9/10
·764 syf.··
2024 14. kitabı
serinin üçüncü ve feyre bakış açısı ile yazılan son kitap bu kitap. bu açıdan bir hikayenin sonuna gelmiş hissettiğimden bu kitaba yorum bir türlü yazamıyorum. yazarın bu seride okuduğum kadarı ile, olaylardan daha çok ilişkileri örmek ve onları anlatmakla ne kadar doğru bir karar verdiğini tekrar tekrar iliklerime kadar hissettim kitap boyunca. üç bölüme ayrılmış kitap, ki bence ilk bölüm "leşlerin prensi" tam olarak adını hak ediyor. tamlin'in hırsı yüzünden olayların nereye varacağını gördüğümüz nokta ile biten 2. kitap, feyre'nin gözü dönünce neler yapabileceğini gözler önüne serdi bu bölümde ki - yaptıklarından bir yerde pişman olduğuna kesinlikle eminim- ama yine de yaptıklarını, gözlem gücünü oyun kurmasını ve bir saray yöneticisi gibi davranmasını oldukça sevdim. rhys ile yaşadıkları şey hat safhaya çıkarken, feyre'ye duyduğu saygı gerçekten göz yaşartacak cinstendi. (belki de standartları bu denli düşük olan her kıza bi ufak mesaj da içeriyor olabilir bilemedim. :d) bu arada amren ile varian arasındaki gelişme gerçekten çok hoş değil miydi ? yaz sarayındakileri ve hellios'u gerçekten diğer saraylarda en sevdiğim karakterler oldu. lucien'i bile bu denli sevmediğim aşikar. pis tilki. (şaka şaka) kemik oymacısı, dokumacı ve kütüphanedeki korku karakteri de oldukça iyi düşünülmüşlerdi ve tabi ki oymacının istediği o ayna. her sayfasını merakla okudum ama evrenin giderek genişlemesi ve her karakterin bu denli detaylarla anlatılması savaştan daha çok dikkatimi çektiği açık söylemek gerekirse. zaten bu seriyi okumayı zevkli kılan kısım da, o arkadaşlıkların derinliklerine kadar görebiliyor oluşumuz değil mi. tüm planlı olayların hepsinin mantık hatasına yer bırakmadan ilerlemesi ve tüm o duyguyu okuyucuya geçirmesi (yazara alkışlar burada gidiyor.)... bu kitap bir
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,510 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 105. kitabı
Her Ay Okuyanlar Kulübü Sibel Dülger Yokuştaki Ev Eseri elime alıp ilk hikayeyi okumaya başladığım andan itibaren eser beni öyle bir sarıp sarmaladı ki her bir öykü kalbimde taht kurdu.Sanırım uzun zamandır kadına dair kaleme alınan en iyi öykü kitaplarından biriydi #yokuştakiev Zorluklarla mücadele eden,yaşama sımsıkı tutunmaya çalışan yaşadıkları bir çok olumsuzlardan sonra silkenip kendine gelen dimdik ayakları üzerine kalkıp yeniden başlama cesaretini bulan bir çok kadının hayat hikâyelerine konuk olduğum bu dokuz öykü tam bir rehber niteliğindeydi.Öykü deyip geçmeyin hepsinin verdiği mesaj kıymetli ve özeldi.Öykü aralarında ki çizimlerde esere ayrı bir güzellik katmıştı arkadaşlar Baharın Kalbinde Bir Kadın öyküsünde,onaylanmaktan daha çok anlaşılmayı beklediği dönemde annanesinin kanatları altındaki o güvenli limana sığınan bir kadının hikayesiydi Küller Kadar Sessiz öyküsünde,eşi tarafından aldatılan kadının ihanete göz yummayıp,kafası dik,alnı pak,kapıyı çekip çıkışını okurken Gözlerin Gölgesinde öyküsünde,yıllarca kanını kene gibi emenlerin masasından sessizce kalkıp İstanbul sokaklarını arşınlayan kadının,hayırsız kocasına sabrı kalmayan ardında “Gitme”anne diye yalvaran çocuğunu bırakıp giden bir kadının gidişine şahit oluyoruz. İnci Küpe öyküsünde,kocası tarafından kişiliği yerden yere vurulan ,toplumsal baskılar yüzünden hiç sesi soluğu çıkmayan,kol kırılır yen içinde kalır diye diye sabreden bir kadının,kocası olacak cibilliyetsizin yediği naneler ayyuka çıktığında ortaya çıkan acı gerçeklere bir de hiç sahip olmadığı inci bir küpe eşlik ettiğinde yaşadığı hayal kırıklığı gururu kıran yüreğe dokunan bir andı arkadaşlar.. Birbirinden farklı kadınların hikâyelerinde hüzünde vardı umutta.Kadına dair kaleme alınan eserleri okumayı seviyorsanız kesinlikle bu kıymetli eseri okuyun
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202639 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·304 syf.··
2026 12. kitabı
Tarihi ve mitleri hep zafer sarhoşu erkekler yazar; ancak o savaşların asıl enkazını ve o enkazın altından dimdik doğrulan asıl gücü sadece kadınlar bilir. Madeline Miller, Troya’lı Kadınlar’da kılıç şakırtılarının, şan ve şöhret delisi Akhilleus’ların ya da Hektor’ların gölgesinde kalmış o mağrur duruşu gün yüzüne çıkarıyor Bu eser, basit bir mitoloji anlatısı değil; muktedirlerin dünyasında nesneleştirilmeye, köleleştirilmeye çalışılan bir ruhun, kendi varoluşunu korumak için verdiği o sessiz ama devasa savaşın felsefesidir. Troya küller altında kalabilir, krallıklar yıkılabilir; ama insanın kendi içindeki o vahşi, boyun eğmez özü asıl yangındır. Miller bize bir kez daha kanıtlıyor: Gerçek asalet, altın tahtlarda oturmak değil; her şeyini kaybettiğin o en karanlık ayazda bile zihnini ve gururunu kimseye teslim etmemektir. Sarayların sahte ışıklarına sırtını dönüp, kendi kaderinin yasını da zaferini de kendi elleriyle yazanların başucu eseri.
