise bu anlatının duygusal eksenini oluşturuyor.
Kimi zaman hüzünle, kimi zaman hayretle okunacak bir metin olan İki Darbe Arasında Bir Ömür, yaşanmışlığın ağırlığını hisseden ama aynı zamanda geçmişiyle hesaplaşmaktan çekinmeyen cesur bir ses olarak dikkat çekiyor.
🖊️ Samimi, politik, insani…
Mustafa Yılmaz, hayatına temas eden herkesle bir vefa borcunu ödemek, hatırladıklarını unutturmamak için bu satırları kaleme almış.
Bu kitap, bir askerin değil; bir evladın, bir öğrencinin, bir âşığın ve bir vatandaşın ömrü.
İki Darbe Arasında Bir Ömür
12 Eylül sabahı bir otel odasında başlayan serüven, Türkiye’nin darbe dolu siyasi tarihinden bir bireyin içsel yolculuğuna uzanıyor. Mustafa Yılmaz’ın kaleminden çıkan İki Darbe Arasında Bir Ömür, askerî disiplinin, gençlik hayallerinin, ideolojik çatışmaların ve yarım kalmış aşkların iç içe geçtiği samimi bir otobiyografi.
Yazar, 1980 ve 2016 darbeleri arasında geçen yaklaşık 40 yıllık hayatını anlatırken yalnızca kendi hikâyesini değil, aynı zamanda bir neslin hafızasını da kayıt altına alıyor. Kuleli Askerî Lisesi’nden Kara Harp Okulu’na, taşra görevlerinden İstanbul sokaklarına uzanan bu anlatı; devletin, toplumun ve bireyin birlikte dönüşümünü etkileyici bir içtenlikle ortaya koyuyor.
Kitap, sadece askerî veya politik ilgisi olanlara değil, herkesin içinde bir yerlerde saklı duran “ilk aşk”ı, “ilk hayal kırıklığı”nı ve “kimlik arayışını” hatırlatıyor. Yazarın “Berlin” adını verdiği çocukluk aşkı ise bu anlatının duygusal eksenini oluşturuyor.
Kimi zaman hüzünle, kimi zaman hayretle okunacak bir metin olan İki Darbe Arasında Bir Ömür, yaşanmışlığın ağırlığını hisseden ama aynı zamanda geçmişiyle hesaplaşmaktan çekinmeyen cesur bir ses olarak dikkat çekiyor.
🖊️ Samimi, politik, insani…
Mustafa Yılmaz, hayatına temas eden herkesle bir vefa borcunu ödemek, hatırladıklarını unutturmamak için bu satırları kaleme almış.
Bu kitap, bir askerin değil; bir evladın, bir öğrencinin, bir âşığın ve bir vatandaşın ömrü.
İki Darbe Arasında Bir Ömür