Bitecek korkusuyla uzunca bir zamana yayarak okudum kitabı. Çok güzeldi. Turgut da, Selim de kafamın içinde konuşan ve asla susmayan iki ses oldu bu süre boyunca. Fakat asıl beni vuran kısım şuydu:
"Ben o zamanlar, Selim'le ciddi bir tavırla konuşan herkesi, onun ciddiye aldığını anlamyordum. Gülmek, onun icin bir korunma aracıydı. Hiçbir şeyi unutmadı ve her olaydan, hayatının sonuna kadar rahatsız oldu. Mümkün olsaydı biletçinin kızıyla ve yolda gözünün ucuyla gördüğü her kızla evlenirdi. Biletçiyle ve herkesle dost olurdu. Sözün gelişi değil, gerçekten yapardı bunu. Bunu yapamayacağını anlayınca, Selim olarak yaşamanın imkansızlığını görünce hayatın hızlı akışı içinde, küçük anları sonuna kadar yaşayamayacağını sezince önce büyük bir ümitsizlik ve korkuya kapıldı, bütün gücüyle varlığını korumaya çalıştı."
Sevgili Selim Işık, tanıştığımıza çok memnun oldum. Sen beni tanımadın ama Turgut'un seni anlattığı şu satırları okurken ne denli benzediğimizi şaşırarak gördüm. Benim tek farkım henüz silahın sahneye çıkmamış olması. Belki de hiç çıkmayacak, henüz bilmiyorum. Anlamak, dinlemek ve görmek isterdim seni, her anlamda ve her zaman diliminde.
Beni de yaz, Tutunamayanlar listesine.