Troyalı KadınlarPat Barker · İthaki Yayınları · 2023305 okunma
1/10
·%54 (418/764 syf.)
İlk kitap güzel ve çirkin uyarlamasıydı bu kitap da tevrat-ibrani mitolojisi uyarlaması olmuş. Yazarın yazamadıkça yazmış olması beni bıktırdığı için 400lerdeyken bıraktım zaten o kadar saçma ki kurgu merak da edemedim bu iş nereye gidiyor diye .. çok abartılmış bir yazarmış bunu görmüş oldum. lobi pr'ı.
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,510 okunma
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim…
Puan vermedi·144 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Eve 'döner' insan hep... Kendi olamadığında da, kendi olduğunda da... Dünyanın yükünü sırtına aldığında da, yükü indirip kanat taktığında da... Yıkıldığında da, kalktığında da... Hatta italik durduğunda da... İnsanın dönebileceği tek yer vardır da; hep döndüğü yer hiç dönemediği yerse mesela, neresidir o yer? "Kapıyı çalma sevgilim evimizi yaktım." O yeri de yaktım. Gemileri karaya oturtup suları Ay'a bırakıp limanı da yaktım; yenisi inşa olana kadar... Bir yükü indiremeden bir yükü aldığım sırtıma bir yük daha aldım... Ondan da anladım. Yol nereye? İşte... Eve... Anlaşılmamış her kelimem, itelenmiş her susuşum heybemde; daha derin susuşlardayım, "Senin kapıların benim evime açılmaz artık." "Herkes kendi zalimini; elleriyle kendi yaratır." Unutma beni; hikâyenin tam neresinde yarattığını. "Tanrı seni, affetsin. Ben, mahşerde de dönüp bakmayacağım yüzüne." Ve sen vebal terazisinden düştüğünde dizlerinin üstüne, sorumlu olduğun iki çift gözün bakmadığından da Elif gibi emin olacağım. "Bir yangının ardından sadece küller kalmaz, yanmış olmak da kalır. Bunu, nerede söndürsün insan?" Hak ve haksızlık bandında, haksızlık çemberine takılı, evini bulamayan bir dönemden geçerken yaptığım okuma ile yaşadıklarıma dokunan cümlelere hissettiklerimi geçtikten sonra diyorum ki; instagramı mı kitaptan okudum yoksa kitabı mı instagramdan okudum karar veremedim. Sanırım reklamı çok iyi yapıldı kitabın. Dokunduğu duygular hepimizin hissettiği ya da hayat yolunda hissedebileceği duygular olsa da derinleştirilebilir ve geliştirilebilirdi diye düşünmekten kendimi alamadım. Yazarımızın emeğine sağlık diyelim. Yüreğimizdeki çocuk ve cebimizdeki revolver ile dilerim; Keyifli okumalar.
Edebiyat
Eve Döner İnsan HepAli Bayam · Hayykitap · 01,031 okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 06:45
Öykü okumalarıma iyi öykü yazarlarının takip ettiği birisi olduğu için Semrin Şahin'le devam etmek istedim. Küller, 17 öyküden oluşan 2023 basımlı son kitabı. Kahramanlarını gündelik hayattan seçiyor ve gündelik olayları anlatıyor. Biraz fantastik biraz gizemli ama sert ve etkileyici bir anlatımı var. Yalnız çok özgün biri. Beğendim. Kadınlık, kadına şiddet, erkeklik, erkek çocuğunun marazları, masumiyeti, toplumsal hafızadan acı olayları merkeze alan öykülerdi. Öykülerde kadın, erkek, çocuk ve hayvanlar dörtlüsü yoğun işlenmiş. Birbiriyle, doğayla ilişkisine çok vurgu yapılmış. Açıkçası altını çizebileceğim pek yer olmamasına rağmen anlatımıyla beni etkiledi. Öykü mutfağından değişik bir lezzet tatmak isteyen öyküseverlere özellikle tavsiye ederim.
KüllerSemrin Şahin · İthaki Yayınları · 202318 okunma