Kitap 23 yaşında bir Edebiyat öğrencisinin bir birliktelikten hamile kalması ile başlıyor. Zaten asıl olay da bebekten kurtulmak için yaşadıkları. Okurken ayağımda bebeğimi sallıyor olduğum için mi bu kadar etkilendim bilmiyorum ama ürperdim, üzüldüm... Kızın cahil cesaretine hayran mı olayım, toplum tarafından sıkışmışlığına mı çaresizliğine mi ve tüm düzenlerde aslında böyle şeylerin hep kadınların sorunları oluşlarına mı kızıp da darılayım bilemedim.
Otobiyografik tarzda olan hikayeyi okurken yazarın anlatışından zaten gerçekten yaşamış olduğunu anlıyorsunuz. O çok net geçiyor yani. İşte tam da bu yüzden o his kaldı. Boğazımda yutkundukça batan bir yumru kaldı.
OlayAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,107 okunma
Henüz bir yaşında olan oğluma kitaplık oluşturmak niyeti ile edindim. Fikrim olması açısından da önce ben okumak istedim. Çocuğun kitaplardan korkan çocuk hastalığına yakalanmış olması fikrini ve bunun görme engelli birisi tarafından fark edilip gözlük ile çözülmesini beğendim. Çocuğun kendi arzularının oluşu ve görme engelli dedenin pişmanlığı da kitapta çok samimi durmuş. Ama çeviriden mi kaynaklıdır bilemiyorum dedenin yalan söylediğini itiraf edişini çocuklar için pek uygun bulmadım. Çünkü çocuk yalanı bilmez, yalan ancak yalanla öğrenilir. Dedenin geçmişte yaşadığı macera dolu hayatı çocuklar için merak unsuru niteliği barındırıyor olsa da güzellikle bir son bulmamış. Yani bu son çocuğa bence pek de bir şey katmamış. O yüzden benim puanım 5.
Tahsin Yücel'in kalemi ile tanıştığım eser, Kumru ile Kumru. Akıcılık ve dilin sade, anlaşılır biçimde oluşunu beğendim fakat bana çok klişe geldi o yüzden sıkıldım biraz. Yeşilçam filmleri tadında bir esermiş, tabii ben başlayınca anladım. Bu tarz şeyleri sevmediğimi anlamamı sağlayan bir eser oldu kendisi bana. Bu arada ortaokulda okusam belki severdim, belki de kitaba ben geç kalmışımdır yani siz yine de bir şans verin isterim.
Hafif bir akşamüstü esintisi gibi geldi ruhuma. Keyifle okudum. Ve yazarın Karamürsel'li olduğunu öğrendim, çok sevindim. Toprağım Oruç Aruoba ellerine sağlık.
Taksicilerin indi bindi diye tabir ettiği o kısacık mesafede bile okunabilecek bir eser. Çok da tatlı. Bir Amerikan yayın evi yüz bin adet basıp ücretsiz bir şekilde dağıtmayı teklif etmiş, yazar mutlulukla kabul etmiş. Buna da mukabil yazar, en gurur duyduğum öyküm diye de kitabın sonuna eklemiş. Çok hoşuma gitti. Darısını başımıza diliyorum.